CHP'li Özel Binali Yıldırım'ın TBMM Başkanlığı sürecini değerlendirdi

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Binali Yıldırım'ın TBMM Başkanlığı sürecini değerlendirdi.



01-03-2019 11:30

İleri Haber

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel İstanbul Milletvekili Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifasına kadar geçen 7 aylık süre içinde 27. Yasama Dönemi çalışmalarını inceledi.

Özel ihtisas komisyonlarının işlevsiz kaldığını, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun adeta bir alt meclis gibi çalıştırıldığını belirterek, bugüne kadar çıkarılan 21 kanunla, 153 kanunda toplam 453 değişiklik yapıldığına işaret etti. Torba ve temel kanunlar eliyle TBMM’nin nitelikli yasama yapmasının engellendiğini belirten Özel, “Meclis dışı mecralarda kanun yazımı yasama yetkisine el atma ve düpedüz egemenlik hakkına saldırıdır. Bu yöntem anayasaya karşı muvazaadır” ifadesini kullandı.

'YÜRÜTME ORGANI, YASAMA ORGANINA KARŞI SORUMSUZ KILINMIŞTIR'

CHP’li Özel’in Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifasına kadar geçen 7 aylık süre içinde 27. Yasama Dönemi çalışmalarına ilişkin teknik bir değerlendirme notu hazırladı. Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte rejime kastettiği 16 Nisan referandumunda oylanan anayasa değişiklikleri 24 Haziran seçimleriyle yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe giren anayasa değişikliğiyle parlamenter demokrasiden vazgeçilmiş, yasama organının denetim yetkileri tırpanlanmış, tam bir kuvvetler birliği yaratılmış, yasama ve yargı organlarının da yürütmenin başındaki Recep Tayyip Erdoğan’a bağımlı olduğu yeni bir rejim tesis edilmiştir. 24 Haziran seçimleriyle birlikte yürürlüğe giren anayasa değişikliğiyle, TBMM Genel Kurulu’nda hükümet programı okunması, gensoru ve güvenoyu gibi yasama organının yürütmeyi doğrudan denetleyebildiği mekanizmalar kaldırılmıştır. Bakanların yasama organı dışından atanma zorunluluğunun kaldırılması, gensoru ve güvenoyu mekanizmalarının kaldırılmasıyla bakanların yasama organına değil yürütmenin başına karşı sorumlu olduğu bir rejim inşa edilmiştir. Bu rejim değişikliği yürütme organını yasama organına karşı siyasi sorumsuz kılmıştır” ifadesini kullandı.

'İKTİDAR PARTİSİ MİLLETVEKİLLERİNİN YALNIZCA İMZALARINA İHTİYAÇ DUYULUYOR'

Özel, “27. Yasama Dönemi’nde bugüne kadar 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu dışında 21 kanun çıkarılmıştır. 21 kanun incelendiğinde, 3’ünün uluslararası anlaşma niteliğinde olduğu, 1’inin OHAL KHK’sının kanunlaşması çerçevesinde olduğu görülmektedir. Geri kalan 17 kanunun 14’ünün ise torba kanun niteliğinde TBMM’ye sunulduğu anlaşılmaktadır.24 Haziran seçimlerinin ardından yürürlüğe giren anayasa değişikliğinin propaganda süreci sırasında, Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri kanun tasarısı yönteminin terk edildiğini, bakanlıkların kanun yapımına karışmayacağını iddia etmiş, yasama organının güçleneceğini ve milletvekillerinin yasama yapımına daha fazla katkı sunacaklarını ileri sürmüşlerdir. Torba kanun yöntemi yapım tekniği dikkate alındığında, birden fazla uzmanlık alanında birden fazla kanunda değişiklik öngören teklifler olup, milletvekillerinin diğer milletvekilleriyle bir araya gelerek, uzmanı olmadıkları alanları ilgilendiren düzenlemelere yönelik çalışma sunmaları, hayatın olağan akışına aykırıdır.Bu, kanun teklifinde imzası bulunan milletvekillerinin, doğrudan tek kişilik yürütme organı ya da ilgili bakanlıkların hazırladığı teknik düzenlemelere imza atmalarından başka bir şey değildir. Meclis dışı mecralarda kanun yazımı yasama yetkisine el atma ve düpedüz egemenlik hakkına saldırıdır. Bu yöntem anayasaya karşı muvazaadır ve bu tekliflerin Cumhurbaşkanı talimatlarıyla, saray bürokratları ve bakanlıklar tarafından hazırlandıkları iktidar partisi milletvekillerinin, yalnızca imzaları ve oylarına ihtiyaç duyulduğunun bir göstergesidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kanun tekliflerini sahiplenen açıklamaları da basına yansımış olup, tespitimizi doğrular mahiyettedir" ifadelerini kullandı. 

153 KANUNDA 413 DEĞİŞİKLİK

Özel'in değerlendirmesinde "Torba kanun yöntemiyle görüşülen teklifler incelendiğinde, tekliflerin önemli bir bölümünün birbiriyle ilgisi olmayan yasal düzenlemelere ait olduğu görülmektedir. Örneğin 7161 sayılı kanunla 41 ayrı kanunda, 7153 sayılı kanunla 39 ayrı kanunda ve 7148 sayılı kanunla 19 ayrı kanunda değişiklik yapılmıştır.Yapılan incelemeyle torba kanunun bir yasama tekniği haline getirildiği görülmektedir.27. Yasama Dönemi’nde bugüne kadar 153 ayrı kanunda 413 adet değişiklik yapılmıştır. Torba kanun yönteminin bir diğer sakıncası, ihtisas komisyonlarını dışlıyor olmasıdır. Millet oyuyla bu Parlamento’ya ihtisaslaştıkları alanlarda hizmet etmek için farklı siyasi partilerden gelen parlamenterler, torba kanun yöntemi nedeniyle, yasa yapım sürecine yeteri kadar katkı sağlayamamaktadırlar. Plan ve Bütçe Komisyonu fiilen bir alt Meclis gibi çalışmakta ve kaliteli yasamaya katkısı şeklen olmaktadır" ifadeleri yer aldı.

'HALKIN SORUNLARI ÇÖZÜLEMİYOR'

Özel son olarak "Cumhuriyet Halk Partisi, 27. Yasama Dönemi’nin Binali Yıldırım’ın başkanlığında geçen bu bölümünde nitelikli yasama faaliyeti yapılamadığını, atama bekleyen kamu personeli, emeklilikte yaşa takılanlar, ek gösterge bekleyen kamu personeli, asgari ücretli vatandaşlarımız gibi yüzünü Parlamento’ya dönmüş geniş halk kitlelerinin sorunlarının çözülemediğini not etmektedir.Bunda farklı bir siyasi parti olan, farklı bir seçim bildirgesi ve farklı bir programı bulunan Milliyetçi Hareket Partisi’nin, hiçbir konuda söz sahibi olamamasına karşın, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne destek verme kararı alarak 24 Haziran’da oluşan tablonun tersine AKP’nin yasama organının gündemini belirlemesine ve yönlendirmesine izin vermesi de etkili olmuştur.Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yasama organında yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği bir sistem yerine uzlaşı kültürünün hakim olduğu bir düzenden yanayız. Nitelikli yasama yapılabilmesi amacıyla; torba ve temel kanun yöntemlerinin derhal terk edilmesini, ihtisas komisyonlarının işlevli hale getirilmesi önünde bulunan tüm engellerin kaldırılmasını, TBMM İçtüzüğü’nde katılımı ve söz hakkını kısıtlayan düzenlemelerin gözden geçirilerek değiştirilmesini, grubu bulunmayan siyasi partilerin görüşlerini daha fazla duyurabilmesinin zemininin sağlanmasını talep ediyoruz. Yüzde 10 seçim barajının kaldırılarak, TBMM’de çok sesli bir tablonun ortaya çıkması, siyasi ahlaksızlıkla mücadele edilebilmesi, Parlamentonun yürütme organı üzerinde etkin denetim yapabilmesinin önünün açılması, dezavantajlı gruplara pozitif ayrımcılık yapılabilmesi, kadın erkek eşitliğinin geliştirilerek savunulmasının da aralarında olduğu bir dizi düzenlemeyle 12 Eylül anayasası ve 16 Nisan referandumunun yarattığı tüm olumsuzlukların geri alınarak yeniden milletin iradesinin yansıdığı güçlendirilmiş bir parlamenter demokrasinin inşa edilmesini öneriyoruz" dedi.