Bektaşağa Kadın Derneği: Beraberken kendimizi daha güçlü hissediyoruz

Sinop'un Bektaşağa köyünde, kadınların emeğiyle kurulan dernek, birçok alanda kadınlarla birlikte dayanışma içinde ilerliyor. Dernek üyeleri, "Beraberken kendimi daha güçlü hissediyoruz" diyor.



06-03-2019 23:53

Nazlı Eda Piyade / @nazliieda_

Türkiye'de ve dünyada binlerce kadının sokağa çıktığı ve maruz kaldıkları eşitsizliği, şiddet ve istismarı reddettiği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne bir gün kaldı.

Türkiye'nin birçok noktasından kadınlar, 8 Mart gününü sokakta geçirmeye hazırlanırken, bir arada mücadele etmenin ve dayanışmanın güzel örneklerinden birini yaratmış Bektaşağa Kadın Derneği'nin 8 Mart mesajlarını sizlere taşımak istedik.

Sinop'un Bektaşağa Köyü'nde kurulan dernek, kadın emeği ve gücünün güzel örneklerinden biri...

Dernek, sınıf öğretmeni Can Ergün'ün emekli olduktan sonra ailesinin köyü Bektaşağa'ya yerleşmesiyle kuruluyor.

Ergün, öğretmenlik yaptığı sürede de emekli olup buraya yerleştikten sonra da kadınların kendilerini umutsuz ve ikincilleştirilmiş hissetmelerine karşı onlarla dayanışma içinde olmak için bir dernek kurma girişiminde olduğunu söylüyor.

'İZİN MAKAMDAN ALINIR, KOCA BİR MAKAM DEĞİL HAYAT ARKADAŞIDIR'

Bektaşağa ve çevre köylerindeki kadınlarla birlikte bölgede bir kadın hareketi başlatmak için adımlar atınca oldukça olumlu geri dönüşler alan Ergün, derneğin kuruluş amaçları için de şunları söylüyor:

"Amaçlarımızı 3'e ayırdık diyebilirim. Köy kadınlarının birlikte hareket etmesi ve dayanışmasını sağlamak. İkincisi, köy ürünlerini imece usulü üreterek, derneğmizi bir atölyeye çevirmek, böylece kadınların da üretime katılmasını sağlamak. Üçüncüsü, kadınların toplumsal yaşama katılmasını, kültür-sanat etkinlikleri içinde daha faal yer almasını sağlamak. Şu an geldiğimiz noktada, kadınların kendi gücünün farkına varmasını sağladık. Örneğin kadınlar artık, 'Kocam ne der, babamdan izin alabilir miyim?' diye sormuyor. Çünkü 'İzin bir makamdan alınır, koca bir makam değil, hayat arkadaşıdır' diyoruz.

Ergün, köyün kadınlarının dışında erkeklerinin de çalışmalarına destek verdiğini de ayrıca belirtiyor.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI PROJELERİNİ DESTEKLEMİYOR

Dernek, İstanbul dahil birçok noktada oynadığı tiyatro oyunu öncesinde de Sinop'ta kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı vakalarına yönelik çeşitli girişimlerde bulunmuş.

'Aile içi etkin iletişim' başlıklı bir proje de yapmak isteyen dernek, İçişleri Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerden sonuç alamayınca adım atamadığını da ayrıca ekliyor.

KÖY KADINLARIYLA TİYATRO OYUNU

Aynı zamanda Sinop Nükleer Platformu üyesi olan dernek başkanı Ergün, platform toplantılarında Mine Batur'la bir araya gelince uzun süredir yapmak istediği tiyatro oyununu hayata geçirme fırsatı buluyor. Baturla birlikte köy kadınlarının oynadığı bir tiyatro oyunu projesi için kolları sıvayan dernek, İstanbul'un birçok ilçesinde de gösterimlerini yapmış.

Hiçbiri profesyonel oyuncu olmayan köy kadınlarının rol oynadığı, kadına yönelik şiddeti en çarğıcı biçimde resmederken, kadınların bu konu hakkında da birbiriyle konuşmasını ve dayanışmasını sağlamış.

Tüm bunlara rağmen, kadınların bir arada oldukça eğlenceli bir çalışma dönemi geçirdiğini aktaran Ergün, Sinop'taki ilk gösterimde 450 kişilik salonun tıklım tıklım dolmasındaki heyecanlarının da ayrıca altını çiziyor.

'BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR'

Derneğin diğer üyeleri de sürecin kendilerini oldukça motive ettiğini söylerken, "Birlikten kuvvet doğar" diyorlar.

Dernek üyelerinden Filiz Cicibaşoğlu, dernekte bir arada olmanın dayanışmanın güzel bir örneği olduğunu ifade ederken, "Birlik ve beraberlik içinde olunca kendimizi daha güçlü hissediyoruz" diyor.

Konuştuğumuz kadınlardan Filiz Kurt ise, dernekte birbirlerinin üzüntüsünü de sevincini de paylaşabildiklerini, fikir alışverişinin kendilerini zenginleştirdiğini söylerken, "Birlikten kuvvet doğar" diyor. Kurt'un 8 Mart mesajı ise, bugünün kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olduğunu yeniden ve yeniden hatırlatan bir gün olduğu, emek veren mücadele eden kadınlar için bugünün oldukça önemli olduğu yönünde oluyor.

Yüksel Akay ise, kadına evde de işte de daha fazla sorumluluk yüklendiğinin altını çizerken, kadın emeğinin değmediği hiçbir şey yok diyor.

'MUTLULUK VE DAYANIŞMA'

Dernek üyelerinden Müşerref Atabek, kadınların birlikte varettiği bu derneğin, kendisi için mutluluk ve dayanışmayı anlattığını, beraber bir şeyler üretmeye vesile olduğunu söylüyor.
Atabek'in 8 Mart mesajı ise şöyle oluyor:

"8 Mart Benim için 129 kadının yakılmasını anlatıyor. Kadınların sorunlarından, cinayetten, şiddetten, Ezilmekten arınmış bir dünya düşlüyorum."

Füsun Akay da derneğin kadınların sosyalleşmesini ve birarada olmasını sağlayan bir araç olduğunu söylerken, bunun kendisine bir 'terapi' gibi geldiğini de ekliyor.

Akay, 8 Mart'ın kendisine, emek veren, çalışan ve yine de karşılığını alamayıp, ezilmeye çalışılan kadınları yeniden anımsattığını söylüyor.

Makbule Bağ ise, örgütlülüğün kendisi ve uygarlık için en büyük temel olduğunu ifade ederken, insanların örgütlü biçimde ortak hareket etmesinin ortak kararlar almasını da sağladığını söylüyür. Bağ, "Örgütlü insanların, sorunları birlikte aşarak, çözüm için birlikte hareket ederler" diye de ekliyor.

ORTAK MÜCADELE

8 Mart'ın kendisi için ne ifade ettiğini sorduğumuz Bağ, "8 Mart, bana kapitalist sistemde ABD'de tekstil işçisi olarak çalışan 129 kadının sömürüye karşı ortak mücadelerinde sistemin kendilerini yakarak dirençlerini, ortak mücadelelerini yok etmeye çalışılmasını anlatıyor" şeklinde yanıt verirken, "Kadınların kurtuluşunun insanlığın kurtuluşu ile olacağını düşünüyorum. Sorun ortaktır. Mücadelede ortak olmalıdır" diyor.

"Dernekte bir arada olmamız bizim psikolojik açıdan da besliyor" diyen Müjgan Uçar da, 8 Mart'ın kadınların eğitim almasındaki engellerin kaldırılması, kadınların kendilerini savunabilir pozisyonda olmasının önemini bir kez daha hatırlattığını ekliyor.