Danıştay Tetkik Hakimi: 'Göreme Vadisi uluslararası miras kapsamında değerlendirilmeli

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Göreme Vadisi’nin Cumhurbaşkanlığı kararıyla milli park statüsünün kaldırılmasına ilişkin açtığı davada hakim görüşü dikkat çekti.



07-01-2021 23:20

Göreme Vadisi'nin milli park statüsünden çıkarılmasıyla ilgili hukuksal sürecin devam ettiği davada, Danıştay yürütmeyi durdurma talebini reddetti, bir üst mahkeme yapılan itiraz da reddedildi. Nihai kararının henüz verilmediği davada, Danıştay Tetkik Hakimi, Göreme Vadisi'nin; 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış olduğuna dikkat çekerek, temelde uluslararası sözleşmelere ilişkin mevzuat çerçevesinde irdelenmesi gerektiğini vurguladı.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, karar ile vadinin ranta ve talana açılacağına dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanlığı kararı UNESCO Dünya Miras Listesi’nde olan ender doğal güzelliklere sahip Göreme Vadisi’nde talanı ve bölgenin işgalini meşrulaştıracak. Danıştay Tetkik Hakimi de alanın hassaslığına dikkat çekmiş, uluslararası miras olan Göreme’nin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği görüşünü sunmuştur. Danıştay tetkik hakim görüşüne rağmen, itirazımızın reddedilmesi göreme bölgesindeki talan kaygılarımızı güçlendirmektedir. Başka bir göreme daha yok doğal ve kültürel varlıklarımızı korumak için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Candan, Danıştay Tetkik Hakimi'nin görüşündeki şu ifadelere dikkat çekti:

“1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır ve temelde uluslararası sözleşmelere ilişkin mevzuat çerçevesinde irdelenmesi  gerekmektedir.  Komisyon Kapadokya Alanı içerisinde doğal sit alanlarının tescili, sınır değişiklikleri ve yeniden değerlendirilmesine yönelik karar almaya yetkilidir." kuralına yer verilmiş, 9. maddesinin 1. fıkrasında da: "2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürlüklerine, koruma, uygulama ve denetim büroları ile çevre ve şehircilik il müdürlüklerine verilen görev ve yetkiler Kapadokya Alanında, İdare tarafından yürütülür." hükmü düzenleme altına alınmıştır. Ancak söz konusu Kanun'da, Milli Parklar bakımından; Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün yetkilerini yeni kurulan Kapadokya Alan Komisyonuna devreden bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durum her ne kadar Kanun'un amacının bir ölçüde eksik gerçekleşmesi sonucunu doğuracak olsa da, Kanun'da yapılan bir düzenleme hatasından hareketle alanın koruma statüsünün ortadan kaldırılması hukuken mümkün değildir. Açıklanan nedenle, davacının itirazının kabulü ile dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Kanun metni incelendiğinde; Kanun'un alana yeni bir statü verdiğinden ya da mer'i mevzuat çerçevesinde süregelen koruma statülerinden farklı bir yol veya yeni bir koruma statüsü öngördüğünden söz edilmesi olanaklı değildir. İfade edildiği üzere Kanun'un amacı alanın bütüncül şekilde yönetilip planlanmasını sağlamaktır. Bununla birlikte, konu Milli Parklar Kanunu bakımından ele alındığında, Kanun'un 14. maddesinde Milli Park alanları bakımından son derece sınırlı istisnaları olan ciddi bir yapılaşma yasağı getirilerek Milli Park ilan edilen alanların korunmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu durumda, alanın Milli Park vasfını kaybettiğine dair herhangi bir bilgi/belge de bulunmadığından, salt 7174 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğinden bahisle koruma statüsünün ortadan kaldırılmasında yukarıda yer verilen Anayasa hükmüne ve “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” hükümlerine uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, 7174 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 4. fıkrasında: "Kapadokya Alanında, 2863 sayılı Kanun ile kültür varlıklarını koruma bölge kurulları ile tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarına verilen yetki ve görevler Komisyon tarafından kullanılır”