Aydınlanma Savaşçısı Turan Dursun 29 yıl önce bugün katledildi!

Gericiliğe karşı verdiği mücadele nedeniyle hedef haline getirilen yazar Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde gericiler tarafından katledildi. Dursun’u aramızdan ayrılışının 29. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.



04-09-2019 13:47

İleri Haber

“Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim, halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım?” sözleriyle gericiliğe karşı savaş açan aydınlanmacı yazar Turan Dursun bundan 29 yıl önce, gericiler tarafından katledildi.

Turan Dursun, 4 Eylül 1990’da Koşuyolu’ndaki evinden çıkıp işine gidiyordu. Evinin önünde silahlı saldırıya uğradı ve katledildi. Dönemin emniyet müdürü yaptığı açıklamada, silah sesinin duyulmamasını tetikçinin susturucu kullanmasıyla açıkladı.

Cinayet halen aydınlatılamadı.

Cinayetten 4 yıl sonra İslami Hareket Örgütü'ne yapılan operasyonla cinayetin çözüldüğü devlet makamlarınca rivayet edildi. Göz göre göre gelen cinayeti engellemeyen devlet, örgüt üyelerinden İrfan Çağrıcı'yı müebbet hapis ile cezalandırılarak dosyayı kapattı. Cinayetin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yakalanmadı.

Turan Dursun, bir yazardı. Eski imam ve müftüydü. Dinler tarihi eğitimi görüp de ateist olmadan önce müftü olarak çalışmıştı. İslam dinini açıkça eleştirmeye başladığı andan itibaren ölümüne kadar hep tehditlere, hakaretlere uğradı.
 

TURAN DURSUN'UN DİNE İLİŞKİN DÜŞÜNCELERİ NASIL DEĞİŞTİ?

Turan Dursun, İslam dinine inancını nasıl yitirdiğini şöyle açıkladı:

“… Bende inanç devrimi neden oldu? Ya da neden inançsızlık oluştu? Onu belirteyim: Doğru bilime yönelmiştim. Çok büyük kütüphanelere gittim. O zaman ben İslam'ın kökenini gördüm, okudum. Söylencelerden de okudum. Bir gün "Sümer Efsanesi" ile karşılaştım. Sümerler'de bir Tufan efsanesi. Baktım, Tevrat'ta var, Kur'an'da var. Bu bir efsane, nasıl olur da Tevrat'ta, Kur'an'da olabilir? Milattan önce 3000 yılında kaleme alındığı sanılıyor. İslam'dan, hatta Kur'an'dan çok önce. Peki, bunlarda olan, Kutsal kitaplarda ne arıyor? Sonra, Hammurabi Yasaları'nın kimi maddeleri Tevrat'a aynen geçmiş, ondan sonra Kur'an'a da yansımış, yani sarsılmalar benim öyle başladı."

Dursun kendisiyle yapılan bir röportajda ise dinleri şu ifadelerle eleştirmişti:

"Bence din insanlığa çok şey yitirtmiştir. Dinsizlik ne kazanır? Önce bu yitirilen şeyleri bir daha yitirme durumuna düşmemeyi kazanır. Dinler neyi yitirtmiştir? Bana göre dinler insana gözyaşı getirmiştir, ölümler getirmiştir. İslam da bunların arasındadır. Bugün Yahudiler eğer Filistinlilere birtakım zulümler yapıyorlarsa, bence bunların Yahudiliğin içindeki Yehova'nın, Tevrat Yehovası'nın insanların kafasına aşıladıklarının çok büyük etkisi vardır. "Gidin, vurun, acımayın." en büyük etkisi vardır. İslam öyle olmuştur. Muhammed döneminde de öyle olmuştur. Ebu Bekir döneminde de, daha sonraki dönemlerde de. Ebu Bekir döneminde, "Riddet" (dinden dönme) olaylarında, belgelere göre, ateş havuzları açılmıştır. O ateş havuzlarına insanlar inançlarından dolayı atılmış, yakılmışlardır. Muhammed'den sonraki dönemde, Osman döneminde bir Cemel olayını anımsıyoruz. Bu Cemel olayında, iki yanda da Muhammed' in arkadaşları vardı. Bir yanda, 400 kadar "biat-ı Rıdvan"da bulunmuş olan kişi vardı. Başlarında Ali, Muhammed'in damadı. Öbür yanda, yine cennetle müjdelenmişler vardı. İki kesim birbirine saldırıyorlardı, öldürmek için ve o olayda tarihlerin bizlere kaydettiğine göre, 15 bin kişi hayvan boğazlanır gibi boğazlanmıştır."

HAYATI SÜRGÜNLERLE GEÇTİ

TRT’den kovulması için “resmi buyruklar” yayınlandı. Bu buyruklardan birisini bizzat Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, TRT Genel Müdürü Cengiz Taşer’e yazılı olarak gönderdi. Atılma isteğinin temel sebebi Turan Dursun’un “Başlangıcından Bu Yana İnsanlık” adlı programıydı. Program önce engellendi, sonra da yayından kaldırıldı, Turan Dursun da elbette sürüldü.

CİNAYETİN ARDINDAN YAYIMLANMAMIŞ ÇALIŞMALARI KAYBEDİLDİ

Cinayetin ardından Dursun'un kütüphanesinin raflarında duran çok şeyin kaybolduğu anlaşıldı. Yatağının üzerine ise "Kutsal Terör Hizbullah" kitabı bırakılmıştı. Yakınları kitabın Dursun'a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir "mesaj" olarak bırakıldığını söyledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Dursun'un evinde polislerin arama yaptığını doğruladı ancak arama tutanağında kitaplıktan alınanlara ilişkin bilgi yer almadı.

Yazdıkları nedeniyle gericilerin kurşunlarına hedef olan Dursun'un pek çok çalışması da cinayetin ardından evine giren karanlık kişilerce ortadan kaldırıldı. Turan Dursun'un oğlu Abit Dursun yaşananları şu ifadelerle anlatıyor:

"4 Eylül 1990'da Turan Dursun vurulduktan 40-45 dakika sonra polis geliyor. Çok daha erken gelen siviller evi darmadağın ediyor. Bir çok eseri ve çalışması siyah poşetlere konuluyor, onlar çıkarken de resmi giysili polisler içeri giriyor. Biz sivil polislerin götürdüğü eserleri ve çalışmaları Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak istedik. Ama 9 yıldır bu girişimimizle ilgili hiç bir sonuç alamadık. Kuran ansiklopedisinin 2000 sayfası, 'Kulleteyn' isimli kitabın ikinci ve sonraki ciltleri yok. Her şeyi götürmüşler. Bir yaşam boyu büyük emekle ortaya çıkarılan her şeyi. Bütün bunlar sivillerin eve girmesinden sonra kayboldu. Devlet içindeki bazı güçler, yasadışı devlet odakları bu eşyaları alıp gitti."

Turan Dursun, Aydınlanma mücadelesiyle Türkiyeli sosyalistlere değerli bir miras bıraktı. Dursun’un bizim açımızdan önemini ortaya koymak için Aydınlanma mücadelesini sürdüren bir başka mecraya, Bilim ve Gelecek dergisinde yayınlanan “Turan Dursun’u anımsamak” başlıklı sunuş yazısına bakalım:

“Aldığı eğitim onu dinci yaptı, kendi sorgulamaları ise aydınlanmacı. Büyük aydınlanma filozoflarını okuyarak ve benimseyerek aydınlanmadı; din âlimlerini okuyarak ve sorgulayarak aydınlandı. Farkı budur. (…)  Emekçi Aydınlanmasının neferiydi.”

Emekçi Aydınlanması’nın neferi Turan Dursun’u katledilişinin 29. yılında saygıyla anıyoruz.