Beykoz'da tarım ve hayvancılığın durumu tartışıldı

TİP Beykoz İlçe Örgütü'nün düzenlediği etkinlikte, İstanbul Beykoz'da Türkiye'de neredeyse bitme noktasına gelen tarım ve hayvancılığı tartıştı.



01-12-2019 16:16

İleri Haber

İstanbul'un Beykoz ilçesinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Beykoz İlçe Örgütü tarafından düzenlenen etkinlikte Beykoz'da tarım ve hayvancılığın durumu tartışıldı.

Uğur Özdemir ve İlhami Uzunarslan'ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, gümrük tarifeleri ve ticaret anlaşmalarıyla emperyalist ülkelerin sübvansiyonlu, tarımsal ürün ve girdilerle Türkiye gibi ülkelerin tarım ve hayvancılığının bitirme noktasına geldiği belirtildi.

Tarımsal sorunların çözümünün esas itibariyle "Merkezi Planlama” nın ve tarımda kollektivizasyonun konusu olduğunu söyleyen Uğur Özdemir, bu durumun  esas itibariyle iktidar ve sistem sorunu olduğunu belirtti.

'DÜZENLEMELER İNSANIMIZIN İHTİYACINA GÖRE DEĞİL'

Özdemir Türkiye tarım ve hayvancılığı hakkında şunları söyledi:

"Tarım ve hayvancılık alanında yapılan düzenlemeler ülkemizin ve insanımızın ihtiyacına göre değil bahsettiğim uluslararası emperyalist merkezlerin çıkar ve taleplerine göre düzenlendi, sonuçta karlı çıkanlar kimyasal gübreyi,tohumu üreten bu merkezler ve onların yerli işbirlikçileri oldu. Bizim payımıza düşense pahalı,sağlıksız ürünler ve bunların tüketimi oldu,bunlar ‘verimlilik’,’yeni nesil gıda’ gibi cafcaflı sözler ve ambalajlarla pazarlandı.
Toprak Mahsulleri Ofisi, süt ve et endüstrisi gibi kurumlar ya kapatıldı yada ürün alımları sınırlandı, ithalat ürünlerinin gümrük oranları indirildi, ülkemizin, üreticilerimizin korunması yerine et, buğday, saman, tohum gibi tarımsal ürün ve girdilerin ithalatına gidilerek dışa bağımlılık arttırıldı. Dışa bağımlı politikalar, toprakların tarım dışı amaçlarla kullanılması,inşaata açılması tarımın tesviyesine ve tarımda kirlenmeye yol açtı."

"ÇİFTÇİLER KENDİ EMEĞİNE YABANCILAŞTI"

"Kapitalist rant, yağma ve mülkiyet duygusunun tahrik edilmesiyle üretici ve çiftçilerimizin kendi emeğine ‘yabancılaşma’ , üretimden vazgeçme yada kendi toprağında neyi nasıl üreteceğine kendisinin karar veremediği bir durum yaşandı." diyen Özdemir, "Çiftçilerimizin toprakla bağı koptu. Tarımda ve hayvancılık da mekanizasyonun artması, mazot kullanımını yaygın, kaçınılmaz ve pahalı olması,’sözleşmeli tarım gibi nedenlerle üreticiler küstürüldüler.

Yurtsever aydınlarımızın, uzmanlarımızın, Mühendislerimizin dikkat çektikleri gibi, hayvan yetiştiriciliğiyle, tarımsal bitki üretimi birbirinden koparıldı, hayvancılık mekanları sınırlandı, meralar başka alanlara dönüştürüldü, bütün bunların sonuçlarından olarak hayvan atıkları topraktan uzaklaştı, toprak doğal ve organik atıklardan ve en önemlisinde toprakta tazeleyen ve besleyici kaynaklar azaldı, kimyasal gübrelere bağımlılık arttı." dedi.

"HAYVANCILIK NEREDEYSE YAPILMIYOR"

Özdemir, "Beykoz un kırsal alanı diyebileceğimiz köy ve mahallelerindeki tarımsal nüfuzun önemlice bir kısmını küçük ve orta işletmelerin oluşturduğunu söyleyebiliriz. Beykoz’umuzda çocukluğumuzdan hatırladığımız “ köy hayatı “ yada köy manzaraları tamamen yok olmasa da hızla kayboluyor. Çiftçimizin bir çok sorunu var, en başında üretimin neredeyse hiçbir destek olmadan kendi imkanlarıyla sürdürmeye çalışmaları ve ürününü satamamak . Bunun doğrudan sonucu olarak çiftçimiz toprağa ve hayvancılığa küstü. Köylerin mahalle statüsüne alınması bir diğer önemli sorun. Başka nedenlerle birlikte çiftçiler kentsel rantlardan pay aldırma vaatleri ve şehir hayatının bir parçası olma isteğiyle koca tarıma arazileri ya ekilip, biçilemiyor yada konuta terk edilmiş durumda. Hayvancılık neredeyse yapılmıyor ve avrolan sınırlı üretimde pazar için üretim değil daha çok küçük ölçekli ve hali hazırda burada yaşayan ailelerin için yapılıyor: Bu insanlar yol kenarında kendi sebze ve meyvelerini, sütünü satarak ek gelir elde etmeye çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Tarım ve hayvancılıktaki sorunlara çözüm olarak şu önerilerde bulunuldu:

-Tarımsal sorunların çözümü esas itibariyle" Merkezi Planlama” nın ve tarımda kollektivizasyonun konusu olmakla birlikte ki bu bir iktidar ve sistem sorunudur. Ancak, daha bugünden yapılacak işler var ve bu konuda oldukça gelişkin örnekler ve modeller var. Bizlere düşen kamununda desteğini alarak ama üreticilerinde istekli olmasıyla iyi planlanmış ve örgütlenmiş kooperatif yada benzeri oluşumlar üzerinden küçük işletmelerinde gözeterek tarım ve hayvancılığın yeniden yapılandırılmasıdır.

-Kamunun elinde atıl duran arazileri açığa çıkarmak ve yeniden verimli hale getirmek. İlk adım alt yapı ve makine parkı çalışmaları, örnek oluşturacak pilot üretim ve uygulamalara başlamak ve bölgemizin avrolan yeni üretilecek tarım ürünlerini ve gıdalarını İstanbul' lulara doğrudan ulaştırmanın mekanizmalarını kurmaktır. Tek başına çiftçiye teşvik ve maddi destek asla sorunu çözmeye yetmemektedir ve yetmeyecektir.

-Önemli olan üretimi teşvik ve maliyetleri düşürmek için; makine ve teçhizat, ucuz mazot, tohum ve yem desteği vermek gerekiyor. Beykoz belediyesi konferans salonunda tarım il müdürlüğünün Avrupa fonlar destek programından neredeyse bir sonuç alınamaması bu yüzdendir ve eksikliği eleştirilmelidir. Bakanlığın mart ayında açıklaması gerekirken açıklamadığı tarımsal destek eleştirilmelidir.

-Amacımız Beykoz'umuzun tarım ve hayvancılık yönünden gelişmesi, yeni istihdam alanları yaratmak ve bölgemizi kalkındırmak olmalıdır. Halkımıza ve tarım emekçilerine başka ve yaşanabilir bir hayatın mümkün olabileceğini göstermektir.