Bir oyun ve empati öyküsü: Seslerin Perisi Işık

Körebe oyunlarını çok iyi oynayan, hayatı seslerden, kokulardan ve dokunmaktan oluşan bir çocuğun öyküsü...



06-12-2020 00:08

Burcu Adıgüzel

Dünya sadece seslerden oluşsaydı nasıl bir yer olurdu?

Peki çiçekleri tanımamızın tek yolu kokuları olsaydı?

Ya yaşamımızda sadece tek bir renk olsaydı?

Işık, özel becerileri olan bir varlık; onun özel durumunu bakalım kitabın kaçıncı sayfasında fark edeceksiniz?

Bilmediğimiz dünyaların kapılarını aralayan bir anlayış ve empati öyküsü.

Seslerin Perisi Işık, ilginç ismiyle ilgimi çekti öncelikle. Seslerin Perisi ve Işık nasıl birleşiyor ve ne anlatıyor merak ettirdi. Okuyunca doğru bir tercih yaptığımı ve mutlaka yazmak istediğimi anladım. Işık, kahramanımızın adı. Görme engelli.

Işık’ın görme engelli olduğu kitabın hiçbir satırında yazmıyor. Hatta kitap ‘’Körebe oyununu her zaman Işık kazanır.’’ cümlesiyle başlıyor ve merakınızı yükseltiyor. Diğer sayfalarda Işık’ın parmaklarıyla kitap okuduğunu görüyoruz. İyi piyano çaldığını ve müzik oyunlarında da başarılı olduğunu. Tüm sesleri tanıyor, yorumluyor Işık. Onun dünyası; görsellerden uzak, hisler, sesler ve kokular üzerine kurulu.

Güzel bir mesaj olarak Işık’ın gittiği okulun kapısı ona her daim açık. Fakat; illa ki kitaplarda görmek istediğimiz çatışma, Bela Metin ve arkadaşlarıyla ortaya çıkıyor. Bela metin ve arkadaşları Işık’a çelme takıyor ve onu düşürüyorlar. Akran zorbalığı görüyoruz burada. Bunu duyan öğretmen, uzun bir nutuk çekmek yerine çocukları öğretici bir oyuna davet ediyor. Herkesin gözlerini kapamasını istiyor ve gözler kapanınca seslerin güçlendiğini, yükseldiğini okuyoruz. Sonra kokular üzerine çalışmaya başlıyorlar. Ter, olgun elma, gardenya kokusu alıyor çocuklar ve bir anda normal şartlarda gördüğümüz için hiç umursamadığımız unsurlar çok önemli ve uyarıcı hale geliyor. Sıra geliyor dokunma duygusuna. Gözlerin kapalıyken bildiğin bir mekânı nasıl yürürsün? Tüm bu çalışmalar sonucunda Bela Metin ve arkadaşları da Işık’la dostluk kuruyorlar. Aslında öğrenmenin ve ilişki kurabilmenin en temel yolunun belki de sadece gözlerimizi kapatacak kadar basit bir oyundan geçtiğini anlatıyor hikâye. Bazen empati bu kadar kolaydır. Özellikle de çocuklar için.

Kitabı okuduğunuzda hikâyeyi anlatma biçimiyle müsemma,hislere dayalı olduğunu söyleyebilirim. Okudukça, hikâyenin temel unsurlarını hissederek anlıyorsunuz. Okul öncesi için hazırlanmış bu kitabı o yaşta bir çocuk okuduğunda tam olarak meseleyi kavrayamayacak ama bir şeyler hissedecek. İşte tam da yapmak istediği şey bu ve yöntem çalışıyor. Üzerine çocuklarla edilecek bir sohbet,her şeyi yerine oturtacak, hikâyenin daha iyi kavranmasını sağlayacaktır.

KÜNYE: Seslerin Perisi Işık, Yota K. Alexandrou, Kuraldışı Yayınları, 32 sayfa.