Cumartesi Anneleri: 'Bugün aradığımız adalet yarın size de lazım olacak'

Gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın amcası Recep Aydınlar, Amerika, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde insanların ülke yönetimini saraylar önünde protesto edebildiklerine atıfta bulunarak Galatasaray Meydanı’nın neden kendilerine yasaklandığını sordu.



29-02-2020 13:32

Emre Orman - @eemreorman

Cumartesi Anneleri'nin 779’uncu hafta oturumunda kayıp yakınları, 1994 yılında Bakırköy’de terörle mücadele polislerince gözaltına alınan ve kaybedilen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar’ın faillerinin cezalandırılması talebiyle bir araya geldi.

Galatasaray Meydanı’ndaki eylem yasakları nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde buluşan Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil taşıdı.

'AMERİKA, FRANSA, İNGİLTERE'DE BİLE SERBEST OLAN PROTESTOLAR BURADA YASAK'

Eylemde konuşan Cüneyt Aydınlar’ın amcası Recep Aydınlar, 23 yaşında bir gencin hayattan koparılmasıyla birlikte o aileye düşen ateşin ve acının ne olduğunu çok iyi bildiklerini vurguladı. Geçen 26 yıl içerisinde bu acı ve tecrübenin kendilerine ‘bu ülkede gençleri koruyamadıklarını’ öğrettiğini dile getiren amca Aydınlar, Cüneyt’i kaybedenlerin Gayrettepe Siyasi Terör Mücadele timi olduğunu ve hepsinin isminin belli olduğunu kaydetti.

İşkencede Cüneyt ile beraber genç bir çocuk olan 15 yaşındaki birinin geçen sene bir yazı kaleme aldığını aktaran Aydınlar, yazıda 23 sene sonra duyulan vicdan azabının "Cüneyt'i Gayrettepe'de yanıma getirdiler, ‘bu çocuğa iyi bak’ dediler. Birbirlerini 'saatçi', 'boksorcü', 'fırıncı', 'ekmekçi' diye çağıran polisler Cüneyt'i alıp Beyoğlu’na getirdiler” şeklinde anlatıldığına dikkat çekti. İHD'nin konuştuğu mahallelinin “biz çocuğun arkasından silah sesleri duyduk” dediklerini de dile getiren Aydınlar, şöyle devam etti: 

“Devlet yetkilileri bu polisler hakkında firariyete sebep verdiği gerekçesiyle göstermelik dava açtı. Bu yetmezmiş gibi Diyarbakır'da sürekli 'Cüneyt nerede' diye bize ev baskınları oldu. Biz şu anda adaletin peşindeyiz, bu adaletin tamir edilmesi lazımdır. Bugün bizim burada aradığımız adalet emin olun yarın size de lazım olacak. Hepimizin temennisi bu ülke gençlerini yaşatsın, bu ülkenin gençleri yaşlanana kadar yaşasın. İstanbul'da Galatasaray Meydanı önündeki buluşma yerimiz buraya devredilmiştir. Biz kayıp yakınları olarak her yerde konuşuruz. Amerika'da Beyaz Saray önünde, Trump'ın burnunun dibinde millet protesto ediyor, Fransa'da Cumhurbaşkanı'nın burnunun dibinde millet protesto ediyor, İngiltere Kraliçesi önünde millet protesto edebiliyor. Protestolar bir demokrasinin kedine olan özgüvenidir, bu özgüvenden korkmamamız lazım. Biz kardeşimizi kaybettik, başka ailelere acı düşmesini istemiyoruz.”

Basın açıklamasını Cumartesi İnsanları'ndan Maside Ocak okudu. 779 haftadır devleti yönetenlere “Gözaltında kaybetme suçuna katılanlar, emir verenler, suçun işlenmesine göz yumanlar dahil olmak üzere suçun tüm ortaklarının soruşturulması ve cezalandırılmasını sağlama sorumluluğunuzu yerine getirin.” şeklinde çağrı yaptıklarını söyleyen Ocak, toplumsal barışın ve adil bir yaşamın sağlanabilmesi için toplumun, adaletin doğru şekilde tecelli edeceğine güvenmesi gerektiğine dikkat çekerek kendilerinin adalet içinde yaşama taleplerinin toplumsal bir talep olduğunu dile getirdi.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar, 2() Şubat 1994 tarihinde Bakırköy/İncirli'de terörle mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı. Gayrettepe'deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Yedi gün boyunca gözaltına alındığı inkar edildi. Ailenin ve avukatların ısrarlı başvuruları sonucunda, 27 Şubat 1 994 tarihinde gözaltında olduğu kayıtlara geçerek kabul edildi. 

Ancak Cüneyt'le birlikte gözaltında tutulan 14 kişi savcılığa çıkartıldığında aralarında Cüneyt yoktu. Bu kişiler avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada; Cüneyt’in 20 Şubat 1994 tarihinde gözaltına alındığını ve 20 Mart 1994 tarihine kadar birlikte gözaltında tutulduklarını, ağır işkence gören Cüneyt'in başına geleceklerden Gayrettepe 'Terörle Mücadele Şubesi'nin sorumlu olduğunu söylediler.

Cüneyt'e ağır işkence yapıldığına, yürüyemez ve hareket edemez halde olduğuna dair çok sayıda tanık vardı. Ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğü onu soran ailesine oğullarının 28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermek için götürdükleri Beyoğlu Çukurcuma'da "Dur” ihtarına uymayarak kaçtığını söyledi.

Ailenin başvurusu üzerine İHD avukatları olayı araştırdı. Araştırma sonrası İHD İstanbul Şubesi, 25 Mart 1994 tarihinde bir basın açıklaması yaparak Terörle Mücadele Şubesi'nin gözaltına aldığını kabul ettiği Cüneyt Aydınlar'ı kaybettiğini kamuoyuna duyurdu.

Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Cüneyt Aydınlar'ın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili etkin idari ve adli bir süreç işletilmedi.

Ailenin başvurduğu tüm yetkili merciler, elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, görgü tanıklarının beyanına göre desteksiz ayakla duramayan birinin 30 kadar polisin elinden nasıl kaçabileceğini sorgulamadı. Cüneyt Aydınlar dosyası zaman aşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı.