Cumartesi Anneleri 810. haftada Abdulmecit Baskın için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medyadan yayınladıkları 810. hafta açıklamasında gözaltına alındıktan sonra cansız bedeni bulunan ve 27 yıldır adaletin sağlanamadığı Abdulmecit Baskın’ın akıbetini sordu.



03-10-2020 13:06

İleri Haber

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yurttaşların akıbetini sormak amacıyla her cumartesi günü yaptıkları açıklamayı, 810. haftada yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını tedbirleri kapsamında internetten yayınladı. Cumartesi Anneleri, 810. haftada, 2 Ekim 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alınan ve cansız bedeni bulunan Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın için adalet istedi.

810 haftadır ısrarla ''Gözaltında kaybetme suçları devletin sağladığı yetkiler ve olanaklar kullanılarak işlendi. Dolayısıyla gözaltında kaybetmelerden sadece bizzat suçu işleyenler değil, devlet de sorumludur. Bu nedenle kaybetme davalarında adaletin ve gerçek bir yüzleşmenin sağlanması ancak kendini yargılayacak bir devlet iradesi ile mümkün olabilir'' dediklerini söyleyen Cumartesi İnsanları, böyle bir irade olmadan, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının mümkün olamayacağından gözaltında kaybetmeler gibi siyasi davalarda, adaletin gerçekleşmesini sağlayacak bir yargı pratiğinin ortaya konamayacağının altını çizdi.

Cumartesi Anneleri'nin 810. hafta açıklamasının tamamı şu şekilde:

'ABDULMECİT BASKIN İÇİN ADALET İSTİYORUZ!'

41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdulmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü.  2 Ekim 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı.

4 Ekim 1993 tarihinde, sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni bir çiftçi tarafından Gölbaşı mevkinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. 

Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı.

CİNAYETTEN 18 YIL SONRA İTİRAF GELDİ

Olaydan 18 yıl sonra,  26.03.2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın özel harekat polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın  Emniyet, Savcılık, ve Hakimlik beyanlarındaki anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi.  

Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra  Mecit Baskın ve  Çarkın’ın  beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen 18  kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı.

TÜM SANIKLAR BERAAT ETTİ

Soruşturma sonrası 2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ayrıca  suçların, kimlerin talimatı ile kimler tarafından ve nasıl işlendiği detayları ile kayıtlara geçti.Ancak kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen dava 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatleri ile sonuçlandı.

Devlet içerisindeki güç odaklarının kavgası Hükümet lehine sonuçlanınca, birçok dava gibi bu davanın seyri de tümüyle değişti ve dava, gerçeklerin ortaya çıkarılarak, sorumluların cezalandırılması amacından; sanıkların yargı eliyle aklanması sürecine dönüştü.

'MAHKEMEYİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ'

Abdulmecit Baskın’ın kimlerin talimatı ile gözaltına alındığı ve kimler tarafından sorgulandıktan sonra infaz edildiği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıktır. Hukukun gereği olarak sanıklar insanlığa karşı suç kapsamında  cezalandırılmalıdır.

Aileler tarafından istinafa taşınan bu davada üst mahkemeyi yapacağı istinaf incelemesi neticesinde evrensel hukuka ve adalete uygun yeni bir karar tesis edilmesi için göreve çağırıyoruz.

Kaç yıl geçerse geçsin Abdulmecit Baskın ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 111 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.