Çorlu tren katliamı davasında 4. duruşma öncesi son durum ne?

Çorlu tren katliamı davasında 4. duruşma yarın Çorlu Halk Eğitim Merkezi'nde görülecek. Başından itibaren skandallarla dolu bir soruşturma ve adli sürecin işletildiği dava ile birlikte acılı ailelerin de adalet mücadelesi sürüyor. Duruşma öncesi konuştuğumuz ailelerin avukatlarından SHD'li Evren İşler, “’Sosyal cinayet düzenine hayır’ diyen herkesi yarın Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne, ailelerle dayanışmaya çağırıyoruz" dedi.



09-12-2019 17:47

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

8 Temmuz 2018 tarihinde Uzunköprü-Halkalı seferini yapan trenin Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi mevkiinde devrilmesi sonucu gerçekleşen ve 25 kişinin hayatını kaybederek, 300'den fazla kişinin yaralandığı tren katliamıyla ilgili davanın dördüncü duruşması yarın (10 Aralık) saat 09.00'da Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde görülecek.

10 ve 11 Eylül’de görülen duruşmalarda, asli kusurlu bulunarak yargılanan sanıklar Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) 1. Bölge Müdürlüğü Halkalı 14. Demiryolu Bakım Müdürlüğü'nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği'nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği'nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak çalışan Celaleddin Çabuk ile Köprüler Şefi Çetin Yıldırım’ın savunmaları alınmış, ayrıca sanıkların çapraz sorguları yapılmıştı.

SANIKLAR VE AVUKATLARI NE DEMİŞTİ?

- Turgut Kurt, kazadan sonra kontrol ekibi talep ettiği zaman Bakım Daire Başkanı Fahrettin Yıldırım’ın “Nasıl böyle bir şey istersiniz" diye yanıt verdiğini söyledi. Kurt, bu talebinin üzerine TCDD 1. Bölge Müdürlüğü (Haydarpaşa) Demiryolu Bakım Servis Müdürlüğü'nde Servis Müdürü Vekili olarak görev yapan Mümin Karasu'dan, sonra da Fahrettin Yıldırım’dan fırça yediğini açıkladı.

- Turgut Kurt: Yeni yapılan menfezler eskilerden daha dayanıksız ve bunlara danışmanlık yapan Mustafa Karaşahin bilirkişilik yapıyor

- Müşteki avukatının "Neden bu kadar hızlı sürede hat açıldı" sorusu üzerine Özkan Polat, "Demiryolunun ihtiyacı nedeniyle çünkü Türkiye’de bulunan yabancı vagonlar, ülkede kaldığı sürece TCDD ödeme yapmak zorundadır. Bunun için hattın açılması gerekiyordu" dedi.

- Özkan Polat: Olaydan sonra olayın gerçekleştiği menfeze usulüne uygun dolgu yapılmadı ve burada trafik devam etti.

- Çetin Yıldırım: 736 kilometreden tek başıma sorumluyum.

- Çetin Yıldırım: Kazanın olduğu menfeze balast tutucu yapılması için 3 muayene döneminde de rapor yazdık. Balast tutucu yapılsaydı, kanımca menfezin altı kolayca boşalmayabilirdi.

-  Sanık avukatı Mehmet Ektaş: TCDD ve Ulaştırma Bakanlığı'ndaki bazı kişileri korumaya yönelik hazırlanmış bir komplo belgesidir. İddia ederim ki, TCDD bünyesindeki menfezlerin %96'sı Çorlu'da çöken menfezle aynı durumdadır.

 

Katliamda yakınlarını kaybeden aileler duruşmalarda beyanlarda bulunmuştu.

AİLELER NE DEDİ?

Sena Köse’nin annesi Aysun Köse: Gereğinin yapılmasını imza yetkisi olanlardan en üste kadar cezalandırılmasını istiyorum

Yurdagül ve Günce Dikmen’in annesi Funda Dikmen: Ben Türkiye Cumhuriyeti Devletinden şikayetçiyim. Soruyorum hak ettikleri için mi yoksa selamla sabahla mı oralara geldiler. Hepsinden şikayetçiyim.

Yağmur Laçin’in babası Cabbar Laçin: TCDD’den bana bir yazı geldi bana: Gelin tazminatınızı alın. Ben dilenirim yine o parayı almam. Önce bir geçmiş olsun. Aç kalsam bile ekmeğe muhtaç kalsam bile almam o parayı. Bir devlet adamı gelmedi yanıma. AKP ilçe başkanı beni arıyor. Neyin ne olduğunu çok biliyorum. Hepsinden şikayetçiyim.

Melek Tuna’nın eşi Ekrem Tuna: O mimarları ve mühendisleri karşımda görmek istiyorum. Benim bu garibanlarla işim yok. Ben o üsttekileri istiyorum. İki gün sonra cumhurbaşkanımızın bayram günüydü, o yüzden ekranlar karartıldı, her şey örtbas edildi.

Eşi Derya ve kızı Beren Kurtuluş’u kaybeden Melih Kurtuluş: 6 aylık kızımı kaybettim. Burada TCDD’nin olmaması, böyle bir iddianamenin olması çok ayıp. Burada sadece dört kişinin yargılanıyor olması ve TCDD’nin bu davanın dışında tutuluyor olmasını kabul etmiyorum. Acaba ihaleyi istedikleri kimsele alamadığı için mi iptal ettiler?

 

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 11 Eylül’de duruşmada, mağdur ve müştekilerin davaya katılma talebinin kabulüne, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına müzakere yazılarak soruşturma hakkında bilgi istenmesine, bilirkişiler hakkında suç duyurusu yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi istenmesine, TCDD'ye yazı yazılarak organizasyon şemasının istenmesine, yine TCDD'ye yazı yazılarak son 50 yıllık bakım onarım işlemlerinin istenmesine, bilirkişi keşfi yapılmasının kabulüne, suç duyurusu talebinin deliller toplandıktan ve keşif raporunun ayrıntılı incelenmesinden sonra görüşülmesine, sanık Celaleddin Çabuk'un adlı kontrolünün kaldırılmasına TCDD Taşımacılık A.Ş.'nin davaya katılma talebinin reddine, bilirkişi isim listesinin İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Sakarya Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nden (YTÜ) istenmesine karar vermişti.

ACILI AİLELERİ ADALET İÇİN NÖBET TUTMAK ZORUNDA BIRAKAN SİSTEM...

Çorlu tren katliamı davası, daha olayın hemen ardından ortaya çıkan ihmaller zinciriyle bir sosyal cinayet olarak AKP iktidarının sicilinde yerini alırken, işletilen adli süreç de Saray Türkiyesi’ndeki hukuk cinayetlerinden biri olarak tarihe geçti.

Katliam sonrası atanan bilirkişilerden Mustafa Karaşahin ile Bekir Sıddık Binboğa Yarman’ın Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD ile iş ilişkilerinin bulunduğu ortaya çıkarken, bu Bilirkişilik Kanununa aykırı atanan kişilerin hazırladığı raporda ise tüm ihmallere rağmen üst düzey sorumlular yer almadı.

Ardından savcı Galip Özkurşun tarafından TCDD’nin 4 alt düzey çalışanı hakkında kovuşturma kararı verilirken, Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD’deki üst düzey sorumlular için “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verildi. İddianame ise katliamdan tam 8 ay sonra bilirkişi raporuna göre hazırlandı.

Bunun üzerine acılı aileler adalet nöbetlerine başladı. Anayasa Mahkemesi (AYM) önündeki nöbete bir polis saldırısı gerçekleşti. 3 Temmuz’da Çorlu’da başlayan katliam davasında polis, yine AYM önündeki tavrını sürdürdü. Duruşmanın ardından ailelere saldıran polisler hakkında değil, acılı aileler ve avukatları hakkında soruşturma açıldı.

1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında mahkeme heyeti davadan çekildiğini açıkladı.  Bir üst mahkeme olan 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise kararı inceledi ve çekilme talebini reddetti.

AVUKAT EVREN İŞLER: ÜNİVERSİTELERİN BAZILARI ‘BU ALANDA ÜYEMİZ YOKTUR’ ŞEKLİNDE CEVAP VERDİ

Sosyal Haklar Derneği (SHD) adına ailelerin müdafiliğini üstlenen avukatlardan Evren İşler, dördüncü duruşma öncesi son duruşmada mahkemenin aldığı kararlara ilişkin gelişmeler ve davanın seyrine ilişkin İleri’ye açıklamalarda bulundu.

İşler, yeni bilirkişiler atanmasıyla ilgili kararın ardından mahkemenin, üniversitelere daha önce ilgili kurumlarda görev almamış, rapor yazmamış öğretim üyelerinin bilgilerinin istendiği yazılar yazdığını ve üniversitelerden gelecek isimlerle bir bilirkişi heyeti oluşturma düşüncesinde olduğunu söyledi.

Celse arasında bazı üniversitelerden cevap geldiğini ifade eden İşler, “Gelen cevaplar eğitim sistemimizin de ne durumda olduğuna örnek oluşturdu” diyerek, şöyle devam etti:

“Üniversitelerin bazıları ‘bu alanda öğretim üyemiz yoktur’ şeklinde cevap verdi. Takip ettiğim kadarıyla bir üniversiteden de cevap gelmedi. Mahkeme, bu duruşmada gelen cevapları değerlendirecek. Bu kişiler yeterli midir, değil midir buna bakılacak. Bu konuda taraflarında beyanları olacak. Böylelikle bir bilirkişi heyeti oluşturulacak. Bu duruşmada olmazsa, diğer duruşmaya kalacak.

Mahkemenin son celsedeki kararı, soruşturma sürecindeki rezillikten sonra en azından doğru düzgün bir bilirkişi heyeti oluşturma kararı olması sebebiyle önemli.”

‘DOSYA TEFRİK EDİLDİ’

Son celsede mahkemenin dinlenilmesini istediği TCDD görevlileri kararına ilişkin gelişmeler hakkında da bilgi veren İşler, savcılığın bu kişiler hakkında dava açarken “balast tutucu duvar yapılmasına” atfederek bir tefrik (ayırma) kararı verdiğini ve bu dosyada sorumlu olduğu işaret edilen TCDD görevlilerinin, mahkemenin dinlenilmesini istediği kişilerle aynı kişiler olduğunu hatırlattı.

Tarafların duruşma arasında bu konuyla ilgili mahkemeye iki itirazı olduğunu ifade eden İşler, şunları söyledi:

“İlk itiraz şuydu: Dinlenilmesi istenen insanların adresi Çorlu’da olmadığı için mahkeme tarafından talimat yazılmıştı. Talimatla dinlemenin kabul edilemeyeceği, böylesi bir olayın sorumlularını ortaya çıkarılabilmesi için yargılama yaparken tanıkların mahkeme huzuruna çıkarılarak dinlenilmesinin önemli ve gerekli olduğunu yönünde hem bizim, hem de sanıkların itirazı oldu.

İkinci olarak da tefrik edilen dosyada sorumlu olmaları gündeme geldiği için (ki biz zaten bunu biliyorduk ve söylüyorduk. Kaldı ki bu kişilerin sorumlu olması da yeterli değil, çok daha üst düzey sorumluluklardan bahsediyoruz) sanık olmaları ihtimali var. Dolayısıyla bu kişilerin dinlenilmesine yönelik kararı gözden geçirmesi yönünde mahkemeye talepler iletildi. Buna ilişkin ne karar vereceğini, ne şekilde davranacağını yarın hep birlikte göreceğiz.”

'AİLELERİN ADALET MÜCADELESİ DEVAM EDECEK'

Dava sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan İşler, acılı ailelerin ısrarlı takibi ve gündeme getirmesi üzerine bilirkişiler konusundaki ‘rezilliğin’ ortaya çıktığını vurguladı. “Yarılamayı bir bütün olarak düşünürsek, savcılığın yaptığı en iyimser tabirle ‘fahiş hata’yı gidermek için mahkeme bir adım attı” diyen İşler, TCDD’de ve Ulaştırma Bakanlığı’ndaki üst düzey sorumlular yargılanana kadar ailelerin adalet mücadelesi devam edeceklerine dikkat çekti.

DURUŞMAYA ÇAĞRI

İşler, açıklamasının son kısmında yarınki duruşmaya çağrı yaptı:

“’Sosyal cinayet düzenine hayır’ diyen herkesi yarın Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne, ailelerle dayanışmaya çağırıyoruz. Sosyal Haklar Derneği olarak acılı ailelerin hukukunu savunmayı sürdüreceğiz”