Cumartesi Anneleri 821. haftada Faik Candan için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medyadan yayınladıkları 821. hafta açıklamasında, 26 yıl önce polis takibinde olduğu, beyaz bir Toros tarafından takip edildiği, ölüm tehditleri aldığı bilinen ve kaçırılıp kaybedilen Faik Candan’ın akıbetini sordu.



19-12-2020 13:01

İleri Haber

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yurttaşların akıbetini sormak amacıyla her cumartesi günü yaptıkları açıklamayı, 821. haftada yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını tedbirleri kapsamında internetten yayınladı. Cumartesi Anneleri, 821. haftada, 2 Aralık 1994 tarihinde Sıhhiye'deki bir pizzacıda iki arkadaşı ile birlikte öğlen yemeği yedikten sonra Küçükesat'taki Türk Ticaret Bankası'na giden ve bankadan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Faik Candan için adalet istedi.

Polis takibinde olduğu, beyaz bir Toros tarafından takip edildiği ve ölüm tehditleri aldığı bilinen Faik Candan’ın akıbetinin sorulduğu açıklamada, ‘’Olayla örtüşen tanıklıklara, suça iştirak edenlerin itiraflarına rağmen bu dava cezasızlıkla sonuçlandı’’ denildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

GÖZALTINDA KAYBEDİLİŞİNN 26. YILINDA FAİK CANDAN’I UNUTMADIK!

Devletler insan hakları ihlaline ilişkin kapsamlı, tarafsız ve bağımsız soruşturmalar yürütmek, suçun işlenmesinde sorumlu olanları yargılayıp cezalandırılmalarını sağlamakla yükümlüdür.

Ancak Türkiye’de devlet bu yükümlülüğünü yerine getirmiyor. Devlet görevlilerinin taraf olduğu davalarda yargı makamlarının hakkı ihlal edilen yurttaşı değil, hakkı ihlal eden devleti koruma refleksiyle hareket etmeleri davaların cezasızlıkla sonuçlanmasına neden oluyor.

821. haftamızda 26 yıldır cezasız bırakılan Faik Candan dosyası ile kamuoyunun karşısındayız.

‘GÖREVE GELDİĞİNDEN İTİBAREN POLİS TAKİBİNDEYDİ’

32 yaşındaki 2 çocuk babası Avukat Faik Candan Ankara’da yaşıyordu. 1991-1993 döneminde HEP Ankara İl Başkanlığı yapan Candan’ın göreve geldiği tarihten itibaren polis takibinde olduğu, beyaz bir Toros tarafından takip edildiği ve ölüm tehditleri aldığı ailesi ve yakın çevresi tarafından biliniyordu. Kardeşi içinde İbrahim Şahin ve Abdullah Çatlı’nın olduğu bir aracı Candan’ın evinin önünde görmüş ve onların mekân tespiti yaptıklarına tanık olmuştu.

Faik Candan, 2 Aralık 1994 tarihinde Sıhhiye'deki bir pizzacıda iki arkadaşı ile birlikte öğlen yemeği yedikten sonra Küçükesat'taki Türk Ticaret Bankası'na gitti. Bankadan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı.

Ailesi, Çağdaş Hukukçular Derneği ve İnsan Hakları Derneği Faik Candan’ın bulunması için emniyete, savcılığa, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe’ye ve İnsan Hakları Bakanı Azimet Köylüoğlu’na başvuruda bulundu. 

‘TANIK CAN GÜVENLİĞİ NEDENİYLE KONUŞAMADI’

Candan’ın avukat arkadaşları, 2 Aralık günü saat 15:00 sıralarında dört kişi tarafından beyaz renkli Renault marka otomobille kaçırılan bir kişinin “Ben Avukat Faik Candan” diye bağırdığını söyleyen bir tanık olduğunu ama can güvenliği nedeniyle konuşmadığını kamuoyu ile paylaştı.

12 gün boyunca gözaltına alındığı reddedilen Candan’ın cansız bedeni, 14 Aralık 1994 tarihinde bir çoban tarafından bulundu. Yakından atılan dört kurşunla infaz edilen Faik Candan, gözleri kravatla bağlanmış halde Ankara Bala ilçesi Ergin Yaylası yolu kenarındaki bir kanalın içindeydi. Üzerinde kimliğini belirleyecek herhangi bir belge olmadığı gibi cüzdan, saat gibi kişisel eşyaları da yoktu.

Eski Özel Harekât Polisi Ayhan Çarkın 26 Mart 2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde ve 05 Haziran 2011 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan sorgusunda; Faik Candan’ın kaçırılması ve öldürülmesi ile ilgili olayları tüm detayları ile anlattı. Savcılık Çarkın'ın beyanlarının olayla örtüştüğünü, yer gösterme işleminin de beyanını doğrular nitelikte olduğunu değerlendirdi.

KARAR DURUŞMASINDA SANIKLAR BERAAT ETTİ

Yürütülen soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir iddianame hazırladı. 19 Aralık 2013 tarihli iddianamede Faik Candan’ı öldürme eyleminin örgütlü bir faaliyet çerçevesinde Mehmet Kemal AĞAR, Mehmet Korkut EKEN ve İbrahim Şahin'in bilgisi, azmettirmesi ve talimatlandırması sonucunda işlendiği ve eylemin icrasını İbrahim Şahin'e bağlı Siirtliler grubu içerisinde yer alan 11 polisin gerçekleştirdikleri yazıldı. İddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Açılan davanın ilk duruşması 16 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleşti. Ancak Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Aralık 2019 tarihli karar duruşmasında Faik Candan’ın kaybedilmesi ve öldürülmesi ile ilgili eylemden tüm sanıkların beraatlerine karar verdi. 90’lı yıllarda işlenen gözaltında kaybetme suçlarıyla ilgili açılan diğer davalarda olduğu gibi olayla örtüşen tanıklıklara, suça iştirak edenlerin itiraflarına rağmen bu dava da cezasızlıkla sonuçlandı.

821. haftamızda istinafa taşınan davada üst mahkemeyi, hukuka ve adalete uygun yeni bir karar tesis edilmesi için göreve çağırıyoruz.

Faik Candan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 122 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.