Berkay Ustabaş'a yine tahliye çıkmadı!

Berkin Elvan'ın cenazesine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Berkay Ustabaş'ın duruşmasında tutukluluğa devam kararı veren mahkeme, duruşmayı erteledi.



05-09-2018 13:29

Haber: İzel Sezer
Kamera: Süha Küçük

Devrimci Gençlik Dernekleri Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümü öğrencisi Berkay Ustabaş'ın, 'Berkin Elvan'ın cenazesine katılmak' suçlamasıyla 9 aydır tutuklu yargılandığı davanın 3. duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görüldü.

Ustabaş’ın SEGBİS aracılığıyla yaptığı savunmanın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Helin Bölek ve Berkay Ustabaş’ın tutukluluk hallerinin devamına, mahkeme heyetinin reddi talebinin bir üst mahkemeye gönderilmesine, Helin Bölek'in savunmasının yeniden alınmasına, bir sonraki duruşmanın ise 1 Kasım 2018, saat 13:30'a ertelenmesine karar verdi.

Güncelleme 15.56

Berkay Ustabaş'ın tutukluluğunun devamına karar verilirken, dava 1 Kasım'a ertelenedi.

Güncelleme 15.39

Savcı, “Sanıkların tutukluluk hallerinin devamını ve eksik hususların giderilmesini mütalaa ediyorum” dedi. Karar için duruşmaya ara verildi.

Güncelleme 15.31

Sözüne devam eden Öztürk "Özcesi şu; bu dosyada tutuklama ve gerekçesi yok; başka davalara başvurarak iddianame oluşturmaya çalışıyorsunuz" diyerek devam etti: "Bir de mahkemede savunmaya engel çıkarıp avukatları dışarı çıkarıyorsunuz. Savunma baskı altındadır. Hukuk diye bir şey yok. 'FETÖ'cülerin iddianameleriyle, kumpaslarıyla oluşturulan dosyalardan dayanak aramaya çalışıyorsunuz. Bu mahkemenin tarafsız olmadığını düşünüyor ve mahkeme başkanı olarak reddinizi talep ediyorum."

Güncelleme 15.26

Avukat Öztürk savunmasına devam ediyor: Burada tutuklu sanıklar var ama mahkemenin tutumunda tutarsızlıklar var. Örneğin; Berkay için neden 5 yıl önceki dava dosyasına başvuruluyor? Bu davadaki iddianame yetersiz midir ki başka dava dosyasından yardım isteniyor? Kaldı ki o davanın savcısı Muammer Akkaş'tır. Şu an halen 'FETÖ'den firaridir.

Üstelik o iddianamede aynı anda en az üç örgütün eylemine katıldığı yazılmıştır. Bu nasıl olur? Aynı anda üç örgütün eylemine katılınabilir mi Muammer Akkaş'ın hazırlamış olduğu bu iddianame çökmüştür. Mahkemenin suçlamasına göre 'Devrim şehitleri ölümsüzdür' sloganının AİHM'e göre suç sayılmadığı ortadadır.

Güncelleme 15.17

Mahkemenin 'Tahliye için ne diyorsun?' sorusuna Ustabaş "Eğer tarihe geçmek istemiyorsanız tahliye vermeniz gerekir" şeklinde yanıt verdi. Tutuklu Berkay Ustabaş'ın savunmasının ardından Avukat Erman Öztürk söz aldı: Söyleyeceğim her şeyi sonuna kadar dinlemenizi istiyorum. Sonrasında isterseniz tutanağa sadece tahliye istediğimi yazın. Ama beni dinleyin.

Güncelleme 15.12

Ustabaş savunmasına devam ediyor: SEGBİS'in azizliği... Ben daha savcıyı görmedim. Lafı uzatmanın alemi yok. Şimdi savcıya zoom yapmanın adil yargılamayı sağladığını mı düşünüyorsunuz? 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki iddianameyi alıp dava dosyasına eklemişsiniz. Bakın, o iddianamede 'örgüt üyeliği' diye bir şey yok. Üstelik gözaltı sonrasında denetimli serbestlik dahi almadan serbest bırakıldım.

Ben bu soruşturmanın savcısının ayağına giderek ifade verdim. Gözaltında falan da değildim ama tutuklandım. Ben ifade vermeye gitmesem gitmezdim. Ama ayağımla, alnım ak başım dik şekilde gittim.

Güncelleme 15.02

Berkay Ustabaş savunmasını yapıyor: Üç duruşmadır bu mahkemenin siyasi olduğunu söyledim. Bu davanın iki yanı var: Biri siyasi, ikincisi ise hukuki. “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganının atıldığı yazıldı. Ama ne polis fezlekesi de ne de savcılık iddianamesinde böyle bir şey var. Siz bu sloganın suç teşkil ettiğini söyleyip yargılamaya başlamışsınız. Üç celsede de SEGBİS ile katılıyorum. Bu şekilde savunma yapmam engellenmektedir. Sağlıklı savunma yapamıyorum.

İddianamede Adil Kayan ile birlikte hareket ettiğim belirtilmiş. Ancak görüntülere de baktığımızda bunun böyle olmadığı görülmektedir. 100 bin kişi 'devrim şehitleri ölümsüzdür' sloganı atmış ama sadece 2 kişi sanık yapılmaktadır.

Günelleme 15.00

Salonun boşaltılmasının ardından duruşma devam ediyor. Sanık beyanları alınıyor.

Güncelleme 14.48

Çiğdem Akbulut'un "itiraz zapta geçirilsin" talebine rağmen hakim, avukat Akbulut'un salon dışına çıkarılması için kolluk kuvvetine talimat verdi. Salon ayaklanınca, hakim duruşmaya ara verdi. Salon boşaltıldı. Duruşmayı izleyen avukatlar, hakimin tavrını protesto ederek duruşma salonundan ayrıldı. Duruşmayı yalnızca Berkay Ustabaş'ın avukatı Erman Öztürk takip edecek.

Güncelleme 14.38

Devrimci Gençlik Dernekleri Genel Sekreteri Berkay Ustabaş'ın tutuklu yargılandığı davanın 3. duruşması başladı. Kimlik tespiti yapılıyor. Mahkeme heyeti Berkin Elvan'ın avukatlarından biri olan Çiğdem Akbulut’u dışarıya çıkarmaya çalışıyor. Akbulut, dışarı çıkmıyor.

DURUŞMA ÖNCESİ BASIN AÇIKLAMASI

Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapıldı.

Devrimci Gençlik Dernekleri, Ustabaş'ın tutukluluğu süresince sürgüne, işkencelere, koğuş baskınlarına maruz kaldığını ve üniversite öğrencisi Ustabaş'ın eğitim hakkının ihlal edildiğini vurguladı. 269 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın cenazesine katılmanın suç sayılmasına tepki gösterilen açıklamada şunlar dile getirildi:

Devrimci Gençlik Dernekleri Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi Berkay Ustabaş, 5 Ocak'ta "Berkin Elvan'ın cenazesine katılmak" suçlamasıyla tutuklandı. Berkay'ın evinden çıkan bandrollü yasal kitaplar ve müzik albümleri ‘’suç unsuru’’ olarak gösterildi, uydurma deliller tutuklanma gerekçesi sayıldı. Berkay'ı tutuklamaya sevk eden savcı, "Ahdımız var, seni tutuklayacağız" sözleriyle bu davanın hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu itiraf etmiş oldu. Yani emri polis verdi, mahkeme heyeti de tutukladı. 9 aydan bu yana tutuklu bulunan Berkay'ın davasının 3. duruşması birazdan Çağlayan Adliyesi'nde görülmeye başlanacak.

BERKİN’İN KATİLLERİ SERBEST, CENAZESİNE KATILANLAR TUTUKLU!

Berkin Elvan, 2013 yılında Gezi direnişi sırasında polis tarafından atılan bir gaz fişeğiyle başından vurulmuş, 269 gün komada yaşam mücadelesi verdikten sonra  11 Mart 2014'te hayata gözlerini yummuştu. Küçücük bedeniyle yaşam mücadelesi veren Berkin, Gezi direnişinin sembolü haline gelmişti. Devlet, Berkin'in katillerini bulmak yerine 15 yaşında katledilen bir çocuğu ‘terörist’ ilan etmiş, dönemin başbakanı Erdoğan, Berkin'in annesi Gülsüm Elvan'ı seçim meydanlarında yuhalatmıştı. Berkin Elvan'ın cenazesine 3 milyon insan katılmış, milyonlarca insan o gün hep bir ağızdan "Berkin'in hesabını soracağız!" diye haykırmıştı. Bugün katledilişinin üzerinden 1907 gün geçmesine rağmen Berkin’in katilleri hala elini kolunu sallayarak gezerken, Berkin'in cenazesine katılanlar hapse atılıyor, tutuklamalarla susturulmaya çalışılıyor.

Berkay Ustabaş'ın evi,  20 Aralık’ta gece saat 03.00 sularında özel harekat polisleri tarafından basıldı, koçbaşıyla kapıyı kırmaya çalışan polisler eve girerken de hukuka tamamen aykırı bir biçimde, ne bir "arama izni" gösterdi ne de baskının hangi soruşturma kapsamında yapıldığına dair bilgi verdi. Dahası evde yapılan aramada bandrollü kitap ve müzik CD'lerine ‘delil’ niyetine el konuldu.

‘AHDIMIZ VAR, SENİ TUTUKLAYACAĞIZ’

Baskın sırasında evde bulunmayan Berkay, 5 Ocak'ta, soruşturma ile ilgili savcılığa ifade vermeye gittiğinde ise, savcının "Ahdımız var seni tutuklayacağız" sözleri sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından "Berkin Elvan'ın cenazesine katılmak" gerekçesiyle  tutuklandı. Önce Metris ardından Silivri Hapishanesi 9 No’lu Hapishanesi’ne götürüldü. 23 Ocak'ta ise kendisi ile beraber 6 tutsak, gardiyanlar tarafından sürüklenerek eşyalarını dahi almalarına izin verilmeden ring aracına bindirildi ve Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’ne sürgün edildi. Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’ne geldiklerinde de "hoşgeldin dayağı" adı altında kamerasız bir odada yaklaşık 20 dakika boyunca işkence yapıldı ve çıplak arama dayatması ile karşı karşıya bırakıldı. Çıplak aramaya direndikleri için artan işkencenin ardından, hapishane doktorunun yanına götürüldüklerinde de “Bir şeyiniz yoktur zaten. Gardiyanların yanında üstünüzü çıkarın, erkek değil misiniz?” yanıtıyla karşılaştı.

Hak ihlalleri bununla da bitmedi, haftalık telefon görüşü yapma hakkı, tekmil dayatması ile engellenmeye çalışıldı, Berkay’ın bu dayatmayı reddetmesi üzerine ise telefon hakkı haftalarca gasp edildi. 9 Mart'ta ailesi ile yaptığı açık görüş sonrası ise gardiyanların "açık görüş sonrası gelenektir" diyerek tutsaklara işkence yapması üzerine direnen, içlerinde Berkay'ın da bulunduğu 6 tutsağa, görevi başındaki memura direnmek” gerekçesiyle 1 ay süreyle görüş ve iletişim cezası verildi,  Berkay'ın sürgün sırasında yaşadıkları işkenceyi anlattığı mektup, iletişim yasağı başlamamış olmasına rağmen hapishane yönetimi tarafından sansürlenerek  mektubun dışarı çıkarılmasına izin vermedi.

KİTAP OKUMAK SUÇ SAYILDI!

Ustabaş hakkındaki iddianame, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nce hazırlandı, evinden alınan şiirli poster, hakkında herhangi bir toplatma kararı bulunmayan, bandrollü ve künyeli gazeteler "suç unsuru" sayıldı.

Berkay'ın 18 Nisan'daki ilk duruşmasında davanın hukuki değil siyasi bir dava olduğu bir kez daha görüldü. Berkay, duruşmaya getirilmek yerine SEBGİS dayatması ile savunma hakkından mahrum bırakıldı. Berkay'a hakim tarafından, “Günlük hayatınızda hangi kitapları okuyorsunuz?”,  “Sadece sol kitaplar mı okuyorsunuz?”, “İslami ve sağcı kitaplar da okuyor musunuz?” gibi adil yargılamanın kıyısından geçmeyecek sorular soruldu. Tamamen uydurma deliller gerekçe gösterilerek tutukluluğunun devamı yönünde karar verildi. Komiktirdir ki Berkay’ın davasına ‘delil’ oluşturan kitaplar daha sonra davaya 'delil' oluşturulan kitaplar daha sonra Kırıkkale F Tipi yönetimi tarafından hapishaneye kabul edildi.

5 Haziran'da görülen ikinci duruşmada da durum değişmedi, mahkeme heyeti hukuk kurallarını uygulamak yerine polisten aldıkları emri yerine getirdi. Berkay, SEBGİS ile sağlıklı savunma yapamadığını ve adliyeye getirilmek istediğini ifade etmesine rağmen, SEBGİS dayatması bir kez daha devam etti. Bu da yetmezmiş gibi duruşma sonrasında savcı tarafından "tutukluluğun devamı" talebine tepki gösteren anne Sevim Kolçak duruşma salonunda ÖGB ve sivil polislerce darp edildi. 

9 AYDIR EĞİTİM HAKKI GASP EDİLİYOR

9 aydır tutuklu bulunan, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü son sınıf öğrencisi Berkay Ustabaş, aynı zamanda bugün Türkiye’de tutuklu bulunan 72 bin öğrenciden biri. Diğer tutsak öğrenciler gibi tutuklama ile birlikte eğitim hakkı elinden alındı. OHAL sürecinde tutuklu öğrencilere sınava girme imkanı tanınmadığı için eğitim hayatını devam ettirme yolu tamamen tıkandı, okulu uzadı.

Birazdan Berkay'ın davasının 3. duruşması görülecek ve bizler buradan bir kez daha haykırıyoruz: Berkin Elvan'ın cenazesine katılmak suç değildir! Berkin Elvan'ın cenazesine 3 milyon insan katıldı, milyonlarca insan o gün tek ses halinde “Berkin'in hesabı sorulacak" dedi. 15 yaşındaki bir çocuğun katilleri bugün onun 16 kiloluk bedeninin ağırlığı altında eziliyorlar. Berkin'i katlettikleri yetmiyormuş gibi, onun anısına sahip çıkanlara saldırıyorlar.

Bugün kalıcılaşan OHAL ile birlikte AKP iktidarı saldırılarını arttırarak devam ettiriyor. Gözaltında kaybedilen çocuklarını on yıllardır arayan Cumartesi Anneleri'nin  her hafta Galatasaray Meydanı'nda yaptıkları eylem engelleniyor. Kadıköy'de Suruç Katliamı'nın anmasına, Diyarbakır'da kayıp yakınlarının direnişine, Soma'da, madenci ailelerinin adalet nöbetlerine saldırılıyor. Bugün üniversite sıralarında olması gereken binlerce öğrenci hapishanelerde tutsak ediliyor, eğitim alma hakları engelleniyor. AKP, bulduğu her fırsatta saldırılarını daha da arttırarak memlekette kendisine muhalif her kesimi boğmaya, sindirmeye, baskı altına almaya çalışıyor.

‘BERKİN BU ÜLKENİN ‘ADALET’ ARAYIŞIDIR’

Berkin Elvan bu ülkenin ‘’adalet’’ arayışıdır, güzel yarınlarıdır. 4 yıl önce Berkin için adalet aradığımız gibi bugün de 9 aydır hukuksuzca tutsak alınan Berkay için adalet arıyoruz. Sadece Berkay için değil onun sözleri ile ifade etmek gerekirse ’Başta Berkin için, Cumartesi Anneleri için, Soma’da madende katledilen işçiler için, bir gecede işsiz bırakılan on binler için, uydurma gerekçelerle tutuklanan gazeteciler için, iktidarın politikalarına karşı çıktığından türlü bahane ile tutuklanan yüzlerce öğrenci için, yani tepeden tırnağa bir memleket için’ adalet arıyoruz!

15 yaşında öldürülen bir çocuğun milyonlarca kişinin katıldığı cenazede bulunmayı suç sayanların tüm bu saldırıları  bu ülkenin tüm sol, sosyalist, demokrat ve devrimci kesimine gözdağı vermek amacıyla gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bu mesaja cevaben Berkay'ın aylar öncesinde söylediği sözleri tekrarlıyoruz: ‘’Bizim 'Berkin' diyen sesimiz faşizmden daha güçlüdür ve bu ses yenilgi tanımaz!’’

Bizler, Berkay özgürlüğüne kavuşana ve bu memlekete tepeden tırnağa adalet gelene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz!

Berkay Ustabaş'a ve tüm tutuklu öğrencilere özgürlük!”

USTABAŞ'I YALNIZ BIRAKMADILAR

Açıklamaya, TİP Gençliği, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Berkay Ustabaş’ın Avukatı Erman Öztürk, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, HDP Milletvekilleri Serpil Kemalbay, Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, Öğrenci Faaliyeti, Gençlik Muhalefeti, Gençlik Komiteleri, Dev-Güç, Devrimci Gençlik Birliği, ÖDP, Eğitim Sen, Sosyalist Öğrenci Hareketi, EHP Gençliği ve CHP İstanbul İl Başkanlığı temsilcileri katıldı.