ÇEVİRİ | Napoli’de neler oldu? COVID isyanına yöneltilen karalamalar 



28-10-2020 11:12

Çeviren: Özgür Dirim Özkan

İtalya’nın Campania bölgesinin en büyük kenti Napoli’de geçen cuma günü (23 Ekim) arttırılan COVID-19 önlemlerine karşı, düzenlenen protesto gösterilerine neo-faşist Forza Nuova’nın da destek vermesi ve Forza Nuova lideri Roberto Fiore’nin “Napoli sağlık diktatörlüğüne karşı başkaldıran ilk kenttir” açıklaması ile birlikte çok geçmeden gösterilerin faşistlerce ve hatta mafya desteğiyle kışkırtıldığı haberleri yayılmaya başladı.

İtalya solundan Fronte Popolare (Halk Cephesi) ise “Napoli isyanı ve sağlık ile iş arasında seçim” başlıklı bir açıklama yayınladı. Bu açıklamayı İleri Haber okurlarıyla paylaşıyoruz:

Napoli’deki protesto gösterilerinde yer alan pek çok pankarttan birinde şunlar yazıyordu: “A salute è a prima cosa, ma senza soldi non si cantano messe”: Sağlık her şeyden önce gelir, ama para yoksa kilisede ilahi bile söylenmez.

Sağlık ile iş, fiziksel refah ile ekonomik refah arasında seçim yapma zorunluluğu, gerçek bir demokraside hayal bile edilmemesi gereken bir durumdur. Yine de bu, tüm ülke genelinde, hem Güney İtalya’da hem de Kuzey İtalya’da halka dayatılan bir seçimdir. Kuzey -ve özellikle Milano büyükşehir bölgesi- mütevazı bir yaygın ekonomik refah görünümünü sürdürme eğilimindeyken, Güney'in büyük şehirleri için aynı şey geçerli değildir. Napoli, İtalya'nın üçüncü büyük şehridir ve belki de tüm Güney'deki en önemli şehirdir. Ve işte burada sağlık ve iş arasında seçim yapmak zorunda olanların beklenen öfkesi patlamıştır.

Protestoların ardında mafyanın olduğuna dair sözde gazetecilerin ortaya koyduğu komplo teorileri ise gerçekçi olmaktan uzaktır. On yılı aşkın bir süredir devam eden ekonomik kriz, COVID’in ilk dalgasıyla birlikte daha da kötüleşerek özellikle esnafı ve serbest meslek sahiplerini daha da ezdi. Bunun üzerine Güney İtalya’daki krizin yapısal karakterinin de etkisi ile çıkan isyanın radikalleşmesi beklenilen bir durumdur. Gösterilerde kitlesel bir konumda olmayan faşistlerin bu protestoları istismar etmesi ise söz konusu radikalleşmeyi açıklayamamaktadır. 

Sokağa çıkanlar genel olarak tezgâhtarlar ve alt proleteryadır. Eylemler sırasında bazı kişilerin suça karışmış olması, birçok iş kolundan esnaf ve hizmet sektörü çalışanının eylemlerdeki katılımını açıklamamaktadır. Mikro işletmeler İtalya’daki reel üretimin bel kemiğini oluşturmakta ve ulusal servetin önemli bir bölümünü üretmektedir.  

Kira, maaşlar, başta Amazon olmak üzere pandeminin başlangıcından bu yana kazancını katlayarak artıran internetteki büyük şirketlerle acımasız rekabet, bunaltıcı bürokrasi; bütün bu etkenler, zamanla esnaf ve küçük işletmelerin orta sınıf niteliklerini kaybetmelerine neden oldu. Zaman içerisinde esnaf ve küçük işletmelerin dahil olduğu orta sınıfın proleterleşmesi giderek daha belirgin hale geldi. Bu nedenle önceki günlerde Campania Bölgesi Başkanı Vincenzo De Luca’nın öncüsü olduğu Bölge Başkanları tarafından ilan edilen sokağa çıkma yasağını protesto edenler çoğunlukla esnaf ve küçük işletme sahipleriydi. Zaten isyanların ertesi günü, De Luca sonunda bölgenin tamamen kapatılması planını askıya aldı. Şimdi böyle bir hükmün merkezi hükümetin desteği olmadan gerçekleştirilemeyeceğini iddia ediyor.

Sağlık veya çalışma arasında seçim yapmak zorunda kalan kitlelerin şiddeti karalanmamalıdır. Taranto’da yıllardır devam eden; ekmekle ILVA demir-çelik kombinesinin zehirli dumanı altında yaşama arasındaki mücadelenin devam ettiği bir süreçte, bu sefer de koronavirüse yakalanma riskine girip girmeme arasında bir seçim yapmamız gerekiyor. COVID meselesi, bütün İtalya'da ama özellikle de cefakâr Güney'de, sağlık, ulaşım ve hizmetler pastasından aldığı payı kollanan büyük burjuvazi için yeni fırsatlar yaratıyor.

Sorunun “sokağa çıkma yasağına evet ya da hayır” olmadığını bir kez daha haykırmalıyız. Sorun, şimdiye kadar hangi toplumsal ve iktisadî sistemde yaşadığımız ve bunun yerine şimdi neyi hayal etmeye başlamamız gerektiğidir. Tüm stratejik sektörler yeniden kamulaştırılmalıdır. Tamamı kamuya açık olması gereken sağlık hizmetleri ile ilgili kararlar merkezileştirilmeli, ülkenin her bölgesinin nüfus yoğunluğuna uygun bir toplu taşıma altyapı planı yapılmalı, nüfusun en savunmasız kesimlerine gerektiğinde somut ekonomik yardım sağlanmalıdır. Son olarak, devlet, vatandaşların bir daha asla tefecilerden borç para almak zorunda kalmayacağı şekilde asli niteliğini yeniden inşa etmeli, esnafı hedef alan organize suç önlenmeli ve mahkûm edilmelidir.  Temel ilke yeniden gündeme gelmelidir: Sağlık ve iş hiçbir şekilde biri için diğerinden vazgeçilebilir konumda olmamalıdır. 

Fronte Popolare’nin açıklamasının İtalyanca özgün metni için:

https://frontepopolare.net/2020/10/24/la-rivolta-di-napoli-e-la-scelta-tra-salute-e-lavoro/