Buldan: Kürtler bırakın oyu, size günahını bile vermez

HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, “Siz Kürtlerin temsilcilerini cezaevlerine atarken, Kürtçe tabelaları yere atarken, Bitlis ve Tatvan’da seçilen belediye başkanlarınız Kürtçe tabelalarına tahammül edemezken, gelip Kürtlerden oy isteyeceksin. Hadi oradan diyoruz. Kürtler bırakın oyu, size günahını bile vermez” dedi.



16-06-2019 09:07

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 23 Haziran seçimlerine ilişkin partisi tarafından Esenyurt’ta düzenlenen halk buluşmasına katıldı.

MA'nın haberine göre coşkulu bir kalabalığa seslenen Buldan, şöyle konuştu: 

'BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK'

Sevgili halkımız, Esenyurtlular 31 Mart tarihinde aslında sadece İstanbul’da değil HDP’li belediyelerin de büyük bir haksızlığa uğradığı, seçilen belediye başkalarının elinden mazbatalarının alındığı ve belediye başkanlığının iptal edildiği tarihi bir seçime tanıklık ettik. 31 Mart tarihinde herkes tercihini yaptı. Bölgede de İstanbul’da da tercih yapıldı. İstanbul’da demokrasi güçleri bir tercih yaptılar ve CHP’nin adayına İstanbul’da kazandırdılar ve onu belediye başkanı seçtiler. Hatta mazbatasını eline verdiler. Ancak AKP hükümeti YSK’yi de yanına alarak büyük bir hukuksuzluğun altına imza attı. 

'BİNALİ YILDIRIM KAZANSAYDI HUKUKSUZLUK İFADE EDİLMEYECEKTİ'

Diyarbakır’ın ilçelerinde, Van’ın ilçelerinde, Erzurum’un ilçelerinde HDP’li belediye eşbaşkanlarına ne yapıldıysa, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na da aynısı yapıldı. Kazanılan belediyeler elimizden alındı. Kürdistan’da İstanbul’da da halkın tercihini yaptığı, iradesini teslim ettiği, halkın bu benim belediye başkanımdır dediği adaylardan AKP, YSK eliyle hukuksuz bir şekilde mazbatalarını aldı. Bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik, bu haksızlık, bu gasp olayı belki de tarihte bu denli kapsamlı yaşandı. İstanbul Belediye Başkanlığı’nı Binali Yıldırım kazanmış olsaydı bugün seçim tekrarlanmayacaktı. Binali Yıldırım kazansaydı hiçbir hukuksuzluk ifade edilmeyecekti. 

AKP’nin kaybettiği, AKP’li belediyelerin kazanmadığı yerlerde AKP bir kez daha hukuksuzluğun altına imza attı. Bölgede 6 belediye ve İstanbul’da bir belediye başkanına mazbataları verilmedi. YSK’ye başvurmamıza rağmen bizim dilekçelerimiz kabul edilmedi, İstanbul’da binlerce oy alan CHP’nin adayının itirazları da kabul edilmedi, AKP’nin yaptığı itiraz kabul edildi ve İstanbul Belediyesi’nin iptal edilmesine karar verildi. 

'ADAY ÇIKARMADIĞIMIZ YERLERDE KAYBETTİRDİK'

Evet aday çıkarmadığımız yerlerde AKP’ye nasıl kaybettirdiğimizi herkes gördü. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana’da, Antalya’da aday çıkarmadık AKP’ye kaybettirdik. Onlar da sadece bir yerde aday göstermediler. Iğdır’da aday çıkarmadılar ve bütün partiler birleşti ve ‘Iğdır HDP’nin kalesidir, HDP’ye Iğdır’da kaybettirelim’ dediler. Ve aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Onların aday göstermediği yerlerde biz kazandık; bizim aday göstermediğimiz yerlerde onlar kaybetti. İşte aramızdaki fark budur. HDP’nin farkı budur. 

Esenyurt'ta İstanbul’da yaşayan Kürt halkı 23 Haziran’da da yine iradesine sahip çıkacak. Kendisini inkar edenlere, kendi temsilcilerini cezaevlerine koyanlara 23 Haziran’da sandıkta iyi bir ders verecek. 23 Haziran bizler için tarihi bir fırsat, bu fırsatı İstanbullular ve İstanbul’daki halklar iyi değerlendirmeli. 17 yıllık AKP’nin bu ülkeyi ne hale getirdiğini biliyoruz. Bu ülkeyi artık yönetemiyorlar. Bütün haksızlıkları, hukuksuzlukları Türkiye’nin dört bir tarafına yayan; hukuk, adalet, demokrasi diye bir şey bırakmayan; insanları açlığa ve yoksulluğa mahkum eden; sadece kendi yandaş ve akrabalarını düşünen bir iktidara karşı bizler bugün demokrasi ittifakını gerçekleştiriyoruz. Barış, demokrasi, adalet ve hukuktan yana olanlar herkes, bütün İstanbul 23 Haziran’da sandık başına gidecek ve demokrasi güçlerinden yana tercihini yapacak. Bundan hiçbir şüphemiz yok, sizlere güveniyoruz. 23 Haziran Türkiye demokratikleşmesi için önemli bir tarihtir. Kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için demokrasi ittifakında buluşmak ve Türkiye’yi özgürleştirmek, demokratikleştirmek, Türkiye’ye adalet ve hukuku getirmek bizlerin görevidir. Bu görev için yola çıktık bu görev için 23 Haziran’da sandık başına gideceğiz. 

31 Mart seçimlerinden önce Kürtlere, temsilcilerine, belediye eşbaşkanlarına, milletvekillerine her türlü hakareti yapacaksın; Kürdistan diyene ‘Bu ülkeden defolun gidin’ diyeceksin; Kürtçe konuştuk diye, Kürdistan dedik diye hakkımızda onlarca dava açacaksın; Kürt halkının temsilcileri Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gülten Kışanak’ı, Sebahat Tuncel’i, Sırrı Süreyya Önder’i, İdris Baluken’i alacaksın cezaevine koyacaksın; belediye eşbaşkanlarını görevden alıp, yerine kayyım atayacaksın; Kürt halkının dilini, kültürünü, kimliğini inkar edeceksin. Ama seçimler yaklaşınca hem Kürdistan diyeceksin hem de Kürtçe konuşacaksın. Kürtlerin karnı bu ucuzluklara tok. Kürtler sizin bu ucuz politikalarınızın ne anlama geldiğini biliyor. Siz Kürtlerin temsilcilerini cezaevlerine atarken, Kürtçe tabelaları yere atarken, Bitlis ve Tatvan’da seçilen belediye başkanlarınız Kürtçe tabelalara tahammül edemezken gelip Kürtlerden oy isteyeceksin. Hadi ordan diyoruz! Kürtler bırakın oyu, size günahını bile vermez!