Devrimin yazarından seçme öyküler

Adamın biriyle konuşuyordum. Sizin Ruslardan, sert bir adam. Ona kalırsa, gönlünün dilediği gibi değil de Tanrı’nın buyurduğu gibi yaşamalıymış. Tanrı’ya yakarırsan dilediğin her şeyi verirmiş sana. Oysa kendisi delik deşik, yırtık pırtık giysiler içindeydi. Dedim ki “Sana yeni giysiler vermesi için Tanrı’ya yakarsana!” Kızdı, sövüp sayarak kovdu beni. Oysa az önce insanları bağışlamam, sevmem gerektiğinden söz ediyordu. Eğer sözlerim ona dokunduysa beni bağışlasaydı ya. Al işte sana öğretmen! Başkalarına az yemek gerektiğini öğretir, kendileri günde on öğün tıkanırlar.



13-10-2019 00:11

Şadi Eraslan

Ezilenlerin, yoksulların, dilencilerin, aşıkların ve doğar doğmaz hayata bir adım geride başlamak zorunda bırakılanların tasvir edildiği, her insanın kendinden bir parça bulacağı eserler olarak karşımıza çıkan Maksim Gorki’nin Seçme Öyküleri dört cilt olarak geçtiğimiz günlerde Yordam Edebiyat tarafından basıldı.

Maksim Gorki’yi dünyada yaşayan tüm halklar için vazgeçilmez bir yazar kılan sadece yoksulluk içinde büyümesi olmamıştır. Maksim Gorki’yi bizim için değerli kılan en önemli özelliği yoksulları, emekçileri ve ezilenleri yaptığı edebiyatın kaynağı haline getirmesidir. Her zaman emekçi halktan yana aldığı tavır ile Rusya'da gerçekleşen büyük Ekim Devrimi’nin de büyük bir destekçisi olmuştur.

İnsanlık tarihine baktığımızda daha rahat yaşamak için başkalarının sefalet içinde yaşamasına ihtiyaç duyan bir sınıfla karşı karşıya kalıyoruz. Tarih içinde bu sınıflar ne kadar isim değiştirirse değiştirsin en temel özellikleri başkalarına ihtiyaç duymalarıdır. Geçmişte veya günümüzde ezilenlerin sömüren sınıflara karşı mücadelesi sadece sokakta yapılan eylemlerle sınırlı kalmamış, bu mücadele aynı zamanda sanat dallarında da kendini göstermiştir.

Maksim Gorki tarafından yazılan “Ana”; dünyada birçok dile çevrilmiş, Rusya’da yayınlandıktan sonra üzerinden çok zaman geçmeden Türkçeye de çevrilmiştir. Bu romanı bu kadar önemli kılan ise mücadele etmekten başka çaresi olmayan yoksul halkın sefalete başkaldırısıdır. Edebiyat sayesinde hakkında hiçbir fikre sahip olmadığımız bir halkın yaşadıklarını öğrenmiş oluyoruz. Maksim Gorki bu açıdan dünya halkları için büyük bir öneme sahiptir. Yaşadığımız süre içinde hiç göremeyeceğimiz insanlarla aynı kaderi ve aynı mücadeleyi paylaştığımızı cüretkarca bize aktaran sosyalist gerçekçi edebiyatla öğrenme fırsatına sahip oluyoruz. Yordam Edebiyat tarafından dört cilt şeklinde yayımlanan Maksim Gorki'nin Seçme Öyküleri ezilenlerin yeniden kendilerini inceleme şansına sahip olmasını sağlıyor.

Serinin birinci cildi ve bu yazının konusu olan “Makar Çudra” kitaptaki ilk öykünün ismini taşıyor.

Maksim Gorki’nin yazdığı her öykü ayrı ayrı incelenmesi gereken birbirinden değerli, okuyucunun yüreğine değen noktalar barındırıyor. Her satırı özgürlük ve mücadele ile dolu. Tek bir öyküsü bu kadar şey anlatırken yirmi altı öyküyü sadece bir yazıyla anlatmak epey zora sokuyor insanı. Maksim Gorki’nin kendi öz yaşam öyküsünü yazdığı “Çocukluğum”, “Ekmeğimi Kazanırken” ve “Benim Üniversitelerim” isimli üçlemesi Gorki’nin hayatına ışık tutmakla beraber edebiyatına yol gösterici bir nitelik kazandırmıştır. Elbette bu öykülerinde sık sık karşılaşacağımız yoksul halkın yaşam biçimine tanık olacağız. Öykülerinden anlaşılacağı gibi zor bir hayat geçiren Gorki, edebiyatın tümünü yoksul halk üzerinden kurgulayacak, özgürlüğü ve mücadeleyi yazacaktır. Yazmakla da yetinmeyecek, bu devranın bu şekilde devam etmemesi için hayatına yön veren mücadeleyi de verecektir.

“Makar Çudra”da yer alan öykülerde, birbirinden farklı karakterler ve olaylar yer alsa da hepsinin ortak noktası dünyada bir kenara atılmışların aynı hayatı yaşadığı ve aynı mücadele ile kurtuluşa varacak olmalarıdır. Bu da bütün dünya halklarının aynı kaderi paylaştığı sonucunu çıkarır.

‘’Çok gülünç varlıklar şu senin insanların. İç içe girmişler, birbirlerini eziyorlar. Oysa bak, dünya ne kadar geniş. Herkes çalışıyor. Niçin? Kimin yararına? Kimse bilmiyor. Çift suren bir insan gördüğüm zaman, gücünü ter damlaları halinde toprağa akıttığını, sonra da aynı toprağın içinde çürüyeceğini düşünürüm. Zavallı adam... Ondan hiçbir iz kalmayacak geriye. Dünyayı tarlasından ibaret sanarak doğduğu gibi boş bir kafayla ölüp gidecek.’’

Her satırda özgürlük ve mücadele tohumlarının ekildiğini, bu tohumların okudukça filizlendiğini göreceksiniz. Daha da büyüyeceği inancıyla kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Öyle ki öykülerini okuduğumuzda hayat hakkında, aşk hakkında, özgürlük hakkında, hele kendi özgürlüğümüz hakkında bir kez daha bizi harekete geçirecek Gorki.

Künye: Makar Çudra, Maksin Gorki,  Çev. Ayşe Hacıhasanoğlu, Yordam Edebiyat, 2019, 352 Sayfa.