Çanakkale Dardanel fabrikasında 'toplama kampı' uygulaması: 'İşçilerin bir prangası eksik'

Çanakkale’deki Dardanel fabrikasında çok sayıda işçide koronavirüs tespit edilmesine rağmen, işçilerin ‘kapalı devre çalışma sistemi’ adı altında fabrikada zorla çalıştırılmasına tepkiler yağıyor. DİSK Gıda-İş “İşçilerin bir prangası eksik” açıklamasında bulunurken, Av. Özveri ise “Karar yasalara aykırı” dedi.



29-07-2020 09:18

Çanakkale’deki Dardanel Gıda Fabrikası'nda çok sayıda işçide koronavirüs (Covid-19) tespit edilmesine rağmen, işçiler 'kapalı devre çalışma sistemi' adı altında zorla fabrikada tutuluyor. Fabrika yönetiminin skandal kararı büyük tepki çekerken, Çanakkale Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun kararına dayandırılarak uygulamaya konulan bu sistemde, işçilerin 14 gün boyunca mesai saatleri dışında da gözetim altında tutulacağı belirtiliyor.

KARARA UYMAYAN İŞÇİLERE PARA CEZASI

Buna göre tüm işçiler mesai saatlerinde fabrikada üretime devam ediyor, sonrasında da belirlenmiş öğrenci yurtlarında kalıyor. Bu işçiler arasında Covid-19’a yakalananlarla temaslı olduğu için ev karantinasında olan işçiler de var. Fabrikada tüm izinler iptal edilmiş durumda. Karara uymayan işçiler ise 3 bin 150 lira idari para cezasına çarptırılıyor ve kolluk kuvvetleri tarafından zorla yurda getiriliyor.

'TOPLAMA KAMPLARI GİBİ'

DİSK Gıda-İş Sendikası, bu kararı alan İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu ile Dardanel Fabrikası yönetime tepki gösterdi. Sendikadan yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi:

“MÜSİAD’ın izole sanayi bölgeleri, MESS’in elektronik kelepçesi ile birlikte şimdi de işçileri toplama kamplarına toplar gibi, üretimin devam etmesi adına ‘kapalı devre üretime’ geçildi. İşçiler zorla öğrenci yurtlarına yerleştirildi. Dardanel’de yaşananlar işçi sınıfına nasıl bir değer biçildiğinin somut göstergesi. Her koşul altında üretimin sürmesini istiyorlar. İşçiler savunmasız ve çaresiz bırakılıyor. İlin mülki amirlerinin imzasıyla çıkan karar tamamen keyfi ve hukuk dışı. Görüyoruz ki ‘yeni normal’ olarak adlandırılan süreç, işçiler açısından her koşulda üretimin sürmesi şeklinde devam ediyor.”

'PATRONUN TALEPLERİ DİKKATE ALINIYOR'

Patronun taleplerinin mülki amirlerce karar altına alınması sonucu bu uygulamanın hayata geçirildiğine vurgu yapılan açıklamada, “Bunun adı zorla çalıştırmadır. İl Hıfzıssıhha Kurulu işçilerin güvenliğini düşünmüyor, patronun taleplerini dikkate alarak karar alıyor. İşveren işçileri para cezalarıyla, kolluk kuvvetleriyle tehdit ediyor. Bu, işverenin kamu kurumlarından her türlü desteği aldığının göstergesi. Bu şekliyle bu fabrika bir çalışma kampına dönüştürüldü. Görüyoruz ki 21’inci yüzyılda işçilerin bir prangaları eksik” ifadeleri kullanıldı.

Yaşanacak her türlü olumsuzluktan bu karara imza atanların sorumlu olacağına dikkat çekilen açıklamada, “İlgili mülki amirler işverenin talebi üzerine böyle bir karar alamaz. Fabrikada işçiye köle muamelesi yapılamaz, pranga takılamaz. Alınan bu karar iptal edilmeli, keyfilik ve hukuksuzluk ortadan kaldırılmalıdır. Fabrikada üretim durdurularak tüm işçi ve ailelerine test yapılmalı, işçiler aileleriyle birlikte karantinaya alınmalıdır. Ücretleri tam ödenmeli, karantina süresince tüm ihtiyaçları işverence karşılanmalıdır” dendi.

'TÜM YASALARA AYKIRI'

İş hukukçuları da İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu ve fabrika yönetimince alınan kararın yasalara aykırı olduğunu belirtiyor. Çalışma Ekonomisi Uzmanı Avukat Dr. Murat Özveri, “Adına ‘kapalı devre çalışma sistemi’ denilen uygulama, yasaya aykırı bir şekilde çalışma kampı kurmaktır” dedi. Özveri, BirGün’e şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kararı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na dayandırıyorlar; ancak kanunun 72’nci maddesine göre ‘karantina’ ya sağlık merkezlerinde ya da sıhhi şartları taşıyan merkezlerde veya evlerde uygulanabilir, virüsün görüldüğü işyerinde değil. Üstelik bu yasanın 74’üncü maddesinde bulaşıcı hastalığı olanların fabrikalarda alıkonulmasının yasak olduğu da vurgulanıyor.

Bunun yanında karar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘İşin düzenlenmesi’ bölümündeki tüm hükümlerine; çalışma süresi, hafta tatili, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili hükümlere de aykırı. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na da aykırılık teşkil ediyor; çünkü riskli işyerinde işçiyi çalışmaya, yatmaya, kalkmaya zorluyorsunuz. Anayasa’da yer alan ‘yaşam hakkı’na kadar tüm yasalara aykırı olan bir karar alınmış, işçinin rızası olsa dahi böyle bir uygulama olamaz. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın acilen devreye girip bu uygulamaya son vermesi gerekiyor.”