Bülent Şık, ‘gıdada sansür’ tasarısını değerlendirdi: ‘Bu mesele sadece gıda veya sağlıklı beslenmeyle ilgili değil’

Dr. Bülent Şık, bugün Meclis’te görüşmeleri başlayacak olan ‘gıdada sansür’ tasarısını İleri’ye değerlendirdi. Tasarıyla kamuoyunun bilgi edinme hakkının engelleneceğini vurgulayan Şık, ‘’Bu mesele sadece gıda veya sağlıklı beslenmeyle ilgili değil’’ dedi.



13-10-2020 14:24

İzel Sezer - @izelsezer

Meclis gündemine 24 Haziran'da giren "Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmeleri bugün başlıyor. 46 maddelik torba yasa tasarısının 28., 29. ve 30. maddeleri ise gıdaya yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeler içeriyor.

Ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen yayınların ‘’yanıltıcı yayın’’ olarak tanımlandığı ve bu yayınlara 20 ila 50 bin TL para cezası verilmesini öngören düzenlemeyi Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık, İleri Haber’e değerlendirdi.

‘GERÇEKTEN BİR BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR MI?’

İktidarın, yasanın çıkarılmasını gıda konusundaki bilgi kirliliğini engellemek olarak savunduğunu ve kamuoyuna doğru veya yanlış olan şeyleri işaret eden bir Gıda Bilim Kurulu benzeri bir şey oluşturulmasının öngörüldüğünü ifade eden Dr. Bülent Şık, tasarıyla ilgili çok fazla sorun olduğunu söyledi.

‘’Gıda güvenliği, gıda güvencesi, tarım, endüstriyel üretim gibi konuların tamamını düşündüğümüzde gerçekten bir bilgi kirliliği var mı? Akla ilk gelen soru bu olmalı’’ diyen Şık,

‘’Türkiye’de gıdalarla ilgili bir sorun listesi yapılacak olsa en başa gıda güvencesinin kaybını koymamız gerekir. Bu, bir toplumun kendine yeter düzeyde gıda maddesi üretebilmesi yeteneğinin ortadan kalkmasıdır ve son 30-40 yılın bizi getirdiği nokta budur. Ardından da sayısız gıda güvenliği sorunu gelir. Mesela gıdalara bulaşan toksik maddeler, bunların insan sağlığına olan etkileri gibi…’’ ifadelerini kullandı.

‘TOKSİK MADDELER DURDUK YERE GIDALARA BULAŞMAZ’

Zehirli kimyasal maddelerin durduk yere gıdalara veya sulara bulaşmadığını vurgulayan Bülent Şık, ‘’Bunları üreten, kontrolsüz bir şekilde tabiata salan, doğal hayata bırakan failler olduğu gibi, atıkların yeterli düzeyde toplanamaması, arıtılamaması sebebiyle bir şekilde gıdalara bulaşması da söz konusu’’ dedi ve ekledi:

‘’Bizim aslında gıdayla ilgili ele aldığımız her türlü gıda güvenliği sorunu, bunların bir kısmı mikrobiyolojik sorunlardır, insan sağlığına zarar veren mikroorganizmaların gıdalara bulaşması durumudur. Önemli bir kısmı ise toksik kimyasalların gıdalarda bulunmasıdır.

Bu ya üretim esnasında olur, pestisitler gibi birtakım zehirli kimyasal malzemeler gıdaların üretiminde kullanılır ve kalıntı bırakır; ya da daha geniş perspektifte bakarsak ekolojik yıkımın kimyasal kirliliğinin gıdalara yansımasının bir sonucudur. Ama bu ekolojik yıkımı, kimyasal kirliliği yaratan failler var. Bunlar yeri gelir şirketlerdir, yeri gelir devletin kendi kurduğu organizasyonlardır, kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmemesidir.’’

‘TAMAMI KAMUOYUNUN BİLGİ EDİNME HAKKI ÇERÇEVESİNDE’

‘’Geniş bir bağlamda baktığımızda gıdayla ilgili sorunlar birer halk sağlığı sorunu, çevre sağlığı sorunu, sağlıklı beslenememe sorunu olarak da görülebilir’’ diyen Gıda Mühendisi Şık, ‘’Burada bizim temel meselemiz insanların yaşadıkları hayat hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Gıdalara bulaşan toksik kimyasallar hakkında halkı bilgilendirmek, bunlardan nasıl korunabileceklerine dair bilgi vermek, hangi gıda üretim yöntemleriyle ekolojik yıkımın üstesinden gelebileceğimize dair bilgilendirmek, mevcut yıkımın ya da kirliliğin sorumlularının kim olduğuna işaret etmek gibi konuların hepsi, insanların, kamuoyunun bilgi edinme hakkı çerçevesine girer’’ şeklinde konuştu.

‘BU BİR SANSÜR YASASIDIR’

Tasarının çok fazla muğlak hüküm içerdiğinin ve kasıtlı olarak belirsiz bırakıldığının altını çizen Bülent Şık, ‘’Yazdığınız bir yazı sebebiyle ‘Şunlar, şu konuda sakınca yaratıyor; şu şirket veya kurumun çıkarlarını zedeliyor, kamuoyunu panik veya endişeye sürüklüyor’ denilerek çok ağır bir para cezasına çarptırılabileceksiniz. Bu gerçek anlamda bir sansürdür. Ben bunu bir sansür yasası olarak görüyorum’’ ifadelerini kullandı.

‘BİLİM KURULU KİMİN SUSTURULUP KİMİN KONUŞMASI GEREKTİĞİNE KARAR VERECEK’

‘’Bir diğer konu ise, Gıda Bilim Kurulu Danışma Kurulu benzeri oluşturulacak yapıda çok sayıda bilim insanı olacak. Bu kurul gıdayla ilgili, gıda güvencesi veya sağlıklı beslenme gibi konularda açıklamalar yapacak. Türkiye’de kurumlar iktidarın zihniyet yapısına yapışık düşünür, bazı meslek örgütlerini ve sivil toplum örgütlerini paranteze alarak söylüyorum, iktidardan bağımsız bir kurum bulabilmek neredeyse imkansızdır’’ diyen Şık, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Türkiye’de zaten gıda konusunda gıda mühendisliği, ziraat fakültesinin gıda teknolojisiyle ilgili ve gıda bilimi bölümleri, bahçe teknolojileri, tarla bitkileri, zootekni bölümleri, veteriner hekimlik fakülteleri bölümleri; tıp, halk sağlığı, beslenme bölümleri gibi yüzlerce bilim kurumu var. Bunlar akademik kurumlardır. Bu kurumların her biri aslında birer bilim kuruludur. Toplumsal sorunlar, halk sağlığı sorunları, çevre sağlığı sorunları gibi konularda bu kurumların zaten açıklama yapması beklenir, gerekir. Bu bilimsel ve kurumsal sorumluluktur. Ülkemizde ise böyle bir zorunluluk yok ki… Kamu sağlığını tehdit eden, sağlıklı beslenme için problem oluşturan konularla ilgili Türkiye’deki bu saydığım bölümlerin yaptığı herhangi bir açıklamaya rastlamak imkansızdır. 

Oluşturulacak bilim kurulu da bu işin şeklen bir kılıfıdır. Bir kılıf oluşturursunuz ve kimin susturulup kimin konuşması gerektiğine o kurul karar verir. Bu tasarı yasalaşırsa nihai sonucu budur. Elbette karşı çıkmak lazım. Bu meselenin sadece gıdalarla ve sağlıklı beslenmeyle değil; geniş anlamda baktığınızda hak mücadelesinin, çevre sağlığı ve ekoloji için verilen mücadelelerin de gıdalar ve sağlıklı beslenmeyle yakın ilişkisi olduğunu düşündüğümüzde tasarı yasalaştığı takdirde sosyal medyada iki satır yazı yazmak bile bir suç olarak görülüp ağır para cezalarına konu olabilecek. Bu yasanın geçmemesini sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek gerekiyor.’’