Cumartesi Anneleri 737. haftada gözaltında kaybedilen Halil Alpsoy ve Kasım Alpsoy'un akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, 737. hafta buluşmasında 1994'te gözaltına alınarak kaybedilen ve işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni ormanlık alanda bulunan Halil Alpsoy ile kimliğini almak için MİT binasına gittikten sonra bir daha haber alınamayan Kasım Alpsoy'un akıbetini sordu.



11-05-2019 15:46

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından 700. haftadan bu yana Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri engellenen Cumartesi Anneleri, 737. hafta buluşmasında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi.

Yoğun polis ablukası altında gerçekleştirilen buluşmada 1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra işkenceden tanınmaz hale gelen bedeni Kırıkkale'de ormanlık alanda bulunan Halil Alpsoy ile Adana’da gözaltına alınarak serbest bırakılan ve sonrasında kimliğini almak için MİT binasına giden, bir daha da haber alınamayan Kasım Alpsoy’un akıbeti soruldu.

Bu haftaki eyleme katılanlar arasında Arjantin’de 50 yıl önce kayıpları arama mücadelesini başlatan Plaza De Mayo Anneleri ile Şırnak ve Diyarbakır’da kayıpları arama mücadelesini sürdüren annelerin yanı sıra Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı da vardı.

'BU BULUŞMA, AYNI ACIYI YAŞAYAN İNSANLARIN KITALAR ARASI MÜCADELE YOLDAŞLIĞIDIR'

Basın açıklamasını okuyan Şebnem Korur Fincancı, konuşmasına “Mücadelenizin devamcısı olmayı sürdüreceğiz; vazgeçmediniz, vazgeçmeyeceğiz!” diyerek direen tüm kayıp yakınlarını selamlayarak başladı. Bu hafta Plaza de Mayo’da, Şırnak’ta, Diyarbakır’da hakikat ve adalet mücadelesi yürüten kayıp yakınlarının da aralarında bulunduğunu belirten Fincancı, şöyle devam etti:

“Bu buluşma, aynı devlet terörüne maruz kalan, aynı acıyı yaşayan, aynı adaletsizliğe karşı mücadele eden insanların kıtalar arası mücadele yoldaşlığıdır. 1977 yılında Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri “Bir anne için en acımasız işkence, çocuklarının kaderi hakkındaki belirsizliktir” diyerek darbecilerin karşısına dikildiler. 1995 yılında Cumartesi Anneleri bu karşı çıkışın Türkiye’deki devamcısı oldular. Onlar, iki ayrı kıtada gözaltında kayıplar gerçeğinin toplumsal hafızada yer almasını ve bugünlere aktarılmasını sağladılar. Onlar, kaybedilen evlatlarını arama mücadelesinde, anneliği özgürlükçü ve eşitlikçi bir yerden yeniden inşa ettiler; anneliği bir itiraza, siyasi bir karşı duruşa dönüştürdüler. 737’nci haftamızda bu kadınlardan Fikriye ve Leyla Erdoğan Alpsoy’un kuşaktan kuşağa geçen 25 yıllık hakikat ve adalet arayışına eşlik edeceğiz.”

'EŞİMDEN HABER ALANA KADAR BURADAYIM'

Gazete Tamam'dan Emre Orman'ın haberine göre, Kasım Alpsoy’un eşi Leyla Erdoğan Aksoy 25 yıl önce eşinin gözaltına alınarak ağır işkence gördüğünü ve sabah eve geldiğini, kimliğini almak için tekrar karakola gittiğini ve kendisinden bir daha haber alamadıklarını dile getirdi. Eşinden haber alana kadar burada mücadelesini sürdüreceğini bildiren Alpsoy, “Bize Galatasaray’ı yasakladılar. Galatasaray’ı bize açıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

'BURADA SİZİNLE ONUR DUYDUM'

Kardeşi kaybedilen ve Plaza De Mayo Meydanı'na ilk çıkan ailelerden Margarita Isabel Noia “Burada sizinle onur duydum” diyerek kendilerinin 30 Nisan’da meydana çıkışlarının 42’nci yılını doldurduklarını söyledi. Her perşembe alana çıkmaya devam ettiklerini ve kayıplarına saygı duyulmasını istediklerini belirten Margarita, “Adaletsiz olmaz adalet sağlanana kadar mücadeleye devam. Bir gün adalet sağlanacak” şeklinde konuştu.

'BU, DEVLETİN AYIBIDIR'

Diyarbakır’da 1996 yılında evinden gözaltına alınarak kaybedilen Şirin Bayram’ın annesi Remziye Bayram da söz aldı. Anne Bayram Kürtçe yaptığı konuşmasında hukuktan sonuç alamadıkları için davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdıklarını belirtti. “Hak, hukuk ve adalet yok” diyen anne Bayram, şunları aktardı:

“Biraz vicdan merhamet olsa kayıp yakınlarına parkları, Galatasaray Meydanı’nı yasaklamazlardı. Hak, hukuk, adalet yok. Dün Diyarbakır’daydım, bugün İstanbul’dayım yarın da belki başka bir yerde olacağım. Ama bu devletin ayıbıdır.”

'AKITTIĞIM GÖZYAŞLARININ HESABINI SORMAYA GELDİM'

Şırnak’ta 2001 yılında kaybedilen Kürt siyasetçi Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz bugün buraya akıttığı gözyaşlarının hesabını sormaya geldiğini belirtti. Herkesin anne-babasıyla birlikte yaşama hakkının bulunduğuna değinen Deniz, kendisinden bu hakkın alındığını dile getirerek şöyle devam etti:

“Babama o kadar safça beslediğim duygular şimdi özleme dönüştü. Ben her gün her sat babamı düşünüyorum. Ben bugün onları anmaya geldim. Onların mücadele arkadaşlarının hikayelerini dinlediğimde her birinin bir kıtasında kendimi buluyorum. Hepsi babamın arkadaşlarıydı, hepsi kaybedildi. Onlara işkence mi edildi yoksa direkt olarak öldürüldüler mi, bilmiyoruz. Yaşıyorlar mı, bilmiyoruz. Umudumuz her daim var olacak. Ben babamı her zaman bekleyeceğim. Ya kemiklerini ya kendisini… Ben babamı istiyorum. Sizin gözlerinize her bakışımda sizi orada yargılayacağım. Babamı sizin gözlerinizin içine her baktığımda isteyeceğim.”

'VAZGEÇECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ YANILIYORSUNUZ'

10 yaşındayken babası, amcası ve amca oğlu kaybedilen Adnan Orhan ise 25 yıldır onları bulmak için çaba harcadıklarını ama devletten bir yanıt alamadıklarını aktardı. Kayıp yakınlarının yasaklarla içerilere sığdırılmasını teşhir ederek “Mücadelemizden vazgeçeceğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz” diyen Orhan, aynı zamanda hukuk ve demokrasi mücadelesi de verdiklerini ancak düzen yargısının kayıp davalarını zaman aşımına uğratma çabası içerisinde olduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından “Vazgeçmeyeceğiz, unutmayacağız, zalimlerle uzlaşmayacağız” sözleriyle eylem sonlandırıldı.