CHP'li Tanrıkulu, emekli amirallerin gözaltına alınmasını değerlendirdi: 'İfade özgürlüğüne bir darbedir bu'

MST TV ekranlarında Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan CHP'li Sezgin Tanrıkulu, 'Montrö Bildirisi' yayınlayan amirallerin gözaltına alınmalarını değerlendirdi. Tanrıkulu, "Tamamen ifade özgürlüğüne bir darbedir bu, düşünce özgürlüğüne bir darbedir ve kabul edilemez" dedi.



05-04-2021 14:32

İleri Haber

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, MST TV ekranlarında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Programda Tuğamiral Mehmet Sarı'nın bir tarikat evinde askeri üniforması üzerindeki sarık ve cübbe ile fotoğraflarının ortaya çıkmasının ardından açıklama yayınlayan 104 emekli amirale ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında 10 emekli amiralin gözaltına alınmasını değerlendiren Tanrıkulu, "Bu sabah itibarıyla önceki gece açıklanan bir açıklamadan dolay amirallerin gözaltına alındıkları haberleri geldi. Sanırım 10 amiral alınmış bu saate kadar. Kaç kişinin daha gözaltına alınacağı belli değil. Öncelikle her türlü düşüncemi bir tarafa bırakarak şunu ifade etmeliyim ki: Düşünce açıklaması, ifade özgürlüğü anayasal güvence altındadır.  Bütün bunlardan bir gündem yaratıp insanları Türkiye'nin temel konuları konusunda fikir söylemekten düşünce üretmekten alıkoymak ve böyle bir baskı yapmak asıl darbeci zihniyettir" dedi.

'AMİRALLERİN BİLDİRİSİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA'

Amirallerin gözaltına alınmasını ifade özgürlüğüne yapılan bir darbe olduğunu belirten Sezgin Tanrıkulu, "Tamamen ifade özgürlüğüne bir darbedir bu, düşünce özgürlüğüne bir darbedir ve kabul edilemez. Ben kendi eleştirilerimi de saklı tutuyorum çünkü gözaltına alınma işlemi gibi hukuk dışı bir işlem yapılmışsa bana düşen görev bu gözaltı işlemini eleştirmektir, yapılanları eleştirmektir ve bunu eleştiriyorum. Umarım yani savcılık bu kararından vazgeçer ve bu baskıcı anlayış bir kez daha mahkum olur, umuyorum" diye konuştu.

'AKP MAĞDURA OYNUYOR'

AKP hükümetinin 'Montrö Bildirisi' yayınlayan ve cemaat-tarikat örgütlenmesine dikkat çekenleri 'darbecilik'le suçlamasına ilişkin de konuşan Tanrıkulu şunları söyledi:

"Adalet ve Kalkınma Partisi kapatma davası ile karşı karşıya kaldı ve sadece bir oyla partisi kapatılmadı. Ancak başka yaptırımlar uygulandı kendilerine ve kapatma davası, 367, 28 Şubat, 27 Nisan gibi dönemlerde hep mağduru oynadı. Şimdi yine mağdura oynuyor işte kendisi. 

27 Nisanı hatırlatmak isterim, e muhtırayı hatırlatmak isterim. O zaman Diyarbakır Barosu Başkanıydım. Genelkurmay Başkanlığı Resmi sitesinde hükümete ayar verebilecek bir bildiri yayınlanmıştı. O bildiri ile ilgili olarak bakın bir kez daha burada ifade ediyorum ki, parlamentoda da ifade etmiştim bunu, bir tek Adalet ve  Kalkınma Partisine yakın baro başkanı şikayet dilekçesi vermediler, suç duyurusunda bulunmadılar ama 27 Nisan'ın hemen ertesinde, sabah, Diyarbakır Barosu'nun Yönetim Kurulu Başkanı olarak ben, Mazlumder'in Başkanı ve İHD Başkanları ortak imzayla Yaşar Büyükanıt hakkında ve Genelkurmay Başkanlığı hakkında suç duyurusunda bulunduk. 

Bu Adalet ve Kalkınma Partisi bu işin mağduru oldu ve kendisine oradan bir yol açmaya çalıştı. Bir tek onlara yakın baro başkanı, baro başkanı ya da avukat suç duyurusunda bulunmadı o zaman. Şimdi yine ebedi bir mağduriyete oynamak üzere bu açıklamayı, bu düşünce açıklamasını -bana göre bir düşünce açıklaması- kullanacaklar. Türkiye'nin kendi gerçek gündemini saklamaya çalışacaklar, maalesef."

'SÖYLENEN SÖZLER PLANSIZ VE ÖZENSİZ DEĞİL'

Buraya nereden geldik Montrö'ye, İstanbul Sözleşmesi'nden geldik. İstanbul Sözleşmesi sonuç itibarıyla parlamento tarafından kabul edilmiş sözleşmeydi ve cumhurbaşkanı tek bir imzayla bu sözleşmeden geri çekildi ve bir el bombası atar gibi Meclis Başkanı -ki kendisi Hukuk Tarihi Hocasıdır aynı zamanda- 'Montörden de çekilebilir' gibi o anlama gelecek bir söz söyledi. Kanal İstanbul'a bağlı olarak ve bir bombayı, bir el bombasını Türkiye'nin gündemine attı. Yani bunlar böyle çok plansız, özensiz söylenmiş sözler değil. 

'AKP TÜRKİYE'Yİ YÖNETEMİYOR'

Adalet ve Kalkınma Partisi kendi gündemini tüketmiş, Türkiye'yi yönetemiyor. Ekonomik olarak yönetemiyor, dış politika olarak yönetemiyor. İç politikada müthiş bir kutuplaşma ve düşmanlık üzerine bir siyaset inşa etmeye çalışıyor ve o siyasetin de bir karşılığı yok. Kamuoyu yoklamaları bunu gösteriyor. E neye oynayacak? Ebedi mağduriyete, görüyorsunuz değil mi arkadaşlar? '20 yıldır ben iktidardayım ama hangi tehditlerle karşı karşıyayım' diyecek. Bunu söyleyecek. 

'TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ'

Tam da bunun zemini ile ilgili olarak onun bütün kalemşörleri, bütün siyasetçileri bütün nerdeyse sosyal medyanın trol esnafları ortaya çıktılar ve yine Adalet ve Kalkınma Partisini ve iktidarını mağdur göstermeye başladılar. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz, ifade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü sonuna kadar savunacağız, demokrasiyi sonuna kadar savunacağız. Darbeye, darbecilere her koşulda  karşı çıkacağız, her koşulda karşı çıkacağız ve darbecileri mahkum edeceğiz, sivil darbe yapanları da mahkum edeceğiz. Ama her ortamda bunu söylemeye devam edeceğiz."