Cizre, Sur ve Afrin ile ilgili operasyonları eleştirmek suç değil!

İncelenen soruşturmayla ilgili savcılık tarafından verilen kararda, “Saray'ın savaşına hayır” ve “Kürt halkının katillerinden hesabı halk soracak” ifadelerinin suç unsuru oluşturmadığı belirtildi.



13-02-2020 21:34

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

Sosyal medyada “Saray'ın savaşına hayır” ve “Kürt halkının katillerinden hesabı halk soracak” ifadeleriyle ilgili açılan soruşturmayla ilgili savcılık tarafından verilen kararda, bu ifadelerin ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçu işlenmesine zemin oluşturmadığı belirtildi. Savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki bir hesaptan 15 Aralık 2017 tarihinde, ''Cizre'de Sur'da evlerinde yakılarak katledilen Kürt halkının katillerinden #hesabıhalksoracak'' ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) cihatçı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte düzenlediği Afrin saldırısıyla ilgili 24 Ocak 2018 tarihinde, ''öldürseniz tutuklasanız bile savaşa hayır demeye devam edeceğiz. Sarayın savaşına hayır #SavaşaHayır #AfrinSavaşınaHayır #Afrin'' şeklinde yapılan paylaşımlar hakkında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 09/03/2018 tarihli araştırma raporunda, bahsi geçen hesabın kullanıcısının ‘şüpheli’ olabileceği yönünde tespitte bulunuldu.

Hesabın sahibi olduğu öne sürülen yurttaş da verdiği ifadede hesabın kendisine ait olmadığını, paylaşımları kendisinin yapmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etti.

‘PARALELLİK TAŞIYAN DÜŞÜNCE AÇIKLAMALARI TERÖRİZM PROPAGANDASI DEĞİL’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, incelediği soruşturma evrakıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 09/05/2019 tarihli 2017/36722 başvuru numaralı şu kararını hatırlattı:

“Terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını ve fikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek, bu amacın gerçekleşmesine yönelik her türlü vasıtaya başvurabilmektedirler. Terörün veya terör örgütlerinin propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğuna kuşku yoktur.

Bununla birlikte Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklaması değil, yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmaya teşvik edecek şekilde propagandanın yapılması suç olarak kabul edilmiştir. Terör ve ya terör örgütü ile bağlantılı olsa bile içinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan, terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan, terör örgütünün ideolojisi, toplumsal veya siyasal hedefleri, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleri ile paralellik taşıyan düşünce açıklamaları terörizm propagandası olarak kabul edilemez.

Toplumsal ve siyasal ortama veya sosyoekonomik dengesizliklere, etnik sorunlara, ülke nüfusundaki farklılıklara, daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin devlet yetkilileri veya toplumun önemli bir bölümü için rahatsız edici olsa bile açıklanması, yayılması, aktif, sistemli ve inandırıcı bir şekilde başkalarına aşılanması, telkin ve tavsiye edilmesi ifade özgürlüğünün koruması altındadır.”

‘SUÇ UNSURU OLUŞMADI’

Savcılık tarafından soruşturmaya ilişkin verilen kararda, Yargıtay kararları hatırlatılarak “paylaşımların yapıldığı ortam, zaman ve muhatap kitle de dikkate alındığında paylaşımda kullanılan ifadelerin terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da teşvik eden niteliğe ulaşmadığı ve ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı”, ayrıca “şüphelinin silahlı terör örgütünün propagandası yapmak kastı ile hareket ettiğine dair hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmediği” tespit edildi.

KOVUŞTURMAYA YER YOK

Savcılık, şüpheli yurttaş hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.