DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanlarından açıklama

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanlarından kamuoyuna zorunlu açıklama yayımlandı. Açıklamada, "Görevden almaların, hakkımızda açılan soruşturmaların bizleri doğruları söylemekten, fakültemize ve öğrencilerimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmekten asla alıkoyamayacağını herkesin bilmesini istiyoruz" denildi.



24-08-2019 19:14

İleri Haber

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi  öğretim elemanlarından kamuoyuna üniversite yönetiminin tek seçenek olarak sunduğu taşınma konusundaki çözümsüzlük sürecinden dolayı zorunlu bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, "Görevden almaların, hakkımızda açılan soruşturmaların bizleri doğruları söylemekten, fakültemize ve öğrencilerimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmekten asla alıkoyamayacağını, kendilerini yasa ve yönetmeliklerin üstünde görerek akademik onurumuza saldıran, ve daha da önemlisi mensubu olmaktan onur duyduğumuz fakültemizdeki eğitim ve öğretime zarar veren kararlara imza atan tüm sorumlular hakkında yasal işlemleri başlattığımızın ve takipçisi olacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz" denildi.

"Akademik kıyıma maruz bırakılan Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanlarından kamuoyuna zorunlu açıklama" denilerek yayımlanan açıklamanın tamamı şu şekilde:

Bilindiği üzere, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle taşınmasının gündeme getirildiği 24 Haziran 2019 tarihinden başlayarak yaşanan taşınma krizinde, görevden alma, jüri üyeliklerinden çıkarılma ve en son soruşturma açılması yoluyla hedef tahtasına oturtulmuş öğretim elemanları olarak son günlerde basında yer alan haberlere ilişkin aşağıdaki açıklamaları yapmak zorunluluğumuz doğmuştur.

Öncelikle bilinmelidir ki, basında yer aldığı gibi 45 yıldır ülkemizdeki ve İzmir’deki toplumsal ve kültürel hayatın kurucu temel dinamiklerinden biri olan Fakültemizin kimliğine ve öğrencilerimize karşı sorumluluk bilinciyle davranan öğretim elemanları olarak bizler ‘taşınmaya’ değil, kendisini yasa ve yönetmeliklerin üstünde gören, eğitim ve öğretimin sürdürülebilirliğini düşünmeyen, “Ya taşınılacak ya taşınılacak!”, “ya yapılacak ya da yapan başka birisi bulunacak” temelli, şeffaflıktan uzak, akademinin çoğulcu demokrasiye göre oluşturulmuş kurullarının görüşlerini dikkate almayan, dinlemek yerine cezalandırmayı seçen baskıcı yönetim biçimine karşıyız.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin taşınmasına gerekçe gösterilen 06 Şubat 2019 tarihli Deprem Risk Analizi Raporunun, güçlendirme seçeneklerinin dikkate alınmamış olması bakımından eksik olduğu, dolayısı ile Konservatuvar binasından sonra birbirinden farklı tarihlerde yapılmış olan fakülte binalarının tümünün birden acilen boşaltılmayıp; yerinde güçlendirme seçeneğinin taşınmadan önce değerlendirilmesi gerektiği yönündeki eleştiri ve talepler yaklaşık 146 öğretim elemanının neredeyse hepsi tarafından dile getirilmiştir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi için taşımaya gerekçe gösterilen 06 Şubat 2019 tarihli raporda “güvenlik seviyesine getirilmeden kullanılması SAKINCALIDIR” görüşü bildirilmesine karşın, 27 Haziran 2019 tarihinde YALNIZCA KONSERVATUVAR binalarına ilişkin sekiz öğretim üyesinin imzası olan “acilen KAPATILMASI ve BOŞALTILMASI gerektiği” yönünde görüşleri içeren 13 sayfalık ayrıca bir rapor bulunması bile 06 Şubat2019 tarihli raporun Güzel Sanatlar Fakültesi’nin taşınması kararı için yeterli olmadığını göstermektedir. Buna karşın rektörlük üst yönetimi taşınma kararlılığını sürdürmüş ve nihayetinde uygulamaya koymuştur.

Fakültemizin deprem riski gerekçesiyle Narlıdere’deki mevcut mekânlarından Buca Tınaztepe kampüsündeki, yeni yapılmış ve bürolardan oluşan Rektörlük binasına taşınması ilk olarak Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Vekili’nin Ocak 2019’da bölüm başkanlarını binaya götürmesi ve yaptıkları inceleme sonrasında gündeme gelmiştir. Rektörlük için yapılmış binaların Güzel Sanatlar Eğitimi için gerekli fiziksel koşullara sahip olmadığına ilişkin, 50’ye yakın öğretim elemanının imzasını taşıyan değerlendirme raporları dekanlık makamına yazılı olarak bildirilmiştir. Ancak somut gerekçelere dayanan bu raporlar ve fakültenin asıl taşınma sonrasında büyük bir kaosun içine gireceği konusundaki uyarılarımız asla dikkate alınmamıştır. Nitekim Fakültemizin taşınma işlemleri idari bölüm ve öğretim elemanları odalarından başlamış olup; Tınaztepe’deki yeni rektörlük binasının alan bakımından bile yeterli olmayan binalarına sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Birçok bölümün önümüzdeki öğretim döneminde eğitime başlayamayacağı ve bu durumdan en çok öğrencilerin mağdur olacağı şimdiden anlaşılmıştır.

Boş bir araziye yapılmış olan Tınaztepe kampüsündeki yeni rektörlük binasının yapımı bile 8 yıl sürmüşken, Konservatuvar ve Güzel Sanatlar Fakültesi binalarının yıkılması, proje hazırlanması ve yapımının asla Rektörlüğün ifade ettiği gibi 2 yıl içinde tamamlanamayacağı; bunun için en az 5 yılık bir süre gerekeceği ve bu sürede güzel sanatlar eğitiminin sekteye uğrayacağı ve bu durumdan en çok öğrencilerimizin zarar göreceği ortadadır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in devreye girmesi ile birlikte sorunun Belediye, Rektörlük ve Fakültemiz arasında hem mevcut binalarımızın güçlendirilerek kullanılmasına, hem de geçici süreyle eğitim yapılabilir başka mekânların tahsis edilmesini sağlayacak bir çözümün sağlanacağına ilişkin bir ümit ışığı doğmuştur. Bu aşamada bizler, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de dâhil olmak üzere Belediye temsilcilerinin yanı sıra Kültürpark olasılığı dâhilinde STK’lar ile görüşmeler gerçekleştirirken; rektörlüğümüz çözüm önerilerin kendilerine sunacağımız aşamada randevularımızı iptal etmiş, bununla da yetinmeyip sanki tüm bu yaşananların sorumluları bizlermişiz gibi planlı biçimde hedef gösterme ve idari görevlerden alma, jüri üyeliklerinden çıkartma ve en son soruşturma açma yoluyla cezalandırmayı tercih etmişlerdir.

Üniversite yönetimimizin bizlere tek seçenek olarak sundukları taşınma konusundaki çözümsüzlük sürecinde yaşananlar göstermiştir ki, “Asla taşınmayız!” demeyip şeffaflık isteyenler, diyalog çağrısı yapanlar, taşınması düşünülen yerlerde fizibilite çalışmaları yaparak sorunları tespit edip çözüme yönelik öneriler sunanlar, Üniversitesini Rektör’ünden çok, Fakültesini Dekan Vekili’nden çok düşünenler, fakültesine ve içinde yaşadığı İzmir kentine karşı sorumluluk bilinciyle hareket edenler, akademik kıyıma maruz bırakılan öğretim elemanları ve eğitim haklarını savunan öğrenciler olmuştur.

Görevden almaların, hakkımızda açılan soruşturmaların bizleri doğruları söylemekten, fakültemize ve öğrencilerimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmekten asla alıkoyamayacağını, kendilerini yasa ve yönetmeliklerin üstünde görerek akademik onurumuza saldıran, ve daha da önemlisi mensubu olmaktan onur duyduğumuz fakültemizdeki eğitim ve öğretime zarar veren kararlara imza atan tüm sorumlular hakkında yasal işlemleri başlattığımızın ve takipçisi olacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz.

Saygılarımızla.