Bilirkişi raporu doğruladı: Ankara halkı asbest soludu!

Maltepe Havagazı Fabrikası’ndaki asbestli fabrikanın yıkımına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu Ankara halkının asbest soluduğunu ortaya koydu.



02-08-2017 16:03

Maltepe Havagazı Fabrikası'ndaki 350 ton asbestli malzeme bulunan elektrik santralinin hiçbir önlem ve tedbir alınmaksızın yıkımına ilişkin TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Ankara Tabip Odası’nın açtığı davada bilirkişi raporu sonuçlandı. 

Raporda yer alan “Yapılan keşifle mevcut haliyle, öncelikle yıkım çalışmasına yakın çevrelerin, daha sonra da bu çevreyle fiziki ilişkisi olan Ankara halkı için yakın bir tehlike kaynağı olduğu görülmüştür” ifadeleri ile Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ankaralıların sağlığını tehdit ettiği kesinleşti.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Bulut bir basın toplantısı düzenleyerek, bilirkişi raporunu kamuoyu ile paylaştı.

KARANTİNA YOK

Raporda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in iddia ettiği gibi alanın karantina altına alınmadığı, “Asbestli yapının karantinaya alındığı ifade edilmiş ise de, asbestli yapıda yapılan yıkım ve söküm işi için alınan bu karantinanın yeterli olmadığı saptanmıştır.

Asbestli izolasyonların sökümüne başlanmamış ise de, asbestli söküm için çevre sağlığı dikkate alındığında, keşifle görülüp tespit edilen karantina yeterli değildir” tespitleri ile açığa çıktı. 

BirGün’de yer alan habere göre, raporda, yer alan diğer önemli tespitler şu şekilde:

“Keşif sırasında yıkım ve söküm işi durdurulmuş olmakla birlikte, daha önce yapılan yıkımın mevcut durumu gözlendiğinde, yıkımda çalışan işçilerin sağlığı için alınan önlemlerin yeterli olup olmadığı tam olarak saptanamamıştır.

“Asbest içeren malzemenin söküm ve kırım işlerine başlamadan önce Fabrika Enerji Merkezi Binası’nın pencere ve camlarının kırılmaması ve dış duvarları yıkılmaması gerekirdi.

“Asbest sökümü başladığında, asbestin dış ortam havasına karışmasını önlemek için, dış ortam ile asbest tozlarının oluşacağı ortamın birbirinden tam izole olacak şekilde ayrılması gerekirdi.

“Asbest ve asbestli malzeme içeren tesisin bulunduğu alanın etrafının naylon, file vb malzeme ile çevrilerek izolasyonun sağlanması tam mümkün değildir.

“Bu yıkım sırasında, asbestin kullanıldığı bazı boruların, az da olsa cehennemliğin asbestlerinin kontrolsüz bir şekilde açığa çıktığı ve ortamda yer yer asbest parçaları bulunduğu tespit edilmiştir. 

“Yapılan keşifle bilirkişi heyetimizce, asbestli ortam çalışmasının uygun bir plan ve program doğrultusunda yapılmadığı, çalışanların ve çevrenin korunması için alınması gerekli önlemlerin eksiksiz olarak alınmadığı kanaatine varılmıştır. 

“Yapılan keşifle mevcut haliyle, öncelikle yıkım çalışmasına yakın çevrelerin, daha sonra da bu çevreyle fiziki ilişkisi olan Ankara halkı için yakın bir tehlike kaynağı olduğu görülmüştür.”

“BİLİRKİŞİ RAPORU SÖZLERİMİZİ DOĞRULADI”

Toplantıda konuşan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan, “Bilirkişi raporu ‘Asbest yönetmeliğinin gerektirdiği önlemler alınmadan mevzuata aykırı bir yıkım süreci yaşanmıştır’ diyor. Bu süreçte gerçekten halkın sağlığını tehdit eden bir potansiyelin varlığına dikkat çekiyor. Bu tür asbestli yapılarda karantinaya alınması, asbest sökümü yapılmadan önce dış duvarların kesinlikle yıkılmaması gerekiyor. Çektiğimiz fotoğraflarda bu tür önlem alınmadığını gördük. Bilirkişi raporu bunların hepsini doğruluyor. Büyükşehir Belediyesi bizleri 'halkı asılsız bilgilerle halkı galeyana getirmekle' suçlamıştı, önümüzdeki günlerde bizleri doğrulayan bilirkişi raporu ile ifade vereceğiz” diye konuştu.

“ÖNEMLİ BİR TEHDİT VAR”

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bulut da, “Uyarılarımız ardından bir takım önlemler alındı. İşçiler için sonradan 3 tane duşa kabin konuldu. Ancak bizim gözlemlerimize göre bu duşa kabinlerin kullanılabilirliği yok. Orada asbest var her alan asbestle bulaşık. Eğer bir nükleer sızıntı ve bir kimyasal kirlenme olsaydı etkileri çok çabuk görüleceği için bu söküme cesaret edemezlerdi. Asbest sinsi, 10, 15 yıl içinde akciğer kanserine neden oluyor. Zaman aşımından dolayı rahatlatıcı. O yüzden böyle bir riski aldılar ve yanlış yaptılar. Sağlıkla ilgili uyarılarımıza devam edeceğiz. Burada önemli bir tehdit vardır” ifadelerini kaydetti.