Birleşik Metal İş Bilim ve Danışma Kurulu'ndan işsizlik fonu, işçi alacakları ve kıdem tazminatı için seferberlik çağrısı

Birleşik Metal İş Sendikası Bilim ve Danışma Kurulu 4. Toplantısı Sonuç Bildirgesi yayınlandı.



31-05-2019 16:14

İleri Haber

Birleşik Metal İş Sendikası Bilim ve Danışma Kurulu’nun (BDK) 4.toplantısı 25 Mayıs 2019 tarihinde, sendikanın Sapanca Eğitim ve Dinlenme tesislerinde toplandı. Toplantıya çeşitli üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi ve uzman katıldı.

Toplantının ana gündemleri ekonomik kriz ve siyasal durum, işçi sınıfının kazanımlarına yönelik vergiler, emeklilik sistemi, kıdem tazminatı, işsizlik fonu, hayat pahalılığı gibi örnekleri olan saldırı programı, işçi sınıfının yeni talepleri ve  işçi sınıfının yeni dönemde mücadele araçları olarak belirlendi. Toplantıda Genel Başkan Adnan Serdaroğlu’nun açılış konuşması sonrası Doç.Dr. F.Serkan ÖNGEL “Metal sektöründe krizin etkileri” başlığı ile bir sunuş gerçekleştirdi. Bu sunuşu Prof.Dr. Aziz Konukman’ın Kamu Kesimi Borçlanma Gereğindeki Artış ve YEP’ in Çözüm Arayışıbaşlıklı sunuşu ile Prof.Dr. Hayri Kozanoğlu Türkiye ekonomisinin durumuna dair güncel veriler üzerinden yaptığı değerlendirmeler takip etti.

Sonrasında “Ekonomi ve Sosyal Politika Grubu” ile “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Grubu” çalışmalarını eş zamanlı olarak sürdürdüler.

Sonuç metni şu şekilde:

4 Kasım 2019 tarihinde gerçekleştirilen 3. BDK toplantısında yapılan, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin etkilerinin önümüzdeki süreçte daha belirgin hale geleceğine, bu krizin 2008 krizinden farklı öğeler taşıdığına, emek örgütlerinin ortak hareket zeminlerinin daraldığına, diyalog mekanizmalarının büyük oranda kaybolduğuna, krizin küresel olmaktan çok “yerli ve milli” bir kriz olduğuna dair tespitlerinin geçerliliğini koruduğuna dikkat çekti. Bu çerçevede kurul, bu dönemde kıdem tazminatı hakkının fona devredilmesinin ve/veya zorunlu bireysel emeklilik sistemi ile birleştirilmesinin Türkiye işçi sınıfının en önemli kazanımlarından biri olan kıdem tazminatının ortadan kalkması ile sonuçlanacağına, kriz ile birlikte işçi alacakları meselesinin daha görünür hale geleceğine, yeni dönemde işçi alacaklarının gasp edilmesine karşı etkin bir dayanışma zemininin oluşturulması gereğine işaret etti.

Bu çerçevede işçilerin haklarından feragat etmesi üzerine kurulun arabuluculuk sisteminin, adaleti sağlamaktan çok, işçilerin haklarının gasp edilmesine zemin hazırladığına, ayrıca iflas eden, konkordato ilan eden bir işverenden işçinin alacağını alabilmesinin neredeyse olanaksız olduğuna, bu nedenle işçi alacaklarının en öncelikli alacak olarak kabul edilmesinin bir gereklilik olarak kabul edilmesi gereğinin altı çizildi.

Toplantıda son dönemde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) hareketinin, işçilerin yasa yolu ile gasp edilen haklarını yeniden kazanması adına, önemli bir mücadele zemini olduğuna işaret edilerek, bundan sonraki mücadeleler açısından önemli bir örnek oluşturduğu vurgulandı. Bu anlamda kriz döneminde giderek daha görünür bir sorun haline gelecek olan, gasp edilen işçi alacakları ile ilgili bir mücadele zemini oluşturulmasının anlamlı olacağına dikkat çekildi. Cumhuriyet döneminin en yüksek oranlarına ulaşan işsizlik rakamlarının, yasal zemini gün be gün genişletilen, işgücü piyasalarını işverenlerin inisiyatifine terk etmek anlamına gelen esneklik uygulamalarının çözüm olmadığının, işsizliğe karşı tek çözüm yolunu esneklik olarak gören anlayışların işçileri güvencesizliğe sürüklediğinin bir ispatı olduğunun ifade edildiği toplantıda, ücretlere dokunmadan çalışma sürelerinin azaltılması ve iş güvencesinin alanın genişletilmesi talebinin işsizliğe karşı önemli araçlar olarak ele alınması gereği vurgulandı.

İşsizlik fonunun siyasal iktidar tarafından, sermayeye ve kamuya kaynak haline getirilmemesi gerektiğine, fonun gerçek amacı doğrultusunda, yararlanma şartları iyileştirilerek, işsizler için kullanılmasının önemine işaret edildi. Bu kapsamda Birleşik Metal İş Sendikası Bilim ve Danışma Kurulu;

-2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında da yer alan “bireysel hesaba dayalı bir kıdem tazminatı reformu” hedefini de dikkate alarak, işçilerin ücretlerinin ödemesi geriye bırakılmış kısmı olarak nitelendirebileceğimiz kıdem tazminatının fona devri ve/veya Zorunlu Bireysel Emeklilik sistemi ile birleştirilmesi yolu ile yok edilmesine karşı durulmasının,

-Özel emeklilik fonlarına destek olmak amacıyla gündeme getirilen, ücretlilerin iradelerini yok sayarak, bireysel emeklilik fonlarına otomatik katılımlarını ve söz konusu fonlarda belirli sürelerle zorunlu olarak kalmalarını hedefleyen/uygulamaya sokan politikalara, sosyal güvenlik sisteminin tamamıyla özelleştirilmesi ve tasfiyesi anlamına gelen yönelimlere karşı durulmasının işçi sınıfı için yaşamsal bir konu olduğunun,

-Emeklilikte yaşa takılanlarının haklı taleplerinin yanında olunmasının,

-Kamuda insan kaynakları başlığı altında, kamu emekçilerinin iş güvencesini daha da geriletmeyi, kamu emekçilerinin üzerindeki keyfi uygulamaları yaygınlaştırmayı amaçlayan esneklik düzenlemelerine karşı, kamu emekçilerle dayanışma halinde bulunulmasının,

-işsizliğin sadece emek piyasasında kendisine yer bulamayan bunun ekonomik sorunları yanında toplumsal ve psikolojik baskılarını hisseden yurttaşlarımızın değil, şu anda bir işi bulunan ancak bu olgu dolayısıyla sermaye karşısında pazarlık gücü azalan, ücreti eksik ödenen, ödenmeyen, fazla mesaisi ödenmeksizin uzun saatler çalışmaya mecbur bırakılan, ya da geçici işlerde çalışanların da sorunu olduğunu da dikkate alarak, Krize ve krizin faturasının işçilere çıkartılmasına karşı, ortalama çalışma saatlerinin (resmi çalışma süreleri ve fazla mesailerin azaltılması yolu ile) kısaltılmasının, toplu işten çıkartmaların yasaklanmasının,

-İşçilerin alacaklarının en öncelikli alacak haline getirilmesinin, bu anlamda İşçi alacaklarının yasayla rehinli alacakların önüne konulmasının, borçlunun mal varlığını hangi hukuki işlemle devrederse devretsin işçi alacaklarının devir eden malla birlikte yeni malike karşı da ileri sürülebilir bir alacak statüsüne kavuşturulmasının, işçi alacakları ile açılan davalarda işçilerden herhangi bir ücret talep edilmemesinin, ücret garanti fonunun işçi alacakları için sonrasında işverenden tahsil edilmek üzere kullanımının,

-işsizlik fonunun siyasal iktidar tarafından, kasıtlı yatırım tercihleri ile zarara uğratılmasının engellenmesinin, işsizlik fonundan yararlanma şartlarının (120 gün koşulunun kaldırılması ve 600 gün şartının 180 güne indirilmelisi ile) genişletilmesinin ve amaç dışı kullanımlara son verilmesinin, İşsizlik fonunun kamu finansmanında el altında kullanılan bir kaynak olmaktan çıkarılmasının, fonun denetiminin işçilere verilmesinin, ikale ile sözleşmeleri sona erdirilenlerin de irade dışı işsiz olarak kabul edilmesinin ve işsizlik fonundan faydalandırılmalarının, mevcut emeklilik fonlarının, işsizlik fonu örneğinde olduğu gibi, düşük faizle nemalandırılarak reel olarak eritilmesine karşı durulmasının,

-Gıda fiyat artışlarına karşı alternatif gıda politikalarının gündeme getirilmesinin, kooperatifler üzerinden bir organizasyon yapılmasının, kooperatif-sendika ilişkisinin gündeme getirilmesinin, bu çerçevede bölgesel çabaların anlamlı olacağının,

-Kıdem tazminatı hakkının genişletilerek, her koşulda ödenmesinin, tavan uygulamasına son verilmesinin, 

-Hak grevinin kullanımının kolaylaştırılmasının, adaleti sağlamaktan çok, işçilerin haklarının gasp edilmesine zemin hazırlayan arabuluculuk sisteminin terk edilmesinin,

-Fikri takibi olmayan, kayırmacılık üzerinden oluşturulan, kaynakların sorununun kendisi olanlara yönlendirildiği stratejilerin çözüm olarak sunulmasının kamuyu zora düşürmekten başka bir netice vermeyeceğinin, kriz karşısında liberal reçetenin öne sürdüğü gibi kamuyu küçültme yoluna gidilmemesinin, ancak vergi gelirleri son tahlilde emekçinin ödediği dolaylı vergiler yerine, kar, rant ve servetten alınan dolaysız vergilere ağırlık verilmesinin,

-Göçmen işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal güvenlik haklarının sağlanmasının,

-Avrupa Birliği ülkelerinde yasak olan kumlama işleminin, ülkemizde tekstil sektörünün yanında metal sektörü dahil olmak üzer birçok sektörde yaygın olarak kullanıldığından hareketler, en yüksek ölüm oranına sahip olan silikozis hastalığına neden olan kumlama işinin tüm sektörlerde yasaklanmasının önemine işaret etmiştir.

Ayrıca Bilim ve Danışma Kurulu’nun İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Grubu, 2019 yılının Kasım ayı başında sendika işyeri temsilcilerine yönelik olarak II. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği buluşmasını gerçekleştirme kararı almış, bununla ilgili olarak; metal sektöründe meslek hastalıkları ile ilgili bir anket çalışması gerçekleştirilmesi kararı almıştır.

Bilim ve Danışma Kurulu 4. Toplantısına katılan isimler

Prof.Dr. Peri AKBAK

Doç.Dr. Aziz ÇELIK 

Dr.Öğr.Üyesi Mustafa Görkem DOĞAN

İSİG Uzmanı Nuran GÜLENÇ

İSİG Uzmanı Zehra GÜNER

Dr.Öğr.Üyesi Elif HACISALIHOĞLU

Öğr.Gör.Dr.Özkan Kaan KARADAĞ

Prof.Dr. Zeki KILIÇASLAN

Prof.Dr. Aziz KONUKMAN

Prof.Dr. Hayri KOZANOĞLU

Prof.Dr. Kuvvet LORDOĞLU

Doç.Dr. Ferit Serkan ÖNGEL

Dr. Murat ÖZVERI

Prof.Dr. Ahmet SELAMOGLU

Doç.Dr. Betül URHAN

Dr.Öğr.Üyesi Uygar Dursun YILDIRIM