Çorlu tren katliamı: 3 yıl 8 duruşmanın ardından gerçek suçlular yargılanmadı

Çorlu tren katliamı sonrasında geçen 3 yılda Savcı Galip Yılmaz Özkurşun’un yürütmesi gereken dava dışında her şeyle ilgilendiğini söyleyen aileler ve avukatlar, sorumluların tam listesini yayınlayarak hukuksuzca ilerleyen süreci gözler önüne serdi.



10-09-2021 13:57

İleri Haber

Çorlu tren katliamının 8. duruşmasının arından gerçek bir yargılanma sürecinin işletilmediğini haykıran aileler ve avukatlar, savcılığa etkin bir soruşturma çağrısı yaptı.

Çorlu Tren Katliamı Aileleri ve avukatları, katliama ilişkin dosyanın geldiği aşamayı ve hukuksuzlukları anlatmak için İstanbul Barosu Kültür Merkezi’nde bir araya geldi. 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu Tren Katliamı’ndaki dava sürecinin üçüncü yılında avukatlar ve mağdur aileler basın açıklaması düzenledi. Açıklamada dava sürecinin başından bu yana yaşanan hukuksuzluklar anlatıldı, mağdur aileler yaşadıklarından bahsetti.

“Çorlu tren katliamı yargılama-ma süreci” olarak değerlendiren aileler, şu sözlerle yargılamamayı gözler önüne serdi:

“08.07.2018 tarihinde yaşanan Çorlu Tren Katliamının üzerinden tam 3 yıl geçti. Aradan geçen bu 3 yıl içerisinde yakınlarını kaybeden aileler ve kazanın mağduru yaralılar defalarca savcılık makamına gittiler, tüm sorumluların yargılanması için adalet nöbeti tuttular. Meydanlarda sayısız eylemle seslerini duyurmaya çalıştılar, defalarca dertlerini ve taleplerini anlattılar. Açılan davada 8 celse geride kaldı. Keşif yapıldı ve bilirkişi raporları alındı. Ancak asıl sorumluların yargılanması için soruşturmada bir arpa boyu yol gidilemedi.

‘SAVCILIK ADİL VE ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTMEMEKTEDİR’

Savcılık adil ve etkin bir soruşturma yürütmemektedir. 08.07.2018 gecesi helikopterlerle olay yerine getirilen; Savcılık tarafından seçilen bilirkişiler tarafından sözde bir olay yeri incelemesi yapılmış ve 08.10.2018 tarihinde bir bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Savcılık tarafından seçilerek getirilen bu bilirkişilerin sonradan TCDD ile ticari ve benzeri bağlantıları olduğu ortaya konulmuş, taraflı olarak düzenlenen rapor üzerine haklarında suç duyuruları yapılmıştır. Haklarındaki soruşturma ve bilirkişiliklerinin iptali için açılan dava halen sürmektedir.

Bu meşruiyeti olmayan rapora dayanarak dosyanın savcısı Galip Yılmaz Özkurşun tarafından TCDD 1. Bölge yöneticileri hakkında tefrik kararı verilmiş, 3 yıl önce asli sorumluların yer almadığı bir iddianameyle, sadece 4 alt düzey çalışan hakkında taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermekten dava açılmıştır.

‘BİLİRKİŞİ RAPORU ALMAK DIŞINDA KAYDA DEĞER İŞLEM YAPILMADI’

Aradan geçen 3 yıla rağmen Savcı Galip Yılmaz Özkurşun tarafından tefrik edilen soruşturma dosyasında bir bilirkişi raporu almak dışında kayda değer hiçbir işlem yapılmamış, TCDD 1. Bölge yöneticilerinin ve üst makamların hiçbirinden ifade alınmamış, ailelerin ve avukatların tüm şikayet, baskı ve taleplerine rağmen sorumluların tespiti yönünde hiçbir adım atılmamıştır.

Ailelerin ve avukatlarının mücadelesinin ardından, olay yerinde yeniden keşif işlemleri yapılmış ve yeni bilirkişi raporları alınmıştır. 23.10.2021 tarihli bilirkişi raporu ve bu rapordaki eksiklikler üzerine talep edilerek düzenlenen 26.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporu dosyaya girmiştir. Bu raporlar tüm eksikliklerine rağmen TCDD Yönetim Kurulu’ndan başlamak üzere silsile halinde tüm yetkililerin sorumluluklarını ortaya koymuştur.

Davanın avukatları olarak 7. celsesinde 15.03.2021 tarihinde verdiğimiz dilekçe ile yalnızca 4 sanığın yargılandığı dosyanın asli sorumlularını listeleyerek şüpheli sıfatıyla derhal soruşturulmaları, gerekirse TCDD makamlarında arama el koyma işlemi yapılarak sorumluların tespit edilmesi talebimizi Mahkeme’ye sunduk. Aynı celse bu dilekçemizin Mahkeme tarafından ihbar mahiyetinde Savcılığa gönderilmesine karar verilmiştir. Asli sorumluların isimlerinin tek tek listelendiği bu ihbara rağmen, Savcılık kendisine bildirilen isimlerden sadece 1. Bölge Müdürü, EKAY Bölge Müdürü ve birkaç alt düzey yöneticinin ifadesini almakla yetinmiş ve etkin bir soruşturmanın gereklerini yerine getirmemiştir. Hâlbuki 3 yıl içerisinde toplanan tüm deliller ve alınan raporlar göstermiştir ki; genel müdür İsa Apaydın’dan başlayarak TCDD koltuklarını işgal edenler görevlerini yerine getirmedikleri için bu katliam gerçekleşmiştir. Mahkemeye verdiğimiz ve Savcılığa ihbar edilen tam liste aşağıda tablo halinde verilmiştir.

‘SANIKLAR ARTIK OLASI KASTLA ÖLÜME VE YARALAMAYA SEBEBİYET VERMEKTEN YARGILANMAKTADIR’

Sanıklar artık olası kastla ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermekten yargılanmaktadır. Yine Savcı Galip Yılmaz Özkurşun 3 yıl evvel düzenlediği iddianamede sadece alt düzey 4 sanığa (Turgut Kurt, Çetin Yıldırım, Özkan Polat ve Celalettin Çabuk) kusur atfederek asıl sorumluları perdelediği gibi mevcut sanıklarında taksirle yargılanmasını talep etmiştir. Ailelerin 3 yıllık mücadelesinin ve adalet arayışının sonunda anlaşılmıştır ki; sanıklar kaza sebebini ve önleyecek tedbirleri bilebilecek durumdadır, umursamaz tutumları neticesinde 25 insan hayatını kaybetmiş ve görevlerinin gereklerini bir silsile halinde yerine getirmedikleri için bu kaza katliama dönüşmüştür.  07.09.2021 tarihinde görülen duruşmada talebimiz üzerine, 3 yıldır süren yargılama boyunca taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmaktan yargılanan sanıkların, suçu “olası kastla” işlediklerinden bahisle ek savunmaları alınmış ve yargılamanın mahiyeti değişmiştir. Sanıkların 25 kez olası kastla ölüme sebebiyet vermekten ve 297 kez olası kastla yaralanmaya sebebiyet vermekten ifadeleri alınmıştır. Bu talebimizi yargılamanın en başında Mahkemeye sunmuştuk, Mahkeme 2 yılı aşkın süredir davayı taksirle öldürme gibi, sorumluları mevcut infaz düzenlemeleri karşısında hapse dahi sokmayacak, basit bir suçlama ile yargılamayı sürdürmüştür.

‘SAVCI GALİP YILMAZ ÖZKURŞUN, YÜRÜTMESİ GEREKEN SORUŞTURMA DIŞINDAKİ HER ŞEYLE İLGİLENMİŞ’

Bu arada, kendisine bildirilen isimlerin altı aydır ifadesini almayı dahi tamamlamayan Savcı Galip Yılmaz Özkurşun, yürütmesi gereken soruşturma dışındaki her şeyle ilgilenmiş, acılı ailelerin Twitter paylaşımlarına, duruşmaları ve kazanın sebeplerini haber yapan gazetecilere, yurttaşlara davalar açmış; avukatların ve ailelerin taleplerine duyarsız kalmış, yapılan tüm yazılı başvuru ve sözlü görüşmelere rağmen soruşturmanın önünü tıkayan davranışlarını sürdürmüştür.

Ailelere   söyledikleri her söz için davalar açılmış, Anayasa Mahkemesi önünde polis şiddetine maruz kalınmış ve duruşma sırasında salon kapıları üzerlerine kilitlenmiştir. Bu süreçler hafızalarda henüz tazedir.

Yürüyen dava ve halen süren soruşturmanın en can yakıcı noktası ise, Savcılığın dosyanın delillerini zaten kazaya sebep olan TCDD’den istemeye devam etmesidir. Görevi kötüye kullanma ve adil yargılamayı engellemeye teşebbüs suçları nedeniyle şikayet edilen ve Mahkeme tarafından da kurulan ara kararla ihbar edilen Savcılığın, bir an evvel yetkilerini kullanmaya başlaması, TCDD makamlarında arama-el koyma işlemi yaparak kazanın sebeplerine ve sorumluların tespitine ilişkin delilleri elde etmesi gerekmektedir. Adli makamlar ellerindeki imkanları kullanmamaktadır.

‘ÇORLU TREN KATLİAMI EN BASİT ÖNLEMLER ALINARAK ÖNLENEBİLİR BİR KATLİAMDIR’

Daha 2 ay evvel, 03.07.2021 tarihinde Konya-Ankara hızlı tren hattında meydana gelebilecek olası bir kazanın alınan önlemler sayesinde nasıl önüne geçildiyse, Çorlu Tren Katliamı da en basit önlemler alınarak önlenebilir bir katliamdır. Bu sebeple soruşturmanın ivedilikle tamamlanarak tüm sorumluların derhal tespit edilmesi ve yargı önüne çıkarılmaları hem yasal bir zorunluluk hem de bu ülkenin acılı ailelere ve yaralılara bir borcudur.

Yargılama sürerken TCDD’de yaşananlar;

Kaza tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı olan Ahmet Arslan, kazadan 2 gün sonra görevinden alınmış ve 10.07.2018 tarihinde Mehmet Cahit Turhan göreve getirilmiştir. 28.03.2020 tarihinde ise Mehmet Cahit Turhan görevden alınmış, yerine Adil Karaismailoğlu getirilmiştir.

Kaza tarihinde TCDD Genel Müdürü olan İsa Apaydın, 20.09.2019 da görevden alınmış, yerine Ali İhsan Uygun getirilmiş, O da son duruşmadan 4 gün evvel 03.09.2021 tarihinde görevden alınarak yerine Abdülkerim Murat Atik getirilmiştir.

GÖREVDEN ALINDILAR, İFADELERİ ALINMADI

Görevden alınan tüm isimler Çorlu Tren Katliamının sorumluları arasında yer almalarına rağmen ifadeleri dahi alınmamıştır.

Bu arada yine sorumlular arasında yer alan Mümin Karasu terfi ettirilerek TCDD Genel Müdür danışmanı olmuştur. Davada hali hazırda yargılanan sanıklar dahi bu kaza sebebiyle görevden uzaklaştırılmamış, haklarında bir disiplin kovuşturması başlatılmamıştır.

Özetle; 08.07.2018 tarihinden bu yana yakınlarını kaydeden aileler ve yaralılar tek bir şey talep etmektedir: adalet. Bu soruşturma ve yürüyen davada adalet ise onlarca delille ortaya konulduğu gibi TCDD koltuklarını işgal eden tüm sorumluların tespit edilerek yargı önüne çıkarılması ve 25 kez olası kastla ölüme sebebiyet vermekten ve 297 kez olası kastla yaralanmaya sebebiyet vermekten ceza almaları ile sağlanacaktır.

Çorlu’dan sonra da tren kazaları yaşanmaya devam etti. Çorlu’dan sonra Ankara’da 9 insanımız hayatını kaybetti. Daha geçenlerde Tuzla’da facianın eşiğinden dönüldü. 1 hafta önce Tekirdağ’da hemzemin geçitte tren işçi servisine çarptı ve 6 insanımız öldü. Etkin bir yargılama olmadığı, caydırıcı cezalar verilmediği sürece, bu denetimsizlik, bu ihmaller devam edecektir ve hepimiz bir gün o trenlerden birinin altında kalabiliriz.

Aileler 3 yıldır tüm açıklamalarında aynı şeye vurgu yaptılar. Başka canlar yanmasın diye mücadele ettiklerini ifade ettiler. Sadece şikayetçiler değil sanıklar mahkeme salonlarını doldurduklarında Çorlu için sağlanan adalet hepimiz için sağlanan adalet olacaktır.”

Basın metninde de sorumlular listesi şöyle açıklandı: