Avukat Tuba Torun: Bu karar çok önceden verilmiş olmalıydı

Demirtaş hakkında verilen tahliye kararını İleri Haber'e değerlendiren avukat Tuba Torun, "Demokrasi, insan hakları ve hukuk açısından gecikmiş bir karar, bu kararın çok önceden verilmiş olması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.



02-09-2019 19:45

Volkan Karadede - @VolkanKaradede

HDP’nin önceki dönem eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı ana davanın duruşmasında tahliye kararı verildi. Verilen kararı İleri Haber'e değerlendiren avukat Tuba Torun, "Bu kararın aynı zamanda Osman Kavala, Eren Erdem, gazeteciler gibi diğer tutuklulara da uygulanması gerekiyor" dedi.

Avukat Tuba Torun şu değerlendirmelerde bulundu:

"Demokrasi, insan hakları ve hukuk açısından gecikmiş bir karar, bu kararın çok önceden verilmiş olması gerekiyordu. Neticede bir siyasi parti liderinden bahsediyoruz ve bazı hukuk kurallarının ayrıca bu kişiye daha esnek uygulanması gerekirken, normal bir vatandaşa bile uygulanmayacak hukuksuz bir tutuklamayla karşılaştık ve çok uzun süreliydi. Bu noktada siyasi cezalandırma amaçlı bir süreç olduğunu düşünüyorum. Karar hukuki değil, siyasi bir karardı. 

'SİYASİ BİR PLANLAMA DAHİLİNDE VERİLMİŞ BİR KARAR OLABİLİR'

Demirtaş ileriki süreçte bırakılır deniliyor ama Anayasa Mahkemesi'nde yakın dönemde görüşmesi vardı zaten, Türk mahkemeleri tarafından bırakılmaış olması yine hukuki değil siyasi bir planlama ile verilmiş karar olabileceğini düşünmekteyim. Burada insanların özgürlüğüne kavuşmasında etkili olanının aslında bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) tutuklama durumuna göre belirlenmemesi gerekiyordu. Burada çok açık bir samimiyetsiz bir durum var. Bu durum ne gibi kapılar açabilir? Bu tahliye hukuk anlamında daha özgürlükçü, daha demokratik, hukuka uygun kararlar verildiği anlamına gelmiyor. Sadece bu taktiksel uygulamanın dahi "duruma göre hareket etme" anlamına geldiği söylenebilir. Bu da güvenilmez bir hukuki ortam oluşturuyor, bu insanların kafasını karıştıran, adaleti azaltan, "hukuk herkese eşit uygulanır" ilkesini ortadan kaldıran ve pratik tutumla karşı karşıya bırakan bir durum. Yani bu ülkede insanların zaten adalete güveni yok, Demirtaş'ın o kadar süre tutuklu kalıp da nedense böyle bir kararın ortaya çıkması son derece manidar.

'BU TÜR KARARLARLA YARGI KENDİ KENDİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR'

Bunun gerçekten planlı bir süreç olduğu, asla hukuki olmadığı, bazı siyasi planlamalar dahilinde verilen bir karar olduğu, kuvvetler ayrılığının da var olmadığı ispatlanmış oldu. Fiili olarak biz bunu yaşamış oluyoruz. Evet iyi bir karar; ama keşke bu şekilde olmasaydı. Tahliye gerekçesine bakıldığında ilk celsede verilmiş olması gereken bir karar olduğu anlaşılıyor. İşte burada zamanlamanın son derece siyasete uygun olarak yapıldığı anlaşılıyor. Bu tür uygulamalar bir nevi yargının yargı kendi kendini olumsuz bir pozisyona sokuyor demek; çünkü adalete olan güveni sarsmış oluyorlar, insanları burada mantıksal çelişkiye de düşürmüş oluyorlar ve hem toplumu kaosa sürüklüyor hem de cezalandırıyorlar. 

'HUKUKTA İKİYÜZLÜLÜK SÖZ KONUSU OLAMAZ'

Bu kararın aynı zamanda Osman Kavala, Eren Erdem, gazetecşler gibi diğer tutuklulara da uygulanması gerekiyor. AİHM'nin karar vermesine bırakmadan tahliye kararı verilmesi bir nevi hukuku temize çıkarma çabası var; ama aynı zamanda amaç Demirtaş'ı tutuklu bırakmaksa onu da gerçekleştirmiş oluyorlar. Yani hem fiili anlamda özgürlüğünü kısıtlamış durumdalar, diğer yandan da özgürlükçü bir karar veriyorlar imajı çiziyorlar. Bu hiç samimi değil, hukukta ikiyüzlülük söz konusu olamaz."