Bora Ercan yazdı | Saatlerin sınırında biyolojik iktidar



23-06-2021 00:41

Bora Ercan

Yer Ankara. 1980 sonları. ODTÜ yurtları. Anlaşılmaz bir kural. Saat sekiz oldu mu kız yurdu kantininde erkek, erkek yurdu kantininde de kız öğrenciler kalamazdı. Saat sekiz oldu muydu, yurt görevlisi kantinin kapısına gelip erkek hocalar ya da kız hocalar dışarı, derdi kantinin gürültüsünü bastırmaya çalıştığı sesiyle. Yurda son giriş saatiyse 24.00. Yani aradaki dört saati nasıl geçirdiğiniz önemli değil kantinde birlikte oturulmasın yeter.

Buna karşı ilk sivil itaatsiz eylem o dönemin öğrenci derneğinin öncülüğünde 5. Kız yurdu kantininde konuluyor. Sekizden sonra kimse yurduna, odasına gitmiyor ve ortam birden bir foruma dönüşüyor. Olaya bir takım güvenlikten sorumlu müdürler, görevliler de dahil oluyor ancak bizleri fişlemenin dışında pek de bir şey yapamıyorlar. Herkes söz alarak konuşuyor. İyi iletişim, yapıcı etkileşimden güzel ne var şu dünyada. İkinci eylem galiba 2. Erkek yurdu kantininde ve sonrasını anımsamıyorum. Öğrenciler için bedeli ağır olan bir dizi eylem sonucunda bu saçma kural kalkıyor. Yurttan atılanların yurtta kalanlara bir armağanı sanki. Nasıl da ülkeyi andırıyor bu durum…

Hem bir üniversitesin hem bilimden, mantıktan, sanattan söz ediyorsun hem de böyle kurallar koyuyorsun. Nasıl kabul edilebilir bu? Ama büyük de bir başarın var: böyle kuralları sorgulayan, kabul etmeyen bazı insanların yetişmesine vesile olmuşsun. Hakkını verelim.

Rektörlükse, söz ettiğim gibi, bu saçma kurala karşı çıkan öğrencileri kutlayacağı yere yurttan atmayı, okuldan uzaklaştırma vermeyi tercih etmişti ya da kendilerine böyle yapılması emredilmişti. Sonra da o rektöre, o kuruma saygı duy, bu nasıl mümkün? Mesela neden kütüphane 24 saat açık olmazdı. Üniversitesin, açılış kapanış saatin mi olur? Bir makale yazayım, bir araştırma yapayım, belki önemli bir buluş yapacağım? Yok hayır, yasak! Aman ha komünistler gelir sonra! Birçok dünya üniversitesinin kütüphanesi günde 23 saat açıktır, o bir saat de sabahın erken bir saatine denk gelen temizlik arasıdır. Bizde bilimi, üniversiteyi soluk yüzlü bir devlet dairesine dönüştürme politikaları artık meyvelerini veriyor. Maalesef muktedirlerdeki zihniyet o dönemden bile on kat daha beter olduğu için Çin’den, Almanya’dan aşı bekliyoruz. İnşaat dışında pek de bir teknolojimiz yok. Yıllar yılı Rusların sıcak denizlere inme arzusuyla korkutulan bir toplum şimdi Rusya’dan Antalya’ya uçaklar çalışmaya başladı diye zil takıp oynuyor. İki ay için insanlar buraya gelip iki kuruşluk yalan ekonomi dönecek diye gazete manşetlerinde sevinç…

İstanbul. 2020’lerin başı. Birkaç arkadaş bir araya geldik. Şu dünyada neyimiz var ki birbirimizden başka? Birkaç bardak çay, bir iki yudum bira derken mekan çalışanları hesabı topluyor. Kapatıyoruz. Ya sahi, bu yaşa geldik, saçmalıkla yaşamaya alışamamışız. Nasıl bir direngenlik haliyse. En uzun günlerde, sıcak günlerde eve tıkılıyoruz. Olmazlarla doluyor hayat. Bir saatten sonra sokağa çıkamazsın. Çıksan da oturacak mekan bulamazsın. Bulsan da içki içemezsin. Zaten içmeye kalksan da hesabı pahalılıktan ödeyemezsin noktasındayız. Otur evinde. Oysa hayat eve sığmaz. Bir beyaz yalandı o. Artık HES değil OHES! OHES (oysa hayat eve sığmaz) Yunanca hayır (ohi) kelimesini çağrıştırıyor. Ne güzel kocaman bir hayır. Hayırlı kelimedir hayır. Daha hayırlısına kadar bunu kabul etmiyorum demektir. Hayat saatlere sığmaz. Müzik gece 12.00’de kapanabilir, bu bir uygulama olabilir, ama bu kural bu şekilde toplumu kastre edici şekilde ortaya konmaz. Yani müzik yasağının 24.00’te son bulması değil asıl konu. Bu kuralın ifade ediliş şekli. Her bir kuralın konuluşunda, açıklanışında bir ayrıştırma vurgusu.

Müzik kelime olarak hafıza tanrıçası Mnemosyne’in soyundan gelen ilham perileri mousa’dan (kimi yerde müz de denir) gelme. Müzik ilham verir. İnsana bildiğini yeniden anımsatır. Müziğin tarihi insanlık tarihine eş gider, insan var oldukça da müzik olacaktır. Kısıtlamalar dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman kalıcı olamamıştır. Hem de şu internet devrinde… Sanat ve bilim perileri şimdi bizimle daha çok olacak çünkü yine tarih göstermiştir ki büyük eserler de yasaklar altında ortaya çıkmıştır.