Ayrımcılık algısı araştırması: 'Kendine Müslüman olma' hali ayrımcılığı körüklüyor

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği tarafından yapılan ayrımcılık araştırması, farklı ayrımcılık türlerinden yakınan grupların göçmenler, Kürtler ve LGBTİ+'lara karşı ayrımcılık algısında birleştiklerini ortaya koydu.



06-02-2019 12:47

'Türkiye’de Ayrımcılık Algısı Türleri-Failleri-Boyutları' başlıklı araştırma, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği tarafından yürütülen İnsan Haklarına Eşit Erişim İçin Kampanya Projesi kapsamında akademisyenler Cem Özatalay ve Seçil Doğuş tarafından yapıldı. Araştırmada, “Gayrimeşru bir kriterin uygulanmasına dayalı yapılan eşitsiz muamele” olarak tanımlanan ayrımcılığın, Türkiye’de toplumsal değerler sistemine gömülü bir biçimde varlığını sürdürdüğüne işaret edildi.

Araştırmaya göre, mütedeyyin-milliyetçi kesim hala ayrımcılık görmekten yakınıyor. Bu grup ayrıca muhaliflerin siyasi fikirleri nedeniyle ayrımcılık görmesini ‘geçmişin telafisi olarak görüyor ve haklı buluyor Türkiye genelini temsil eden 26 ilde 1064 kişi ile yapılan araştırma sonunda elde edilen bulgular ve bazı sonuçlar şöyle: 

‘KADINA YÖNELİK AYRIMCILIK YAŞANMIYOR’

Saha araştırmasından elde edilen önemli ve düşündürücü bulgu kadına yönelik herhangi bir ayrımcılık yaşanmadığına dönük güçlü bir kanaate sahip kalabalık bir kesimin olmasıdır. Görüşülen kişilerin yüzde 41.64’ü hiçbir zaman kadına yönelik ayrımcılık yapılmadığını düşünürken, yüzde 10.15’lik bir grubun da Türkiye toplumunda kadına yönelik ayrımcılığın nadiren gözlemlendiğini belirtmiştir. Odak grup toplantılarında da iş hayatında kadınlara ayrımcılık yapılması bir yana kadınlara öncelik verildiğini, erkeklere ayrımcılık yapıldığını ileri süren görüşler de kadınların büyük kısmı tarafından itiraz görmedi.

MÜLTECİYE AYRIMCILIK HAKLI BULUNUYOR

Katılımcıların yüzde 76’sı cinsiyet, 66.7’si 25 yaşından genç olmak, yüzde 66.2’si fiziksel engellilik, yüzde 63’ü inanç, yüzde 62’si etnik kimlik, yüzde 61.6’sı 50 yaşını geçmiş olmak, yüzde 59’u siyasi görüş, yüzde 53’ü cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, yüzde 49’u zihinsel engellilik, yüzde 32’si ise mültecilik ve göçmenlikle ilgili ayrımcılığı yaşamın hiçbir alanında hoşgörü ile karşılamadıklarını belirtti.

İSLAMCILAR HALA ‘AYRIMCILIKTAN’ ŞİKAYETÇİ

Ülkedeki ve dünyadaki siyasi kutuplaşmadan ve iktidar partisinin bu kutuplaşma içinde ayrımcılık söylemine yaygın biçimde başvurmasından ötürü mütedeyyin kesimde güçlü bir ayrımcılık algısı mevcuttur. Başörtülülere ve Müslümanlara yönelik ayrımcılığa dair farkındalığı yüksek olan grupla, özellikle kamuda yapılan siyasi ayrımcılığa dair farkındalığı yüksek olan grubun, konu Kürtlere, Suriyeli mültecilere, LGBTİ+'lara geldiğinde ayrımcı dilde bir anda ortaklaşabildikleri görülmektedir. 

KENDİNE ‘MÜSLÜMAN OLMA’ HALİ AYRIMCILIĞI KÖRÜKLÜYOR

Benmerkezci Ayrımcılık Algısı, Türkiye toplumunda çok yaygın olarak görülüyor. Seçmeci bir ayrımcılık algısını ifade ediyor. Kendisine zarar verdiğini düşündüğü 35 konularda ayrımcılık konusunda çok duyarlı olup, kendisini doğrudan ilgilendirmediğini düşündüğü ayrımcılıklara karşı duyarsız olma tutumunu ifade ediyor. Bir tür “kendine Müslüman” olma hali... Bu belirli ayrımcılık pratiklerini aktif ya da pasif olarak desteklemeyi beraberinde getirebiliyor.

 - Yüzde 23,1’lik bir grup Türkiye’de ayrımcılığın çok yaygın biçimde yaşandığını, yüzde 46.8 kısmen yaygın olduğunu düşünüyor. Ayrımcılığın yaygın olmadığını ya da az yaygın olduğunu düşünenler yüzde 30.3’lük bir kesimi oluşturuyor. 

 -Gelir düzeyi yüksek olan kişilerde ayrımcılığın yaygınlığına dair algı zayıf, gelir düzeyi düşük olan kişilerde ise yüksek çıktı. Ayrıca lise ve üniversite düzeyinde eğitim alanlarda ayrımcılığın yaygınlığına dair algı daha fazlayken, eğitim düzeyi daha düşük olanlarda ayrımcılığın yaygın olmadığı kanaati yaygın.

 -Katılımcıların yüzde 27’si dini inanca bağlı ayrımcılığın ‘her zaman’ ya da çoğunlukla, yüzde 21’i ‘bazen’ yaşandığını düşünüyor. Yüzde 52 ise bu tür ayrımcılığın ya nadiren ya da hiç yaşanmadığını savunuyor.