Ateş hırsızı: Genç Karl Marx

Bilimsel sosyalizm fikrinin ortaya çıktığı dönemin ekonomik, politik, sosyolojik koşullarını gösteren ve kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels’in biyografilerini belgesel roman niteliğinde anlatan önemli bir kaynaktır Ateşi Çalmak. Fransa’da Lyon Ayaklanması, İngiltere’de Chartist Hareketler, Almanya’da ayaklanan proleterler ve köylüler… Avrupa’yı kasıp kavuran ayaklanmaların fitilini ateşleyen, sınıfın eşitsizliğe karşı kini ve öfkesinden başka bir şey değildi.



15-11-2020 00:06

Zilan Yıldırım

19. yüzyılın ilk yarısıydı. Avrupa’da bir hayalet dolaşıyordu. Prometheus’un hayaleti… Çağlar önce ateşi tanrılardan çalıp insanlara getiren Prometheus’un ruhu yeni bedenini arıyordu devrimler çağında. Avrupa’nın felsefe ve düşünsel alanda en ileri ülkesi olan Almanya’nın görece sakin şehirlerinden Trier’de devrimler çağının ateş hırsızı doğdu. İnsanlığın en büyük sıçrayışı olan Bilimsel Sosyalizm’in kurucusu Karl Marx. Fransa’daki işçi ayaklanmaları, İngiltere’deki Chartist hareketler ve Almanya’da sanayileşmeyle köylülerin, zanaatkârların işçileşmesi ve bu işçilerin paralı köleliğe karşı gerçekleştirdikleri isyanların oluşturduğu politik ortamda pişen genç hukukçu, sıradan bir memuriyeti ya da kralın ayak takımı aristokrasiyi reddediyordu. Çevresindekiler Roberspierre’e kaçık devrimci derken Marx onun için ‘’o insanlığın yüce değerleri uğruna öldü; önemli olan da bu’’ diyordu. Kendinden önceki devrimci düşünürler için ‘’Aristo, Shakespeare, Dante, Hegel, Spinoza… İşte onların da büyük kalpleri varmış. İsimleri de tarihe altın harflerle yazılmış. Düşünürler, gerçek ve özgürlük için savaşanlar; insanlığa düşünceler, amaçlar, idealler ve başarılardan oluşan zengin bir miras bırakmışlar’’ diyordu çok sonraları bu düşünürlerden çok daha fazla insanlığa katkı sağlayacağından habersiz genç Karl. Felsefenin göklerden inip toplumun tarihsel ilerleyişinin motoru haline gelmesi gerektiğini düşünüyordu henüz 20’li yaşlarında, kendisinden sonra gelenlerin onun yolunu izleyerek dünyayı ayağa kaldıracağını bilmeden.

Ateşi Çalmak, Sovyet araştırmacı-yazar Galina Serebryakova’nın5 ciltlik belgesel romanıdır. Eser 19. yüzyıl Avrupa’sının işçi ayaklanmaları, karşı karşıya gelen özgürlükçüler ve kral taraftarlarını ve Fransa, İngiltere, Almanya gibi farklı ülkelerin birbirlerinin politik gündemlerinden nasıl etkilendiklerini ve tabi ki bu çağın ekonomi politik, felsefe alanında devrim niteliğindeki fikri olan Bilimsel Sosyalizm’in kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels’i anlatıyor. Romanın ilk cildi Türkçeye Nurşen Özkan tarafından çevrilmiş ve Evrensel Basım Yayın tarafından basılmıştır. 5 ciltlik eserin bu yazımızda Marx’ın gençlik yıllarını ve bu dönemin politik ortamının anlatıldığı ve Engels ile tanıştığı döneme kadar olan ilk cilt üzerinde duracağız.

Roman niteliğinde ki bu eserde dikkati çeken kısım yazarın kurgudan olabildiğince kaçınması ve olay örgüsünü belgelere dayalı şekilde dizayn etmesidir. Yazar Sovyetler’de yaşamış ve Marx-Engels-Lenin Enstitüsü’nün büyük arşivinden yararlanmış, hatta yetinmeyip romanda bahsi geçen tüm şehirleri dolaşıp mekan hakkında da ayrıntılı bilgi toplamıştır.

Roman üç farklı ülkede,birbirinin hayatlarına bir noktada değen farklı karakterlerin etrafında dönen olaylardan oluşuyor. Fransa’daki işçi ayaklanmaları, ayaklanmayı hazırlayan ekonomik buhran ve politik kargaşayı anlatırken yazar, işçiler ve işçileşmek mecburiyetinde kalan küçük esnafın, manifaktürlerin hayatlarının da üzerinde duruyor. Direnişe katılan Geneviéve ve eşi Stock, ayaklanmanın bastırılması üzerine hayatları dağılıyor ve yıllar sonra başka bir isyanda karşılaşıyorlar.Bu anları okuyucuya adeta yaşatan yazar bu zor koşulların o dönem işçi kadınlar, anneler üzerindeki etkilerine değin ve kişilerin-toplumun psikolojik, sosyolojik durumunun ayrıntıyla üzerinde duruyor.

Aynı dönem İngiltere’sinde de Chartist hareketler ve işçilerin görece bilgili önderlerine olan güvenlerini, eşitsizliğe karşı öfkelerini, yenilmenin onlar için bir son olmadığını, direnmeye ve kazanmaya olan isteklerini anlatan bölümde şu söz de dikkat çekiyor; ‘’durmayı başarabilen dursun, durmaya cesaret edebilen dursun.’’ Belli ki yazar burada okuyucuya onuruyla yaşayan ve emeğiyle yaratan kimsenin ne herkes ayağa kalkarken durmaya cesareti olabilir ne de kimse tarafından durdurulabilir diyor.

Genç Karl Marx

Ve tabi romanın asıl yazılma sebebi Bilimsel Sosyalizm’in doğuşu.. Burada romanda asıl meseleyi Karl Marx’ın biyografisi olarak yorumlayanlar olacaktır ama ben majör rolün Bilimsel Sosyalizm’de olduğunu düşünüyorum. Çünkü yalnızca Marx’ın hayatı yok romanda. Marx’a çalışmalarını yaptıran sebepler, etkilendiği toplumsal, politik durum var. Yani yazar o dönemin Avrupa’sı tam olarak böyleydi ve ateşi çalıp insanlığa verecek bir Prometheus’a ihtiyaç kaçınılmazdı diyor. Burada bu rolü üstlenen ve zorlu görevi yerine getiren Karl Marx ve Friedrich Engels oldu diyor bir nevi.

1830lu yılların Almanya’sından ve o dönem insanlarının hayatlarını anlatırken okuyucunun bildiği tanıdığı bir karaktere yer veriyor olması dikkat çekiyor. Tanıdık bir yüzü görüyorsunuz ve vaktinde felsefesini, eserlerini okuyup anlamaya çalıştığınız bu kişiyi kanlı canlı karşınıza koyması en özgün yanı oluyor eserin. Bir biyografi gibi Karl’ın nasıl bir çocukluk ve gençlik geçirdiğinin, nasıl bir karaktere sahip olup olaylara nasıl tepkiler verdiğine kadar anlatıyor yazar. Nişanlısı Jenny’le olan ilişkisi ve ona olan aşkından da bahsediyor ve Jenny için yazdığı şiirlere de değiniyor:

Alkızı giysiyle, hükmeden bakışlarla,

Gururlu hisler ve berrak mantıkla

Kurtulacağım onur kırıcı tutsaklıktan,

Nesirde yol arayacağım, her yerde

Çehren acımı kovacak,

Hülyan hayat aktaracak içime.

Yaşıtlarının arasında parlayan, her şeyi sorgulayan, hayal gücünün ucu bucağı olmadığı düşünülen bir gençti Karl. ‘’Onda Kant ve kılıç, şarap ve felsefe çok iyi bir uyum içerisinde yaşıyordu.’’

Berlin Üniversitesi’nde felsefe, tarih, hukuk, edebiyat gibi birçok disiplini aynı anda öğrenmeye çalışan ve doymak bilmeyen Karl; Shakespeare’in komedisi, Ritter’in coğrafya dersleri ve kendini beğenmiş Profesör Savigny’nin Pandektleri’ne aynı şekilde ilgi duyuyordu. Belirli bir süre özenle Kilise Hukuku, mantık, yargı üretimi, teoloji, filoloji derslerini takip edip şu kanıya vardı: Hegelci Profesör Gans gibi iki üç profesör hariç hiçbir öğretmende korkusuzca, heyecanla fikirlerini savunan yoktu. Birçok arkadaşında da yoktu. Arkadaşları kendisini aynen şöyle tarif ediyordu: ‘’Doktor Marx -benim tanrımın ismi bu- henüz çok genç (yaşı yirmi dörtten fazla değildir). Ortaçağ’ın dinine ve politikasına son darbeyi o indirecektir. Derin felsefe bilgisini en ince zekâyla uyum içerisinde yaşatıyor. Rousseau, Voltaire, d’Holbach, Lessing, Heine ve Hegel’in aynı kişide birleştiğini düşün. Birleşmiş diyorum, basitçe karışmış değil – işte Doktor Marx bu.’’

KÜNYE: Ateşi Çalmak I:Karl Marx’ın Gençliği, Galina Serebryakova, Çev. Nurşen Özkan, Evrensel Basım Yayın, 2012, 572 sayfa.