Barış Atay: Hamza Yerlikaya banka yöneticisi oluyorsa, Tamer Dağlı da güreşçi olsun

Feyzioğlu’nun, baro başkanlarına “Birliğimizi bozduğunuz için böyle oldu” çıkışını değerlendiren TİP Genel Başkan Yardımcısı, “Birlik bir kişiyle olmaz. Asıl birlik olan baro başkanlarıdır ve bozulmamıştır. Fakat tek başına duran Feyzioğlu, nereye kapılandıysa kendi birliğinin huzurunu ve düzenini bozmuştur” ifadelerini kullandı.



23-06-2020 19:56

İleri Haber

TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay, Hamza Yerlikaya’nın Vakıf Bank yöneticiliğine atanmasına tepki gösterenlere “Vatan sevginizden şüphe edin” diyen AKP’li Tamer Dağlı’ya yanıt verdi. Barış Atay, “Bir liyakat aranmıyorsa, herkes her işi yapıyorsa, Tamer Dağlı’nın da güreşebileceğini düşünüyoruz" dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Barış Atay, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) haftalık basın toplantısında konuştu. Açıklamasına emekçi halkı selamlayarak başlayan Barış Atay, yarın Çağlayan Adliyesi’ndeki mahkeme öncesi tutuklu gazetecilerle dayanışma mesajını iletti.

‘KIDEM TAZMİNATININ BAŞINA NE GELECEĞİ BELLİ’

AKP’nin gündemindeki kıdem tazminatı düzenlemesini “emekçilerin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılması” olarak niteleyen Barış Atay, “Halkımıza deklare edilen bu girişimin sonuna kadar karşısında duracağız, buna karşı mücadele edeceğiz” dedi. Yapılması gündemde olan düzenlemedeki tehlikeye dikkat çeken TİP Genel Başkan Yardımcısı, devlet güvencesinde olan kıdem tazminatının özel bir fona devredilerek, bu parayı patronların ve iktidarın istediği zaman ödeyebileceğini söyledi. Deprem ve işsizlik fonu örneğini hatırlatan Barış Atay, “Devletin bu paraları nasıl çarçur ettiği düşünülürse, kıdem tazminatının başına gelecek olan da ortaya çıkmış olacak” ifadelerini kullandı.

‘BİR KONSERE 30 MİLYON, 300 TİYATROYA 6 MİLYON’

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde kültür-sanat kurumlarına destek yapılmamasına ilişkin de konuşan TİP Genel Başkan Yardımcısı, sanat emekçilerin durumuna değinerek, “’Kültür-sanat desteği’ adı altında Bakanlığın, Kültür Girişimi Belgesi edinme sürecinde yapılan bir değişiklikle bunların iyileştirileceği söyleniyor. Bunun fonu ise 300 tiyatroya sadece 6 milyon lira… Daha bir hafta önce internetten yayınlanan, seyircisiz, ne idüğü belirsiz bir konsere 30 milyon lira harcayan AKP hükümeti, burada 300 tiyatroya sadece 6 milyon lira bir destek paketi açıkladı” dedi.

İktidarın, tiyatroların açılış tarihi 1 Temmuz’u belirlemesine de tepki gösteren Barış Atay, bu tarihin zaten tiyatro sezonunun kapalı olduğu bir dönem olduğunu belirtti. Tiyatrolara destek verilmesi konusunda çalışmalarının devam edeceğini vurgulayan TİP Genel Başkan Yardımcısı, “Bu şekilde Türkiye’de tiyatro sanatının da tiyatroların da tiyatrocuların da yaşama şansı yok. Acilen bütün özel tiyatroları kapsayan bir yasa tasarısının hazırlanması ve yürürlüğe girmesi şart. O zamana kadar bütün tiyatrolara hatırı sayılır bir destek verilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘O ZAMAN TAMER DAĞLI DA GÜREŞSİN’

Konuşmasına, kamu bankalarına yandaş atamaları eleştirerek devam eden Barış Atay, AKP’li vekil Tamer Dağlı’nın "Vatan sevginizden şüphe edin"  çıkışına karşın bir güreş sporcusunun banka yönetmesinin dünyanın her yerinde absürt bir durum olduğunu ifade etti.

Barış Atay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu vatan sevgisi üzerinden tartışacaksak, bizim önerimiz şu; Hamza Yerlikaya Vakıfbank yöneticiliği yaparken, Tamer Dağlı’nın da güreş milli takımında bir sakınca yok. Bir liyakat aranmıyorsa, herkes her işi yapıyorsa, Tamer Dağlı’nın da güreşebileceğini düşünüyoruz.”

Hamza Yerlikaya’nın sahte diploma davasından yargılandığını da hatırlatan TİP Genel Başkanı, Yerlikaya’nın Cumhurbaşkanlığında danışman olarak çalışmasını “garabet” şeklinde nitelerken, Vakıf Bank atamasını ise “fecaat” olarak niteledi.

‘HERKESE HAK ETTİĞİ CEVABI VERMEYİ DOĞRU BULUYORUZ’

Baro başkanlarının Savunma Yürüyüşü’ne değinen Barış Atay, eylem alanında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na baro başkanlarının sırt dönmesini “Herkese hak ettiği dilden cevap vermeyi doğru buluyoruz” şeklinde yorumladı.

‘ASIL BİRLİK OLAN BARO BAŞKANLARIDIR’

Feyzioğlu’nun, baro başkanlarına “Birliğimizi bozduğunuz için böyle oldu” çıkışını değerlendiren TİP Genel Başkan Yardımcısı, “Birlik bir kişiyle olmaz. Asıl birlik olan baro başkanlarıdır ve bozulmamıştır. Fakat tek başına duran Feyzioğlu, nereye kapılandıysa kendi birliğinin huzurunu ve düzenini bozmuştur” dedi.

Salgın sürecinde farklı sektörlerde çalışan yurttaşların sorunlarını gündeme taşıdıklarını belirten Barış Atay, internet kafelerle ilgili ‘normalleşme’ sürecinde herhangi bir adım atılmadığını belirtti. Dükkanların çalışamaz durumda olduğunu belirten Barış Atay, “İnsanlar ciddi anlamda mağdur durumda. Her yerin açıldığı, bir şekilde tedbirlerin alındığının duyurulduğu bu dönemde internet kafelerin neden hala açılmadığını biz de çok merak ediyoruz. Hükümete de soruyoruz; ne yapmayı planlıyorsunuz?”

YEREL GÜNDEMLER

Ülke gündemlerinin ardından yerel gündemlerle konuşmasına devam eden Barış Atay, şunları söyledi:

Defne ve Arsuz’un hastane sorunu: Hatay’daki Arsuz ve Defne ilçelerindeki hastane sorunuyla ilgili iki soru önergesi vermiştik. Soru önergesinden bir gün sonra hükümet tarafından Arsuz’a 50 yataklı bir devlet hastanesi yapılacağı söylendi ancak Defne sorunu hala devam ediyor. Büyükşehir Belediye Yasası değiştirilirken siyasal Saiklerle Antakya’dan bölünerek ilçe yapılan Defne ilçesi neredeyse 200 bin nüfusuyla bir köy görüntüsü vermekte. İlçeye yapılan tek yatırım 8 katlı kaymakamlık binası. Bunun haricinde hiçbir şey yapılmamış. Bunu gündeme getirmeye devam edeceğiz. Defne’de halkın yararına olan kamu binalarının yapılışları neden bu kadar geciktiriliyor? Bunun altında farklı demografik yapıya ve farklı bir ideolojiye sahip bir halkın olması sebep midir?

Yurt dışında çalışan yurttaşlar: Yurt dışında çalışmak zorunda olan yurttaşlarımızın salgın sürecinde getirilmelerinde defalarca sıkıntı çıktı. Şu an Riyad’da yüzlerce işçi Antakya ve çevre ilçelerine gelebilmek için bir savaş veriyor. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi Doğuş Holding’in Riyad’daki metro yapımında çalışan işçiler konusu. İşçilere şu söyleniyor: ‘Hakkınızı aramaya devam edersiniz, buradan çıkamazsınız’ Suudi Arabistan’da kölelik düzeni var. Buradan giden insanlar, oradan işveren izin vermedikçe çıkamıyorlar. Bazı firmalar bunu değnek olarak kullanıyor. Bir örneği de bu mesele. İşçilerin hakkını istemesi en doğal haklarıdır. Devletin bu konudaki suskunluğuna dikkat çekmek gerek. İsveç’ten bir Covid-19 hastası için davullu zurnalı uçak kaldıran hükümetin, günlerdir Suudi Arabistan ve farklı Arap ülkelerinden yükselen çığlığı duymayışını anlayamıyoruz. Bunun çok acil bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Benim bildiğim kadarıyla son hafta da 3 yurttaş ve akrabalarının hayatını kaybettiğini söyleyebiliriz. Cenazeleri bile alamıyorlar. Bu bir serzeniş değil, çok ciddi bir halk sorunudur. Bu işin çözülmesi gerek.

Narenciye üreticilerinin sorunları: Hatay’ın Dörtyol ve Erzin ilçelerinde en önemli problemlerden biri narenciye üreticilerinin problemleri. Bu üreticilerin en önemli problemlerinden biri ise hava değişimlerinde ve ani sıcaklık artışlarında kaybettikleri ürünler. Bununla ilgili hükümetin herhangi bir çalışması olmadığını biliyoruz. Halkın temel bir talebi var; sıcak ve poyraz doğal afet durumu olarak değerlendirilmiyor. Ama üreticinin kendi elinde olmadan, hava değişiminden kaynaklı bu kayıplarının bir şekilde muhakkak sağlanması ya da tolere edilmesi gerekiyor. Üreticiler çok ciddi anlamda sıkıntı içerisindeler, borçlarını ödeyemiyorlar, ürettiklerinden arda kalan bir değer taşımıyor. Bununla ilgili tarım sigortaları havuzunun sıcak ve poyrazı  mutalaka kapsam içine alması gerekiyor. Bölgenin ekolojik şartlarının değerlendirme dışı bırakılması mümkün değil. Hatay’ın yarısından fazlasının narenciye üreticisi olduğunu düşünürsek, kentin ekonomisi ve orada yaşayan yurttaşlar ile ailelerinin geçim kaynakları açısından çok temel ve çok ciddi bir sıkıntıya dikkat çekmiş oluyoruz. Çiftçilerin borç gibi sorunlarının bir an önce çözülmesi gerekiyor. Bölgedeki kooperatifler, sendika temsilcileri ve üreticiler bu konuda görüşmeye hazırlar.

Adana’daki termik santral: Adana,Yumurtalık bölgesindeki termik santral bölgede ciddi bir kirlilik yaratıyor. Onun da ötesinde kanser vakalarının 11 kat arttığını söylemek mümkün. Bununla ilgili ‘Adana’ya temiz hava’ ismiyle bir imza kampanyası başlatıldı. 17 kurum da bu konuda destekçi. Çin merkezli bir şirketin kurduğu bu termik santral, Adana’dan başlayarak Hatay’a kadar tüm bölgeyi tehdit altında bırakıyor. Hükümete bu konuda baskı yaratmaya devam edeceğiz.

Amanos’ta bitmeyen orman yangınları: Amanos’ta orman yangınları bitmiyor. Amanos’ta bu orman yangını meselesi neden çözülmüyor? Bunun altında bir şey mi var? Rant meselesi mi var? Bunlar dikkatle ve merakla araştırıyoruz. Hükümet bu konuda sessizliğini sürdürmeye hala devam ediyor.

‘ÜLKEDE İYİ BİR ŞEYDEN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL’

"Ülkede ya da kendi bölgem Hatay’da iyi bir şeyden bahsetmek maalesef mümkün değil fakat TİP olarak, elimizin uzanabildiği, sesimizin duyabildiği her yerde bunun altını çizmeye, kavgasını vermeye devam edeceğiz."