Demirtaş'tan ilk roman: Leylan

Demirtaş, 300 sayfa olan romanı Leylan’ı Başak Demirtaş ve çocuklarına ithaf etti.



14-01-2020 09:19

İleri Kitap

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde kaleme aldığı Leylan isimli romanı 22 Ocak’ta Dipnot Yayınları etiketiyle okurla buluşmaya hazırlanıyor.

Daha önce “Seher” ve “Devran” adlı iki öykü kitabı yayımlanan Demirtaş, okurun karşısına bu kez bir romanla çıkıyor. Demirtaş, 300 sayfa olan romanı Leylan’ı Başak Demirtaş ve çocuklarına ithaf etti.

“Başak’a ve onun buğdaylarına: Delal’e, Dılda’ya...”

DEMİRTAŞ’IN ÜÇÜNCÜ KİTABI

“Leylan”, 4 Kasım 2016 tarihinden beri Edirne’de hapis tutulan Demirtaş’ın üçüncü kitabı. Yazarın ilk kitabı “Seher” kısa sürede çok satanlar listesine girdi ve 14 dile çevrildi. Demirtaş bu kitabıyla Fransa’nın saygın Medicis Edebiyat Ödülleri’ne aday gösterildi; eserin İngilizce tercümesi Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International) tarafından 2018 yılında çeviri ödülünü aldı; ayrıca Fransa’da Montluc Direniş ve Özgürlük Ödülü'ne layık görüldü. Leylan 22 Ocak’ta kitabevleri raflarında.

‘LEYLAN’IN KONUSU (BASIN TANITIM BÜLTENİNDEN…)

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, “tuhaf” dönemin Diyarbakır’da başlayıp İstanbul’a, oradan Zürih’e uzanan ve Nusaybin’de sonlanan hikâyesi...

Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu “zulüm makinesini” sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı “büyük insanlık”a zehretmeye yeminli o “makinenin” katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler…

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISINDAN…

“Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir. 

 “Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde ‘memur gülüşü’, dudaklarınızda ‘gammaz öpüşü’ kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.

 “Ben Serap’ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan.”