Büyükada Nizam Mahallesi Muhtar Adayı Zeynep Yılmaz Arbak: İlk hedef halkçı ve katılımcı bir mahalle meclisi

İlk hedefinin halkçı ve katılımcı bir mahalle meclisi oluşturmak olduğunu kaydeden Arbak, "kolektif bir yönetim anlayışı ile kaymakamlık ve belediye arasında gerçek bir köprü oluşturacak, bütünlüklü bir çalışma içinde mahallemizin sorunlarına ivedilikle çözüm üretebileceğiz" diyor. Arbak, kadınların daha aktif hale gelmesi için düzenli organizasyonlara da ağırlık vereceklerini ifade ediyor.



08-03-2019 12:46

İleri Haber - 31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken ülkenin dört bir yanındaki halkçı ve ilerici adaylar da seçim çalışmalarını başlattılar. Büyükada Nizam Mahallesi Muhtar Adayı Zeynep Yılmaz Arbak da seçim çalışmalarını mahalleliler ve yurttaşlarla birlikte sürdürüyor.

İlk hedefinin halkçı ve katılımcı bir mahalle meclisi oluşturmak olduğunu kaydeden Arbak, "kolektif bir yönetim anlayışı ile kaymakamlık ve belediye arasında gerçek bir köprü oluşturacak, bütünlüklü bir çalışma içinde mahallemizin sorunlarına ivedilikle çözüm üretebileceğiz" diyor.

İleri Haber'in sorularını yanıtlayan Arbak, kadınların daha aktif hale gelmesi için düzenli organizasyonlara da ağırlık vereceklerini ifade ediyor.

İleri: Sizi tanıyabilir miyiz?

Zeynep Yılmaz Arbak: Adım Zeynep Yılmaz Arbak. 1981 Bursa doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünü bitirdim. Okulu bitirdikten sonra bir süre dil eğitimi için Londra’da yaşadım. Evliyim, iki çocuk annesiyim.

Büyükada’ya taşınana kadar, ağırlıklı olarak kurumsal şirketlerin müşteri ilişkileri departmanlarında çalıştım. Ancak, ada ile birlikte her şeyi arkamda bırakıp bambaşka bir yaşam biçimine geçtim. Bir yandan evime kurduğum atölyede gümüş kuyumla uğraşırken, diğer yandan adadaki okulun aşçılığını yaptım. Şehirden daha az kazandım. Ama daha mutlu, daha sosyal, daha bilinçli birisi oldum.

İleri: Neden muhtar adayı olmak istediniz peki?

Zeynep Yılmaz Arbak: Toplumsal meselelerle her zaman ilgili, her zaman sol duyulu birisiydim. Fakat itiraf etmeliyim, asıl bilinçlenmeyi Gezi ile yaşadım. Görmemizi istediklerini görmeyi reddettim. Daha çok okudum, araştırdım, dinledim. Böyle böyle, kendime bir yol çizdim.

Adada geride bıraktığımız üç yılda, ada insanıyla sürekli iç içeyim. Böylece, pek çok şeyi gözlemleme fırsatı buldum; farklı kültürleri, o kültürlere ait insanların yerel yönetimden beklentilerini, esnaf profilini, komşuluk ilişkilerini ve elbette muhtarlık faaliyetlerini...

Tüm bu saydıklarım birleşince; çoğu zaman kapalı, açık olduğu anlarda da küçük bir kahvehane görüntüsü veren, işlevsiz hale gelmiş bu kurumu yeniden canlandırmak için aday olmaya karar verdim. Muhtarlığın sadece evrak imzalamak, postacı gibi belge dağıtmak olmadığını, bilakis, yerel yönetimin bu en küçük birimiyle bile olsa, topluma fayda sağlayacak sahici işler yapılabileceğini biliyorum. Bu düşünce ve inançla yola çıktım. Elbette önce fikrine kıymet verdiğim insanlara danışarak, çevremle enine boyuna konuşarak...

İleri: Nasıl bir muhtarlık modeli düşünüyorsunuz?

Zeynep Yılmaz Arbak: Öncelikle ilk hedefim; halkçı ve katılımcı bir mahalle meclisi oluşturmak. Böylece, kolektif bir yönetim anlayışı ile kaymakamlık ve belediye arasında gerçek bir köprü oluşturacak, bütünlüklü bir çalışma içinde mahallemizin sorunlarına ivedilikle çözüm üretebileceğiz.

İleri: Mahalle meclisini nasıl kurmayı planlıyorsunuz?

Zeynep Yılmaz Arbak: Aslına bakılırsa, meclis taslak olarak kuruldu bile. Aza heyetinde bulunan sekiz üyenin her biri farklı sokaklarda oturuyor. Sokak temsilcilerinin varlığı, sorunların tespit ve alternatiflerini kolaylaştırıcı olacak. Bu anlamda, bir iskelete şimdiden sahibiz. Elbette, seçimi kazanmamızın akabinde halka genişleyecek. Aza heyetini oluştururken, yasal ikamet süresini dolduramadığı ya da başka bir yerde kayıtlı olduğu için listede yer alamayan çok kişi olmuştu. Muhtar olunca, bu insanları da meclise dahil edeceğim. Kent konseyindeki yerimizi de mutlaka alacağız.

İstiyorum ki; demokratik katılımla, burada yaşayan her kesimden insan, daha duyarlı, sorumluluk almaktan kaçınmayan, etkin birer birey olsun. Bir dayanışma ağı oluşsun, sorunlarımız, taleplerimiz yetkililere hızla ulaşsın, bunların takibi herkes tarafından yapılsın.

İleri: Mahallenizde ne gibi sorunlar var?

Zeynep Yılmaz Arbak: Ada, bireysel aydınlanmayı besleyip, kaotik olan her şeyden, kişisel ya da toplumsal sorunlardan uzaklaşmayı mümkün kılan bir ruha sahip. Ancak bunun bir de handikapı var. Fazlasıyla bireysel davranıyor ve hatta biraz ileriye giderek söyleyeceğim; duyarsızlaşıyoruz. Benim ilk gözlemim bu. Mahalle meclisi tam da bu noktada önem kazanıyor zaten; katılımcı, duyarlı, örgütlenmenin bilincine varmış vatandaşlara dönüşmemiz için mutlaka oluşturulmalı. Muhtarlık makamının tek başına hiçbir anlamı yok. Ona anlam katacak tek şey etkin bir meclisin varlığı...

Bunun dışında, atalet halindeki kadınların daha aktif hale gelmesi için düzenli organizasyonlar, el emeği ürünlerinin satışını yapabilmelerini kolaylaştırıcı imkanlar sağlamak istiyorum.

Çocuk park ve bahçelerinin elden geçirilmesi gerekiyor. Adadaki ilkokulumuzda, çocuklar için kemandan resime, ingilizceden kodlamaya kadar çok sayıda kurs mevcut. Bu anlamda çok zenginiz. Ancak, hiç sinemaya gitmemiş, bir tiyatro salonuna adım atmamış, yaşadıkları şehri, İstanbul’u bilmeyen, tanımayan çok çocuğumuz var. Onlar için düzenli olarak etkinlikler yapmak, yaz aylarında sinema geceleri organize etmek istiyorum. Sosyoekonomik anlamda keskin bir geçiş var adada. Bunu, hiç değilse çocuklar arasında daha görünmez hale getirmek çalışacağım...

Organik atığı teşvik edici çalışmaları çok önemsiyorum. Niteliğine göre ayrı çöp kutuları konmalı sokaklara. Yerli üretimi desteklemeliyiz. Bu, evinde salça, mantı yapan bir kadın da olabilir, daha kolektif çalışan, mesela Büyükada Tarımsal Kalkınma Kooperatifi de olabilir. Doğrusu, hak ettikleri ilgiyi görmediklerini düşünüyorum. Şahane işler yapıyorlar oysa...