Çorlu tren katliamında hayatını kaybedenlerin aileleri yargılandı: Dava 2 Şubat'a ertelendi

TCDD üst yönetiminin yargılanması talebiyle AYM önünde bir araya gelen Çorlu tren katliamı ailelerine düzenlenen polis saldırısının ardından ailelere açılan davanın duruşması bugün görüldü. Dava 2 Şubat 2022'ye ertelendi.



13-09-2021 15:37

İleri Haber

Çorlu tren katliamında hayatını kaybedenlerin yakınlarının "emniyet güçlerini darp etmek ve polise mukavemet" gerekçesiyle haklarında açılan dava, bugün saat 11.00'de Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Uzunköprü-Halkalı seferini yapan trenin 8 Temmuz 2018 tarihinde seyir halindeyken Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi mevkiinde devrilmesi sonucu 25 kişi hayatını kaybetmiş, 328’de kişi de yaralanmıştı. Skandallarla dolu bir soruşturma süreci ve ardından adli sürecin işletildiği Çorlu tren katliamı davası devam ederken, tren katliamında hayatını kaybedenlerin yakınları ¨emniyet güçlerini darp etmek ve polise mukavemet" iddiasıyla yargılanıyor.

AVUKATLARIN DERHAL BERAAT TALEBİ REDDEDİLDİ

Davanın ilk duruşması Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya altı polis şikayetçi olarak geldi. Bu duruşmada 2'si avukat, 3'ü yakınlarını kaybeden toplam 6 sanık ifade verdi.

Davada, kazada 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda’yı kaybeden Mısra Öz, anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal, çocuğunu kaybeden Hüseyin Şahin, davanın avukatları Gökmen Yeşil, Mürsel Ünder, Selvi Yüzbaşıoğlu Saltan ve eyleme destek veren Burak Arı yargılanıyor.

Sanıkların ifadelerine geçilmeden avukatlar derhal beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti talebi reddetti.

Yargılanan ailelerin avukatlarından Murat Yılmaz: Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mukadder Kardiyen, kendi suçu ortaya çıkınca kendini aklama çabasıyla bu dosyayı oluşturuyor. Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı'nın ailelere nasıl hırsla müdahale ettiği görüntülere yansımıştı.

GAZETECİLER SALONA ALINMAK İSTENMEDİ

Sıhhiye’deki 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmaya basın mensupları alınmadı. Gazetecilerin duruşma salonuna alınmamasının gerekçesi sorulduğunda ise ilk başta “Hakime hanım istemiyor” yanıtı verilirken daha sonra “Yer yok” denildi. Ardından duruşmanın başlamasından yarım saat sonra sadece iki basın mensubunun duruşma salonuna alınabileceği söylendi. Basın mensuplarının itirazları sonrası tüm basın mensupları salona alındı.

Gazete Duvar'da Serkan Alan'ın haberine göre Çorlu ailelerinin avukatları AYM önünde neden eylem yapmak istediklerini anlatarak duruşmaya başlamak istedi. Mahkeme Başkanı ise “Eylemin neden yapıldığı benim yargılama konum değil” yanıtını verdi. Bunun üzerine avukatlar davanın konusunun bu eylem olduğunu belirterek ifadelere başladı.

Avukatların beyanı sırasında şikayetçi polisler arasında bir kişi Çorlu ailelerine dönerek güldü. Şikayetçi polisin gülmesine tepki gösteren sanık aileler, “Sizler sağsınız, bizim evlatlarımız toprak altında. İnsanları tahrik etmesinler, pis pis gülüyorlar” dedi.

‘POLİSLER GERÇEĞE AYKIRI BELGE DÜZENLEDİ’

 ÇHD Ankara Şubesi'nin sosyal medyadan davaya dair verdiği bilgiler şöyle:

Avukatlar, mahkemenin sorgu yapmaksızın derhal beraat kararı vermesi için savunma yaptı.

Av. Murat Yılmaz: "Müşteki polis memurlarının ifadesi olaydan 20 gün sonra alındı, suçları ortaya çıkan kolluk kendilerini kurtarmak için bu dosyayı oluşturdular. Müştekilerin beyanları hepsi aynı saatte aynı tutanak mümzisi tarafından alınmış görünüyor. 3 müştekinin ifadesi aynı saatte aynı tutanak mümzileri tarafından alınmış bu imkansız. Sahtecilik suçu oluşur. İki polis memuru hastane kayıtlarına göre hastanede iken aynı saat ve dakikada emniyette tutulan tutanağa imza atmak suretiyle gerçeğe aykırı belge düzenlemişlerdir."

‘KAYIP YAKINLARINA VE HEPİMİZE SALDIRDILAR’

Avukat Mürsel Ünder: "Biz Ankara’ya geldiğimizde bizi karşılayan polisler programı sordular, baş sağlığı dilediler. Ancak AYM önüne geldiğimizde ise 100’ün üzerinde polisle karşımıza çıktılar. 10 dakika sürecek bir dilekçe verme işlemini provoke ederek, kayıp yakınlarına ve hepimize saldırdılar. Biz burada özen ve saygı bekledik. Ama tam tersine anlamlandıramadığımız düşmanlık gördük. Hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını yırtmaya çalıştılar ve yere atmaya çalıştılar. Biz buna izin veremezdik ve vermedik. Polislerden bi tanesi saldırı sırasında Mısra hanımın “Ben oğlumu kaybettim” demesi üzerine “şov yapma” şeklinde bir ifadede bulundu. Bu bile düşmanca tavırda olduklarının göstergesidir. Ben o gün mesleğimi yapmak için AYM’ye dilekçe vermek üzere oradaydım. Ancak polis mesleğimi yapmama engel oldu cübbemi yırttı. Ayrıca dosyada hem sanık hem avukat olarak görünmekteyim. Bu da ne kadar özensiz bir iş yapıldığını gösteriyor. Bana göstermiş olduğunuz fotoğraflar savcılık soruşturma başlangıcı ve talimat olmaksızın toplanmıştır. Kolluğun kendi kendine topladığı görüntülerdir. Bu sebeple hukuka aykırı delillerdir. Karara esas alınamaz."

‘POLİS BANA ‘ŞOV YAPMA’ ŞEKLİNDE SÖYLEMDE BULUNDU’

Mısra Öz: "İçlerinde tek çocuğumun da bulunduğu 25 kişinin yaşamını yitirdiği ve sorumluların terfi ettiği bir katliam dosyasında adalet arayan bir anneyim. Çocuğumun dedesi, torununu parçalanmış bedenini gören bir insan polis saldırısı sırasında fenalaştığı halde şikayetçi bile olmamıştır. Bizim kötü niyetimiz olamaz. Biz canı yanmış insanlarız. Ben yaşadığım acıları bir nebze de olsa dindirebilmek ve yeniden başka acılar yaşanmaması için AYM önüne gelmiştim. Ancak basın açıklaması sırasında polisin saldırısı gerçekleşti. Babamın ambulansla hastaneye kaldırılması sırasında ismini Mukadder Kardiyen olarak bildiğim polis bana “şov yapma” şeklinde söylemde bulundu ve kolumdan tutarak yola fırlattı. Ben kendisine yalnızca bana bu şekilde davranamazsın ben evladını kaybetmiş bir anneyim dedim."

‘AMİR MUKADDER ‘SÜPÜRÜN’ DİYE EMİR VERDİ’

Av. Selvi Yüzbaşıoğlu: "Ben Çorlu tren katliamında yakınlarını kaybeden ailelerin çoğunun avukatıyım ayrıca hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel benim yeğenim olur. Kazadan sonra olay yerinde bir tespit bile yapılmamış, fotoğraf çekilmemiş. Biz bunu dava devam ederken bilirkişi raporlarından öğrendik. AYM önünde basın açıklaması yapmak istedik, çünkü polislerin bizi durdurduğu yer çocukların da olduğu bir parkın önüydü. Bu katliamda 7 çocuk hayatını kaybetti ve biz orada basın açıklaması yapmak istemedik. Biz açıklama yapacağımız yere geçtiğimizde bizden kat kat fazla sayıda polis toplanmıştı. Amir mukadder "süpürün" diye emir verdi. Dört bir yandan bize saldırdılar ittirdiler, ayakta durmakta bile zorlandık. Onlar bizi iterken biz bir şekilde ayakta durmaya çalışıyorduk. Bu haldeyken polislere şiddet göstermemiz zaten mümkün değildir. Tren katliamı ana dosyası ne hikmetse bir türlü ilerlemiyor. Biz asıl sorumluları mahkemeye getiremiyoruz. Ama bizlere, Mısra'ya açılan davalar son sürat ilerliyor. Bizim yaşadığımız haksızlığın da vicdani yükü sizin üstünüzdedir.

Burak Sarı: Ben Çorluda hayatını kaybedenlerin ailelerin sesini duyurabilmesi amacıyla orada bulunan bir basın emekçisiyim. Mesleğimi yapmak için orada bulunuyordum.

Av. Mustafa Ersin: Sanıklar açışından suçun somutlaşması yapılmamıştır. Hangi müştekiye karşı ne eylemde bulunulduğundan bahsedilmemiştir. Ayrıca sanıklardan 3’ü meslek icabı orada bulunmaktadır. Mesleklerini yapmaları engellenmiştir.

‘TALİMAT OLMADAN HAREKET ETTİK’

Davada müşteki polislerin ifadelerine geçildi.

"Verdiğim ifadeyi hatırlamıyorum, üzerinden çok zaman geçti" diyen Polis Ahmet Soydemir'e önceden imzalamış olduğu tutanak okundu. "Doğrudur aynen tekrar ediyorum" dedi. Hakimin "Parkta bulunduğunuz sırada amirinizle herhangi bir görüşme oldu mu?" sorusuna Müşteki polis "Hayır biz görüşmedik, talimat olmadan hareket ettik" yanıtını verdi.

Bir başka müşteki polis de ifadesinde "Ben şikayetçi değilim, davadan çekilmek istiyorum. Orada provokatif davranan insanlar vardı ama huzurda bulunan sanıklar değillerdi, şikayetçi değilim" dedi.

Müştekilerden bir diğeri de "O gün belli başlı yaralanmalar oldu ama ciddi bir şey olmadı. Biz böyle olaydan sonra üstümüzde yara bere varsa gider rapor alırız. Ben sadece bunu tespit ettirdim buradaki insanlardan şikayetçi olmadım." ifadelerini kullandı.

Duruşma 2 Şubat 2022 saat 10:00’a ertelendi.

NELER OLMUŞTU?

Aileler, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) üst yönetimi, siyasiler ve bürokratların da yargılanması talebiyle Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde bir araya gelmişti. Polisin ailelere saldırısının ardından katliamda yaşamını yitiren Oğuz Arda Sel'in dedesi fenalık geçirmiş, ambulansla alandan götürülmüştü.

Daha sonra faciada oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden Mısra Öz, anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal, çocuğunu kaybeden Hüseyin Şahin, avukatlar Gökmen Yeşil, Mürsel Ünder, Selvi Yüzbaşıoğlu Saltan ile Burak Arı hakkında "emniyet güçlerini darp etmek ve polise mukavemetten" dava açılmıştı. 

MISRA ÖZ: KATİLLERİ YARGILAYAMAYAN SİSTEM BENİ İKİNCİ KEZ SANIK YAPTI

Duruşma öncesinde İleri'ye konuşan Mısra Öz şunları söyledi:

“Çorlu tren katliamında 7'si çocuk 25 kişi öldü, onların katillerini adalet önüne getiremeyen yargı sistemi beni ikinci kez sanık yaptı. Bu her yerde söylediğim bir şey; bu benim, ailelerin ve avukatlarımız tarafından darp edildiğini söyleyen emniyet güçlerinin ayıbıdır. Onlara darp raporu veren doktorların ayıbıdır. Bizi utanmadan yargının karşısına çıkartan yargı mensuplarının ayıbıdır. O yüzden ben gidip savunmamı yaparım ama benim tek söyleyebileceğim şey katilleri yargının karşısına getirsinler.”