Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri: Tüm kayyumlar gidene kadar mücadelemiz sürecek!

“Kayyum rektör” Melih Bulu’nun görevden alınmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi Kadıköy’de bir araya gelerek, belediyelerde ve farklı üniversitelerde devam eden kayyum politikalarına karşı mücadelelerinin süreceğini belirtti.



16-07-2021 19:36

İleri Haber
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanan ve öğrencilerin atamaya karşı gösterdiği direnişin ardından 6 ay sonra yine Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla görevinden alınan Melih Bulu’nun ardından öğrenciler, İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek bir eylem düzenledi. HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun da katıldığı eylemde, “İstifa yok tek başına, ya tüm kayyumlar ya tüm kayyumlar” sloganları atıldı.

Eylemde okunan basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Bildiğiniz üzere, tepeden inme cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin son kurbanı, bu sefer iradesini saraya teslim eden ve başına gelecekleri hiç de tahmin edemeyen kayyum Melih Bulu oldu. Melih Bulu, aslında yönetememe krizi içine düşen iktidar tarafından günah keçisi ilan edilmiştir. 7 ayı aşkın süredir direnen Boğaziçi bileşenlerinin iradesini kıramayan iktidar, çareyi Melih Bulu’yu görevden almakta bulmuş ve tüm bu anti-demokratik sistemin yarattığı bunalımı onun omuzlarına yıkmıştır. Bu düzene uşaklık etmekte ısrar eden kim varsa Melih Bulu'nun akıbetine iyi baksın!



Bir geceyarısı kararnamesiyle gelen Melih Bulu, yine bir geceyarısı kararnamesiyle kızağa çekildi. Elbette ki bizler, İstanbul Sözleşmesinin iptalinin, Barış İçin Akademisyenlerin ihracının mesulü olan bu Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden demokrasi adına herhangi bir kazanım elde edilemeyeceğini çok iyi biliyoruz. HDP’li belediyelere atanan kayyumlardan kurtulmadan, üniversitelerdeki kayyumlardan da kurtulamayacağımızın da bilincindeyiz.

İçinden geçtiğimiz süreçte, 2015’te “Seni Başkan Yaptırmayacağız” şiarını yükseltenlere karşı başlatılan şiddet ve baskı politikalarının sona ereceğine dair hiçbir emare yok. İradesine kayyum atanan HDPliler, partilerine açılan kapatma davasıyla ve saldırılarla sindirilmeye çalışılıyor. Üniversitelerin de durumu farklı değil. Ankara Üniversitesi’nde onlarca barış akademisyenini ihraç eden Erkan İbiş yerinde duruyor. Adı FETÖ borsasıyla anılan, 9 Eylül Üniversitesini açık bir hapishaneye çeviren rektör Nükhet Hotar yerinde duruyor. Bir darbe kurumu olan YÖK’ün üniversiteler üzerindeki baskısı devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin üzerindeki abluka da, tüm üniversitelerde olduğu gibi kalkmış değil. Marmara Üniversitesi’ndeki barış akademisyenlerinin ihracından sorumlu olan Selami Kuran, yine bir kararname oldubittisiyle açılan Boğaziçi Hukuk bölümünün başına geçmiş durumda. Havuz medyasının gediklisi olan Selami Kuran, elbette ki bu gerici rejimin bekçiliğini yapmaktan kolay kolay vazgeçmeyecek. Biz de direnişimizden vazgeçmeyeceğiz!



Bugün değişen hiçbir şey yok! Yönetim krizi içinde olan iktidar toplumun tüm kesimleri üzerinde tahakküm kurma isteğinden vazgeçmiş değil. Suruçta katledilenler için adalet henüz gelmedi, ve bizler ezilenler ve emekçilerin birleşik-bağımsız mücadelesini örmeden de gelmeyecek! Ankara Garı katliamının sorumluları hesap vermedi. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve tüm siyasi tutsaklar özgürlüğüne kavuşmadı. Cezaevinde halen aralarında okuldaşlarımız olan Adalet Karataştan ve Tahsin Barutçu olmak üzere binlerce öğrenci var. LGBTİ+ların ve kadınların yaşam hakları tehlike altında. Doğa ve emek sömürüsü ülkenin dört bir yaninda hiz kesmeden devam ediyor. Soma davasinin tek tutuklusu, katledilen madencilerin hakkini savunan avukat Selçuk Kozağaçlı’dır.

Bu nedenle bizler, bugün sevinecek hiçbir şey olmadığını ve mücadelenin henüz yeni başladığını biliyoruz. Ve artık rejimin basit aparatları, emir kulları olan özel güvenlikle, polisle değil; kayyum düzeninin siyasi sorumlularıyla hesaplaşmak istiyoruz. Siyasi bekalarını HDP’yi kapatmakta, HDP’li belediyelere kayyum atamakta gören gerici-şovenist iktidara karşı mücadele etmek istiyoruz! 12.Cumhurbaşkanı’na yazdığımız mektupta da belirttiğimiz üzere, farkındayız ki “ne Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin en önemli kurumu, ne de Melih Bulu’nun kayyum olarak başımıza gelmesi Türkiye’nin en önemli sorunudur.” Biz, artık bu ülkede yaşayan herkesin sorunlarına dair söz söylemek, bu sözü ortaklaştırmak ve emekçilerin-ezilenlerin birleşik bağımsız mücadelesine bir tuğla koymak istiyoruz. Bu nedenle yalnızca Boğaziçi’ndekiler değil, TÜM KAYYUMLAR GİDENE DEK, mücadelemize devam edeceğiz, devam edeceğiz, devam edeceğiz!