Barış isteyen hekimler yargılandı

TSK'nın Afrin operasyonu sırasında "Savaş bir halk sağlığı sorunudur" açıklamaları nedeniyle haklarında dava açılan TTB (Türk Tabipleri Birliği) yöneticileri hakim karşısına çıktı. Dava, 20 Mart 2019 tarihine ertelendi.



27-12-2018 13:54

Hatice Özkartal / Ankara

Türkiye tarafından Afrin’e yönelik operasyon sırasında yaptıkları savaş karşıtı açıklama nedeniyle 30 Ocak 2018’de gözaltına alınan ve bir hafta tutulduktan sonra serbest bırakılan TTB Merkez Konsey üyeleri, bugün Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.

"Savaş bir halk sağlığı sorunudur" başlıklı açıklama nedeniyle açılan davanın ilk duruşması 9.30’da başladı. Savaşların olmadığı, barış içinde, eşit, adil, sağlık hakkının güvence altında olduğu bir dünyayı özleyen ve bu özlemle çaba harcayan herkesi dayanışmaya çağıran hekimler duruşmada savunmalarını verdiler.

İlk savunmayı yapan eski Merkez Konseyi Genel Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, hekimler olarak sağlıklı bir toplum istedikleri için barış istediklerini söyleyerek, bu çerçevede yaptıkları açıklamanın toplum sağlığına dikkat çeken evrensel bir bildiri olduğunu ifade etti. Tükel, "Gözaltı sonrasında savcı açıklamamız nedeniyle suçlandığımızı söyledi. Biz açıklamanın suç olmadığını belirttik. Ancak iddianamede 1 Eylül Dünya Barış Günü yaptığımız açıklama nedeniylede de suçlandığımızı gördük" dedi.

‘HEKİM OLMAYA GEREK YOK, İNSAN OLMAK YETERLİDİR’

Tükel’den sonra savunmasını yapan Prof. Dr. Taner Gören, halkın sağlığını koruma görevlerinin dışında başka bir amaçlarının olmayacağını belirtti. İnsan hayatına dair yemin ettiklerinin altını çizen Gören, 7 yıldan beri devam etmekte olan savaş ile ilgili bu açıklamayı yapmaya gerek gördüklerini söyledi. Şubat 2016’dan bu yana birçok insanın hayatını kaybettiğini söyleyen Gören, "Bu tablodan etkilenmek için hekim olmaya gerek yok, insan olmak yeterlidir" ifadelerini kullandı.

‘HİÇBİR ZAMAN ŞİDDET SÖYLEMİM OLMADI’

Psikiyatri uzmanı olan Dr. Mehmet Sezai Berber ise savunmasında hayatının önemli bir kısmında, evrensel hekimlik değerlerini yaymak için uğraştığını ve hiçbir zaman şiddet söylemlerine yer vermediğini belirterek yapılan suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.

TTB Merkez Konsey Üyesi Prof. Dr. Funda Barlık Oğuz ise yaptığı savunmada, savaşların sağlığı bozduğunu ve hekimlerin sağlığı bozacak her davranışa karşı çıktıklarını belirtti. Savaşların olmaması ve çocukların ölmemesinin en büyük talepleri olduğunu ifade etti. Kişilerin yaşadığı çevre ve içtiği suyun sağlığı yakından ilgilendirdiğini söyleyen Oğuz, “Barış solunan hava içilen su gibi ihtiyaç duyulan bir şeydir” diye konuştu.

‘ÇATIŞMA VE SİLAHLA UZLAŞMAYI DESTEKLEMEM MÜMKÜN DEĞİL’

Hekimlik yaptığı 16 yıl boyunca birçok yerde çalıştığını cinsiyet, yaş, dil, din, yönelim ayırt etmeden insanları tedavi ettiğini söyleyen Dr. Şeyhmus Gökalp, insan yaşamını tehlikeye sokan her durumla mücadele etmenin gerekliliğini vurguladı. En temel insan hakkının yaşama hakkı olduğunu belirten Gökalp, “Bir hekim olarak çatışma ve silahla uzlaşmayı desteklemem mümkün değildir” dedi.

Yaptıkları açıklamanın suç sayılmasından dolayı büyük üzüntü duyduğunu ifade eden Dr. Ayfer Horasan ise ifadesinde, böylesi bir savaş durumunda barıştan yana her tutumun hakikatin kendisi olduğunu vurguladı. Ne olursa olsun her zaman barışı talep eden sözlerin söylenmeye devam edeceğini söyleyen Horasan, “Bizler yaşamı ve yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.

‘HALKIN SAĞLIK HAKKINI TEMEL GÖREV EDİNDİM’

Savunmasında TTB’nin halkın sağlık hakkını koruyan bir meslek örgütü olduğunun altını çizen Dr. Bülent Nazım Yılmaz, “TTB farklı tarihlerde halk sağlığını sorun edinmiş ve müdahalelerde bulunmuştur. Ancak buna rağmen sağlığı yönetenler uyarılarımızı göz ardı etmiştir” ifadelerini kullandı. TTB’nin tüm baskılara rağmen sağlıkta eşitlik, parasız sağlık gibi taleplerinden vazgeçmediğini söyleyen Yılmaz, “Hekimler öleni görürler, ölümü yaşarlar. Sadece ölümü görmezler ölenlerin yakınlarını da görürler bu yüzden yaşamı savunmak zorundadırlar” dedi. Hekimler için savaşın kızamık gibi bir hastalık olduğunu belirten Yılmaz, her zaman halkın sağlık hakkını temel görev edindiğini vurguladı. Yılmaz ifadesinde, AKP’nin özelleştirmeciliğine karşı toplumcu bir sağlık sistemi için mücadele ettiğini de belirtti.

 

TTB eski MK Üyesi Dr. Hande Arpat, savunmasında yaptıkları açıklamada kadın ve çocuk sağlığını gözettiklerini ifade etti. Arpat, "Hayatım boyunca terör örgütünü desteklemedim. IŞİD’e karşı her zaman karşıt bir noktada durdum. Bölgede barbarlığa karşı nefsi müdafaayla mücadele eden Süryani, Ezidi, Nadia Murad ödüllendirilmiştir. Nadia Murad’tan farklı bir duruşum yoktur" dedi. İddianamenin sunduğu bağlamından kopuk olduğunu söyleyen Arpat, "Kadın ve hekim olarak her türlü şiddet ve savaşın son bulmasını istiyorum" diye konuştu.

'TARİH HAKLILARI YAZAR'

TTB MK Üyesi Yaşar Ulutaş, savaşın sadece devletler arasında olmadığını, savaşların yerleşim yerlerinde olduğunu ve çocukların öldüğünü belirtti. Ulutaş, "Her zaman terörün karşısında olmuşumdur. İnsanı ve insanlığı hedef alan her şeyin karşısında oldum. Tarih bizden yana ve haklıları yazar. TTB’den illegal örgüt ne de bizden illegal örgüt destekçisi çıkar" ifadelerini kullandı.

Dr. Selma Güngör ise savunmasında, "Hekimler kendilerini tüm insanlığın hekimleri olarak görür. İnsana karşı sorumluluğumuz anne karnına düşünce başlar sona erinceye kadar devam eder. Savaşların farklı yönlerini biliriz. Doğmasına yardım ettiğimiz, yaşatmak için uğraştığımız insanların cephelerde öldüğünü gördük. İyileştirdiğimiz yaralıları ölmek-öldürmek üzere gönderildiğini gördük. Bu nedenle savaş bir halk sağlığı sorunudur ve önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Savaşın ne olduğunu ve barış içinde yaşamanın bir halk olduğunu biliyoruz" ifadelerine yer verdi. Barıştan ve barış istemekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini söyleyen Güngör, şiddeti teşvik etmeyen düşüncelerinin suç olmasına anlam veremediğini belirtti.

Dr. Sinan Adıyaman da yaptığı savunmada, bütün çabasının insanların daha sağlıklı ve sakat olmadan yaşamını sürdürmesi için olduğunu ve insan sağlığına dair çalıştıklarını belirtti. Suçlamaları reddettiğini söyleyen Adıyaman, beraatini talep etti.

İKİ KEZ CEZA İSTENDİ

Savunmaların tamamlanmasının ardından savcı mütalaasını sundu. Savcı tarafından hekimler için, 1 Eylül 2016 ve 24 Ocak 2018 tarihinde yapılan iki açıklama sebebiyle iki kez ayrı ayrı cezalandırma istendi. Hande Arpat için ise, ayrıca sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ayrı bir cezalandırma talep edildi. Avukatlar, savcı mütalaasının savunmalardan önce kopyala-yapıştır yapılarak hazırlandığını söyledi.

Dava, 20 Mart 2019'a ertelendi.