Bilim insanları, su ayılarının nasıl bu kadar dayanıklı olduklarının sırrını çözdü

Bilim insanları, radyasyona karşı bile oldukça dayanıklı olan su ayılarının nasıl bu kadar dayanıklı olduğunu bilmiyorlardı. Son araştırmalar, su ayıları ile ilgili büyük bir gizemi aydınlattı.



05-10-2019 09:33

Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bilim insanları, su ayılarının radyasyona karşı bile nasıl bu kadar dayanıklı olabildiklerini ortaya çıkardı. Su ayılarındaki Dsup isimli bir proteini inceleyen araştırmacılar, bu proteinin DNA'yı çepeçevre sardığını ve bu sayede DNA'nın, radyasyondan etkilenmediğini keşfetti.

Bilim insanları yaptıkları çalışmalar sonucunda Dsup proteininin, kromatine bağlandığını keşfetti. (Kromatin, DNA'nın proteinlerle oluşturduğu, iplikli bir yapıya sahip olan yumak biçimindeki ağ yapısı.) Peki kromatine bağlanan Dsup, nasıl oluyordu da su ayılarını bu kadar dayanıklı yapabiliyordu?

Bilim insanları, bu sorunun cevabını bulabilmek için su ayılarına ait hücrelere X ışını banyosu yaptırdılar. Normal koşullarda bir hücre, X ışını banyosuna maruz kalırsa işlevini kaybeder, çünkü su molekülleri bu ışının altında ayrılır. Hal böyle olunca da hücre içerisine radyoaktif oksijen ve radyoaktif hidrojen maddeleri dağılır. Bu da hücredeki DNA'ya zarar verir ve bunun sonucunda da hücre ya ölecektir ya da mutasyona uğrayacaktır.

DSUP PROTEİNİ BULUTUMSU BİR YAPIYA SAHİP

Bu araştırma, Dsup proteininin bulutumsu bir yapıya sahip olduğu ortaya çıkardı. Yani bu protein, DNA'yı çepeçevre sarıyordu ve bu da su ayılarının, bu kadar dayanıklı olabilmelerini sağlıyordu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan bilim insanları, Dsup proteininin DNA'yı sıkı sıkıya koruduğunu ve bu sayede de X ışınlarının hiçbir şekilde DNA'ya zarar veremediğini belirtiyor.

Araştırmanın bir numaralı ismi James Kadonaga, yaptıkları bu araştırmanın sonucunda Dsup proteininin su ayılarını nasıl koruduğunu anladıklarını ve bundan sonra, bu proteini potansiyel olarak kullanmak için çalışacaklarını açıkladı. Bilim insanları, bu proteinin insanlarda kullanılabilmesi halinde insanların da daha dayanıklı olabileceğini düşünüyor.