Berkay Ustabaş'tan mektup var

Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle katledilen Berkin Elvan'ın cenazesine katıldığı için bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Berkay Ustabaş mektup yolladı. Ustabaş'ın beşinci duruşması yarın Çağlayan'da görülecek.



14-01-2019 16:38

"Berkin Elvan'ın cenazesine katılmak" suçlamasıyla bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğrencisi ve Devrimci Gençlik Dernekleri Genel Sekreteri Berkay Ustabaş, cezaevinden mektup yolladı.

5 Ocak 2018 tarihinde, Berkin Elvan'ın cenazesine katılması gerekçe gösterilerek, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme bunların hareketlerine katılma” suçlamasıyla tutuklanan Ustabaş, hapishanede geçen bir yılda eğitim hakkının engellenmesinin yanı sıra; işkence, sürgün, ve disiplin cezası gibi çeşitli hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldı.

YARIN BEŞİNCİ KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK

Yarın saat 13.30’da Çağlayan Adliyesi’nde beşinci kez hakim karşısına çıkacak olan Berkay Ustabaş; bir yıl boyunca Silivri 9 No’lu ve Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nde yaşadıklarını Yolculuk Gazetesi'ne gönderdiği bir mektupla anlattı. Ustabaş'ın mektubu şöyle:

'BERKİN'İN CENAZESİNE KATILMAK SUÇ DEĞİLDİR'

Merhaba,

“Berkin Elvan’ın cenazesine katıldığı tespit edilmiştir…” işte böyle başlıyor, bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunmamın dayanağı olan iddianame. En baştan bir gerçeği ortaya koyup sonra , bu bir yılda tanık olduğum hukuksuzlukları anlatayım: Berkin Elvan’ın cenazesine, yüz binler ile birlikte katıldım ve Berkin’in cenazesine katılmak onu sahiplenmek suç değildir!

Evimin basılmasının ardından savcılığa kendi iradem ile gittiğimde tarih 5 Ocak’tı. Tam da Berkin’in doğum gününde, onun ‘cenazesine katılmak’ ile ‘suçlandığımı’ öğrendim. İfade verdiğim savcı açık açık elinde somut bir gerekçesi olmadığını; kim veya kimler olduğunu açıklamadığı birilerine ‘ahdettiğini’ bizzat beyan ederek tutuklanmamı istedi.

'UYUŞTURUCU BARONUYLA ANLAŞMA YAPAN HAKİM, SANİYELER İÇİNDE TUTUKLANMAMA KARAR VERDİ'

Yakın zaman önce, bir uyuşturucu baronu ile para karşılığı anlaşma yaptığı iddiası ile görevden alınıp hakkında soruşturma açılan 5. Sulh Ceza hakimi sadece saniyeler içinde tutuklanmama karar verdi.

Tutuklandıktan sonra, sürgün sevk ile Silivri 9 No’lu Hapishanesi’nden Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’ne getirildim. Tutuklanma, sözüm ona bir istisnai tedbir olması gerekirken bir ‘ceza’ aracı olarak kullanılıyor. Buna bir de sürgün eklendi. Sürgün de bir çeşit ‘ceza içinde ceza’ aracı olarak kullanılıyor.

Dahası Kırıkkale’ye sürgün olduğum için savunmamı da mahkeme huzurunda yapma imkanım elimden alınıyor. SEGBİS ile savunma yapmam isteniyor. Geride kalan dört duruşmada mahkemeye fiziken katılma talebim reddedilirken, konuyla ilgili yazdığım onlarca dilekçe ve itiraza cevap dahi verilmedi. Savcı ‘kaçma şüphesi taşıdığımı’ iddia ededursun, somut durumda yargı benden kaçıyor.

SEGBİS, savunma hakkımı ciddi derecede kısıtlayan bir araç. Önce hiç bir gerekçe göstermeden ansızın Kırıkkale’ye sürüyorlar, sonra uzak olduğu gerekçesi ile mahkemeye katılmamı engelliyorlar. Sürerken uzak değil de mahkemeye sıra gelince mi uzuyor bu mesafeler?

Öte yandan mahkeme heyetinin bir yıldır süren duruşmalar boyunca dosya kapsamında sorduğu en somut soru ise, “Evinden neden hep sol görüşten kitaplar çıktı?” oldu. Tutukluluğumun devamı için ortaya geçer sebep koyamayan mahkeme, bu kez bir başka duruşmada, Gezi Direnişi sırasında hakkımda hazırlanan bir iddianameye dayanarak ‘tutukluluğa devam kararı’ verdi. Gezi Direnişi sırasında açılan bu soruşturmayı yürüten savcı ise sonradan 17-25 Aralık dosyası ile nam salacak olan ve cemaatçi çetenin ileri tetikçilerinden Muammer Akkaş’tan başkası değildi. Mahkeme açıkça bu savcının ürününü geçer sayıp, kararına dayanak yaptı.

'HANGİSİ SUÇ?'

Şimdi yine soruyorum bunların hangisi suç: Berkin Elvan’ın cenazesine katılmak mı, evimden ‘hep sol kitaplar’ çıkmış olması mı, yoksa Gezi Direnişi’nde on binlere omuz vermek mi? Elbette hayır bunların hiçbiri suç değil; gerçek suç 15 yaşında 16 kilodayken katledilen bir çocuğun cenazesine katılmamak, yaşanan bunca baskı ve zorbalığa sessiz kalmak ve milyonların özgürlük haykırışına omuz vermemek olurdu! İnsanca ve onurlu bir yaşam için tüm bunlar suç değil ancak görevdir.

Adalet arayışım sürüyor. Bu arayış birkaç muhtelif yargılamanın usulsüz ve hukuksuzluğu meselesi değil elbet. Bu topraklarda ‘adalet’ uzun yıllardır kanayan bir yara oldu. Bu arayış, ta ki bir memleket boyu adalet gelene kadar sürecek.

Tüm bu usulsüzlük ve hukuksuzluğa arşı adalet arayışına omuz vermek için 15 Ocak’ta gerçekleşecek olan beşinci duruşmamın takipçisi olmanızı, adaletsizliğin teşhiri için vesile kılmanızı beliyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”