Cumartesi Anneleri 781. haftada Metin Can ve Hasan Kaya için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, 1993 yılında gözaltında işkenceyle öldürülen Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya için adalet istedi. 781. hafta buluşmasına CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.



14-03-2020 13:35

Ersan Kınık - @ErsanKinik

Cumartesi Anneleri 781. hafta buluşmasında, 1993 yılında gözaltında işkenceyle öldürülen Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya için adalet istediler.

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından 700. haftadan bu yana Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri engellenen Cumartesi Anneleri, 781. hafta buluşmasında da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi. Polis ablukası altında gerçekleşen buluşmada 1993 yılında gözaltında işkenceyle öldürülen Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya için adalet istediler. 781. hafta buluşmasına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı.

Bu haftaki basın açıklamasını insan hakları savunucusu Sebla Arcan okudu. Gözaltında kaybetmelerin; insan kimliklerine, ailelerin temeline ve toplumların yapısına saldıran uluslararası bir suç ve ağır bir insan hakları ihlali olduğunu hatırlatan Arcan, bu suçun muhaliflerin bertaraf edilmesi ve halkların terörize edilerek sindirilmesi amacını taşıdığını vurgulayarak şu sözleri kaydetti:

“Gözaltında kaybetmelerin yoğun olarak yaşandığı bu topraklarda devlet kaybedilenlerin ailelerinin adalet arayışına cevap vermemiş, etkili bir hukuk yolu sağlama ve hesap verme sorumluluğunu yerine getirmemiştir.

781. haftamızda gözaltında kaybedilen insan hakları savunucuları, sevgili arkadaşlarımız Metin Can ve Hasan Kaya’yı unutmadık diyerek buluştuk.”

‘POLİS, ANNEMİN YÜZÜNE GÜLDÜ’

Basın açıklamasının ardından gözaltında kaybedilen Metin Can’ın kardeşi Akan Can şunları söyledi:

“27 sene oldu hep dün gibi sanki, hiçbir şey yapılmadı, polis geldi annemin yüzüne gülerek ‘sen oğlunun nerede olduğunu biliyorsun ne ağlıyorsun’ dedi. Diyecek bir şey bulamıyorum inşallah bir gün suçlular cezalandırılır. Eğer Allah var ise onların cezasını verir diyorum.”

‘ONLARI UNUTMADIK’

Konuşmanın ardından İHD Onursal Başkanı Akın Birdal’ın mektubu kayıp yakını İkbal Eren tarafından okundu.

“Sevgili Anneler,

Hepimizin Sevgili Cumartesi Aileleri

Av. Metin Can ve Dr.Hasan Kaya'nın katledilişlerinin üzerinden 27 yıl geçti. Metin ve Hasan bizim insan hakları ve barış mücadelemizde iki yol arkadaşlarımızdı. Birçok arkadaşımız gibi onlarda bu yolda öldürüldüler. Bugün de Selçuk Mızraklı ve Raci Bilici gibi, hak ve barış savunucuları ağır hapis cezalarına çarptırılıyorlar.

Metin ve Hasan kaybedildiklerinde, aileleri ile birlikte her yere başvurduk. Kapılarını çaldık. Sonunda bize söz verdiler. Birkaç gün sonra evlerine dönecekler dediler. Kimlerin kaybettiklerini biliyorlardı. Döndüler. İşkence edilmiş, cansız bedenleri ile döndüler. Metin'i ve Hasan'ı Elazığ da sonsuzluğa uğurladık birçok kaybımıza bu görevi de yerine getiremedik.

Onları unutmadık. Unutturmayacağız da. Kayıplarımız ve onlar, bizim yürüyüşümüzün bugün de cesaretini, kararlılığını ve kaynağını oluşturuyorlar.

Ama katillerini de, faillerini de, söz verenleri de unutmayacağız. Bir yandan bunların yargılanmasının mücadelesini verirken, diğer yandan da, eşitlik ve özgürlük için barış ve adalet için verilen mücadelenin bedellerinin böyle yazılmayacağı bir coğrafyanın inşasına çalışacağız.

Sevgili Anneler Sevgili Aileler, sizlerin bu yolda ki demokratik, barışçıl itirazınız ve kayıplarınızı arayışınızda ki kararlılığınız herkese büyük örnek oluşturmaktadır. Ve önünüze çıkarılan barikatlarda er geç aşılacaktır. İnsanların ve adaletin kaybedilmediği bir Türkiye'nin yolu sizinle, sizin direnişinizle açılacaktır. Sizleri saygı ve özlemle selamlıyorum.”

Okunan mektubun ardından basın açıklaması sona erdi. COVID-19 virüsü salgını nedeniyle Cumartesi buluşmalarının 4 Nisan’a sembolik katılım ile yapılacağı bildirildi.

NE OLMUŞTU?

İki yakın arkadaş olan Avukat Metin Can ve Doktor Hasan Kaya Elazığ'da yaşıyorlardı. Metin Can İHD Elazığ Şube Başkanıydı, Hasan Kaya ise şubenin üyesiydi. Bu nedenle polis tarafından takip ediliyorlardı.

Hak savunuculuğu faaliyetlerinden vazgeçmeleri için her ikisi de ölüm tehditleri alıyordu.

21 Şubat 1993 tarihinde "Acil bir yaralı var!” diyen iki kişi kendileri ile görüşmeye geldi. Yaralıya müdahale etmek amacıyla kendi otomobilleriyle yola çıkan Metin Can ve Hasan Kaya'dan bir daha haber alınamadı.

27 Şubat 1993 tarihinde iki arkadaşın işkence görmüş ve başlarından vurulmuş cansız bedenleri, Elazığ-Dersim yolu üzerindeki bir jandarma karakoluna 2 km mesafede yer alan Dinar Köprüsü'nün altında bulundu.

JİTEM adına çalışan itirafçı Ayhan Öztürk basına yansıyan itiraflarında "Avukat ile doktoru Elazığ Emniyetinde Sorguladık" dedi ve olayı detaylarıyla anlatarak suça iştirak edenlerin isimlerini de verdi. Dönemin basını Metin Can ve Hasan Kaya'nın kaybedilerek öldürülmesinden kamuoyunda ‘Yeşil’ olarak bilinen ve MİT ve JİTEM için önemli bir operasyon elemanı olarak görev yapan Mahmut Yıldırım'ın sorumlu olduğunu yazdı.

Bu haberlere göre Yıldırım, Elazığ Emniyeti'nden yardım almıştı. "Binbaşı Cem Ersever'in İtirafları” adlı kitapta da bu suçun Yeşil tarafından işlendiğine dair bilgiler yer aldı. Onların gözaltında kaybedilmeleri devletin 1997 tarihli Susurluk Raporu’yla da resmi kayıtlara geçti. JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan, faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na 21 sayfalık yazılı bir ifade verdi. İfadesinde JİTEM tarafından öldürülen 117 kişinin isim listesi de yer aldı. Metin Can ve Hasan Kaya da bu listedeydi.

Her şey bu kadar açıkken başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, Elazığ, Tunceli ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı.

AİHM'e taşınan davada ise AİHM "Mahkememiz Hasan Kaya ve Metin Can ile ilgili yürütülmüş olan soruşturmanın yeterli veya etkili olduğu konusunda tatmin olmamıştır. Soruşturma iki kişiye ne olduğu konusuna açıklık getirmede başarısız olmuştur ve faillerin belirlenebilmesi ve tutuklanabilmesi için gerekli özen ve azim ile yürütülmemiştir.” diyerek Türkiye'yi mahkûm etti.