Canan Kaftancıoğlu'nun dava sonrasında yaptığı konuşmanın tam metni

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek toplam 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun dava sonrasında yaptığı konuşmanın tam metnini yayınlıyoruz.



06-09-2019 17:00

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 5 ayrı suçtan 17 yıla kadar yargılandığı davanın bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülen karar duruşmasında  toplam 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2012-2017 tarihleri arasında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımları nedeniyle yargılanan Kaftancıoğlu, hakkında tutuklama kararı verilmezken, hapis cezası kararı ise İstinaf Mahkemesi'ne gidecek.

Davanın ardından İstanbul Adalet Sarayı önünde konuşan Canan Kaftancıoğlu'nun konuşmasının tam metni şu şekilde: 

"Siyasi parti temsilcileri ve yöneticileri, demokratik kitle örgütleri ve sadece İstanbul’dan değil Türkiye’nin güzel memleketimin her yerinden akıp gelen sevgili dostlar. Hepinize merhaba diyorum. Bugün burada yine beni yalnız bırakmadınız. Zulmedenlerin, adaleti yok edenlerin gözlerine kulaklarına bizim bir arada olduğumuzu ve asla ayrılmayacağımızı en açık haliyle yeniden haykırıyorsunuz. Hepinize teşekkür ederim, iyi ki varsınız. Saatlerce sizlerin burada bekliyor olmanızdan dolayı gerçekten çok üzgünüm. Ne sizler ne de ben bunu hak ediyoruz. Bir düşünün bu ülkede uzun zamandır herhangi bir mahkeme kararıyla ilgili konuşurken kanunlardan, yargı mensuplarından hatta yasa koyuculardan bile bahsedebiliyor muyuz? Hukuk, kanın ve adalet gibi kavramlar bir temenniye dönüştü. Mahkeme kararları kanunlara göre değil siyasi konjonktüre, siyasi iktidarın keyfine göre şekilleniyorsa bu ülkede bütün duruşmalar ne yazık ki formalitedir. Açılan davalarda kararlar duruşma salonlarında değil Saray odalarında alınıyor. Bu ülkede mahkeme kararları kanunlara göre düzenlenmiyor kanunlar verilmek istenen cezalara göre şekillendiriliyor. Adalete susamış sizleri burada mahkûm etmek isteyenler hukuk maskesi takmış mafya yöntemlerini kullanan vesayet odaklarıdır.

'DEMOKRASİ DÜŞMANI BU SİVİL VESAYETİN ADI SARAY VESAYETİDİR'

Yaşanan hiçbir şey tesadüf değil değerli dostlar.  Demokrasi düşmanı bu sivil vesayetin adı Saray vesayetidir. Saray vesayeti halk iradesi ve demokratik siyaset önündeki en büyük engeldir. Adını tam koymak gerekiyor. İşine gelmezse halk iradesini tanımayan, yargıyı muhalefete karşı sopa olarak kullanan, medyayı tekelleştiren, bürokrasinin tüm kurumlarını partizanca bir hırsla dizayn eden, seçilmişlerin atanmışlar karşısında aciz duruma düşüren saray vesayeti var bu ülkede. Halktan sandıktan karşılık bulamayınca mafya yöntemleriyle siyasete yön vermeye çalışan vesayetçi iktidara karşı mücadelemiz daha yeni başlıyor. Onlar sanıyorlar ki baskı yaptıkça, ceza verdikçe korkacağız, haklarımız elinden alındıkça yılgınlığa düşüp susacağız. Onlar sanıyorlar ki kayyumlarla seçme ve seçilme hakkı gasp edilenler korkacak ve susacak. Saray vesayete son verene kadar bedeli her ne olursa olsun susmayacağız, birlikte mücadele etmekten de geri durmayacağız. İşte bu nedenlerle bu dava da İstanbul’u yeniden halka vermek için yola çıkmış bir il başkanını, aslında halkı cezalandırma davasıydı ve ceza verildi. Ama tekrar ediyorum değerli dostlar o kaybetti biz kazandık.

'EŞİT VE ÖZGÜR BİÇİMDE KARDEŞÇE YAŞAMAK İSTİYORUZ'

Korkutmaya çalışsalar da, inandığımız eşitlik yolundan döndürmeye çalışsalar da sarılmak için uzanan ellerimizi kollarımızı bağlamaya çalışsalar da ne sesimiz kısılır haykırmaktan ne de ruhumuz vazgeçer özgürlükten. Her seferinde buradan açıkça söylüyorum biz yepyeni bir mevsime girdik, ayrımsız bir biz mevsimi başladı. Bu mevsimde ne çiçeklerin açmasını engelleyebilecekler ne de nefes almamıza. Umudumuzu, inancımızı, cesaretimi kırmaya, çatlatmaya çalışıyorlar. Tıpkı toprakta olduğu gibi çatlaklarımızdan kırıldığımız yerlerden çıkacak bizler, bizim gibiler. Bizim bir hayalimiz var; bağımsız ve demokratik bir hukuk devletinin dürüst yurttaşları olarak yaşamak. Eşit ve özgür biçimde kardeşçe yaşamak istiyoruz. Gelecekten emanet aldığımız bu ülkeyi bize armağan edilen bu cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak istiyoruz. Hayallerimden de düşüncelerimden de vazgeçmeyeceğim. Bugün burada inanarak ve saatlerce bekleyerek şahsım üzerinden demokrasi mücadelesine verdiğiniz bu destek Türkiye’de hak ve adalet arayışındaki milyonlar için umut ışığıdır. Buraya gelen veya sesimize kulak veren her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

'OKUDUĞUM ŞİR CEZAYI ARTIRICI UNSUR OLARAK KABUL EDİLDİ'

Dostlarım, kardeşlerim, geçen duruşmada okuduğum şiir içeride cezayı artırıcı unsur olarak kabul edildi. Şiirler güzeldir, şiirler insanları özgürleştirir. Zaten biz şiirlerimizi okumaya devam ettikçe onların yaptıkları yargılama değil sadece bir cezalandırma olur, tarih ve gelecek onları yargılar. İzninizle bir şiir daha okuyacağım:

Dünyadan, memleketinden, insandan umudum kesik değil diye

İpe çekilmeyip de atılırsan içeriye,

Yatarsan on yıl, on beş yıl

Daha da yatacağından başka,

'Sallansaydım ipin ucunda Bir bayrak gibi keşke'' demiyeceksin,

Yaşamakta ayak direyeceksin.

Belki bahtiyarlık değildir artık, boynunun borcudur

Fakat düşmana inat

Bir gün fazla yaşamak."