'Arkadaşlarımız kaçırıldı, işkence edildi, ölüm ve tecavüz tehditlerine maruz kaldı'

Gençlik örgütleri, özellikle devrimci gençlere AKP/Saray iktidarı tarafından uygulanan baskı ve işkenceyi teşhir ederek arkadaşlarının başına gelen kaçırılma olaylarını ve uğradıkları işkenceleri, ölüm ve tecavüz tehditlerini İHD İstanbul Şubesi'nde düzenledikleri 'Gençlik diz çökmeyecek' başlıklı basın açıklaması ile kamuoyuyla paylaştılar.



27-11-2018 13:53

İzel Sezer - @izelsezer

Sosyalist Devrimci Gençlik (SDG), Gençliğin Devrimci Güçleri (DEV-GÜÇ), Devrimci Gençlik Dernekleri (DGD), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Öğrenci Faaliyeti ve Gençlik Komiteleri tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde 'Gençlik diz çökmeyecek' başlığıyla düzenlenen basın açıklamasında, gençlik örgütleri AKP/Saray iktidarı tarafından arkadaşlarına yapılan baskıyı, işkenceleri ve tehditleri dile getirdi.

Ailelerin de katıldığı açıklamada, arkadaşlarının çeşitli illerde kaçırıldığını ve ajanlık dayatması yapıldığını dile getiren gençler, yüzleri maskeli kişiler veya polisler tarafından kaçırıldıklarında ölüm ve tecavüz tehditlerine, işkenceye maruz kaldıklarını söyledi.

Başta liseli öğrencilerin olmak üzere ailelerinin arandığını aktaran gençlik örgütleri, "Ailelerimiz aranıp kendini polis olarak tanıtan kişilerce infaz tehditlerinde bulunulmuştur" ifadelerini kullandı.

'BENİMLE BİR KAHVE İÇERSEN SANA DOSYANI GÖSTERİRİM'

Tehdit edilen öğrencilerden Nazlı Yöyler "Polis yanıma anketör olduğunu söyleyip yanaşarak  'Ben devletim, kim olduğunu biliyorum, benimle bir kahve içersen sana dosyanı gösteririm' dediler. Ailemi arayarak 'Biz Nazlı'nın arkadaşlarıyız, yanlış insanlarla hareket ediyor' dediler" ifadelerini kullandı.

'EV SAHİBİMİZİ ARAYARAK BİZİ EVDEN ATMASINI İSTEDİLER'

Tehdit edilen bir başka öğrenci Ferhat Ergen de kendisini telefonla arayarak "Kaldığın evi biliyoruz, mücadeleden vazgeçin, bu işleri bırak" dediklerini söyledi. Ergen, "Evimizi bastılar, yağmaladılar, darmadağın ettiler. Komşularımıza yalan beyanlarda bulundular. Ev sahibimizi arayıp bizi evden atmasını istediler. Gençlik bu baskılara boyun eğmeyecek. İşçi sınıfının yanında, üniversitede, sokakta, bulunduğumuz her yerde direnmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

'ÇOCUKLARIMIZI KAÇIRANLAR DEVLET DEĞİL, ÇETEDİR'

Çocuğu tehdit edilen Arslan Çelik de söz alarak "Yüzünu kapatarak çocuklarımızı kaçıranlar devlet değil, çetedir çünkü böyle devlet olmaz. Sonuna kadar çocuklarımızın arkasındayız çünku çocuklarımız haklı" dedi.

'CUMARTESİ ANNELERİ'NİN MÜCADELESİNİ ÖRNEK OLARAK GÖSTEREBİLİRİZ'

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de kendilerine ulaşan tehdit ve baskının raporunu açıkladı. Yoleri "Gençlere devletin bu tür baskılarıyla mücadele Cumartesi Anneleri'nin mücadelesini örnek olarak gösterebiliriz. Devletin yıllardır bu tür birçok faaliyeti suç üstü yapıldığında devlet bu hareketlerinden vazgeçti. Polisin baskısına uğrayan, kaçırılan, tehdit edilen gençlerin İHD'ye başvurmasıni istiyoruz" çağrısında bulundu.

Yoleri'nin açıkladığı rapordan öne çıkanlar şu şekilde:

İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) yapılan başvurulara ve basındaki haberlere göre, son dönemlerde başta İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve İzmir olmak üzere pek çok ilde üniversite öğrencileri, gazeteciler ve aktivistler başta olmak üzere çok sayıda kişi kayıt dışı ifadeye zorlandı, baskı ve tehdit yöntemleriyle ajanlaştırılmaya çalışıldı, bunu kabul etmeyenler ya kaçırılarak kaybedildi, ya “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı ya da kaçırıldıktan bir süre sonra çeşitli işkence ve kötü muamelelere maruz kaldıktan sonra bırakıldı.

POLİS ÖNCE SOHBET ETMEYE VE ARKADAŞ OLMAYA ÇALIŞIYOR, KABUL ETMEYENİ TEHDİT EDİYOR

Şikâyetlere baktığımızda, kendisini polis olarak tanıtan kişiler önce kişilerle “sohbet etmek, arkadaş olmak” gibi ifadelerle bir araya gelmeye çalışıyor, bu sohbete katılan fakat isteklerini kabul etmeyen kişileri ailesiyle, işiyle, sağlık durumuyla, özel hayatıyla tehdit ediyor, bazen gözaltı ve tutuklamayla bazen de ölümle korkutuyor.

Gözaltı merkezlerinde ise gözaltındaki kişi, yasal ifade alma işleminden önce ve avukatı olmaksızın belirli aralıklarla mülakat odasına götürülüp kayıt dışı ifade vermeye zorlanıyor. Gözaltındaki kişiler, tutuklanmakla veya dışarı çıksa bile her an peşinde olacakları ve kendisini rahat bırakmayacakları tehdidi ile korkutuluyor.

KAÇIRILIP DA HALA HAKKINDA BİLGİ EDİNİLEMEYEN KİŞİLER VAR

Bazen de bu keyfi uygulamalar, kişinin kaçırılması, işkence ve kötü muameleye maruz kalması, hakaret ve tehdide uğramasıyla sonuçlanıyor, kişi tanımadığı insanlarca bir otomobile bindirilerek, gözleri kapalı bir şekilde kaçırılıyor, günlerce darp ediliyor ve tenha bir yerde salıveriliyor. Maalesef kaçırılıp da hala hakkında bilgi edinilemeyen kişiler de mevcut.

Kaçırılma olaylarının bazılarında kaçırılma anına ilişkin görüntüler, bazılarında ise görgü tanıkları bulunuyor. Bunların ortak noktası ise siyah renkli, camları filmli Volkswagen Transporter marka minibüs ile kaçırılma. 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminden sonra sonrası Ankara’da yaygın olarak gerçekleşen bu vakalar, 1990’lı yıllarda başta doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde Toros markalı beyaz araçlarla zorla kaçırma olaylarını ve bu olaylar sonucunda öldürülen binlerce insanı ve doğal olarak bu suçların faillerinin yuvalandığı devlet içindeki paramiliter yapı olan ve kontrgerillanın farklı bir versiyonu olan JİTEM’i hatırlatıyor.

Yoleri'nin açıklamasının ardından okunan basın açıklamasının tamamı şu şekilde: 

'AKP İKTİDARI TARAFINDAN KAÇIRMA- AJANLIK DAYATMASI YAPILDI'

Gençlik mücadelesi uzun yıllardır diz çökmeme felsefesiyle hareket etmiş ve tarihe damgasını vurmuştur. Her dönemdeki siyasi iktidarlarda olduğu gibi faşist  AKP/Saray iktidarı da gençleri gözaltı, tutuklama ve baskı yöntemleriyle sindirmeye çalışmıştır ancak başaramamıştır. Bunlardan sonuç alamamıştır ki kaçırma-ajanlık dayatması yaparak gençlik mücadelesinin önünü kesmeye ve onu sindirmeye çalışmıştır.

'ARKADAŞLARIMIZ ÖLÜM VE TECAVÜZ TEHDİTLERİNE MARUZ KALDI'

Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere birçok kentte arkadaşlarımız kimi zaman yüzleri maskeli, kimliği belirsiz kişiler tarafından; kimi zaman ise polis tarafından kaçırılarak ölüm ve tecavüz tehditlerine ve işkenceye maruz kalmışlardır. Arkadaşlarımıza defalarca ajanlık dayatılmıştır. Evlerimizin önüne sivil faşist gruplar bizleri tehdit etmek ve korkutmak maksadıyla konuşlandırılmıştır. 

'AİLELERİMİZ ARANARAK İNFAZ TEHDİDİNDE BULUNULDU'

Başta liseli arkadaşlarımız olmak üzere ailelerimiz aranıp kendini polis olarak tanıtan kişilerce infaz tehditlerinde bulunulmuştur. Siyasi iktidar medet umduğu bu sindirme ve yıldırma politikasından da istediğini elde edememiştir. Bu faşist, siyasi iktidar bilmelidir ki baskılar, gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler, tehditler ve sindirme yöntemleri gençliğin özgür bir gelecek mücadelesini durdurmaya yetmeyecektir. Yıllardır denenen bu ucuz saldırı yöntemlerinden Faşist AKP/Saray iktidarı da sonuç alamamıştır ve alamayacaklardır.

'ARKADAŞLARIMIZIN BAŞINA GELEBİLECEKLERDEN SİYASİ İKTİDAR SORUMLUDUR'

Gençlik örgütleri olarak buradan bir kez daha yineliyoruz: Bu ucuz saldırı yöntemlerinden derhal vazgeçilmelidir. Ne yaparsanız yapın sokakları da kampüsleri de terketmeyeceğiz! Liselerden meydanlara her yerde sesimizi yükseltemeye devam edeceğiz. Özgür bir gelecek mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz! Şunu da belirtmekte hiç çekinmiyoruz; arkadaşlarımızın başına gelebilecek tüm olumsuzlukların sorumlusu bu saldırıları bırakın engellemeyi, bizzat örgütleyen siyasi iktidardır. 

'SARAY'IN BASKILARINA TESLİM OLMAYACAĞIZ!'

Gençlik mücadelesini yükseltmeye, Denizlerden, Mahirlerden, İbolardan, Mazlumlardan devraldığımız bayrağı zafere taşıyana dek sürdüreceğiz. Biat etmeyen bir mücadele geleceğinin iz sürenleri olarak kampüslerden sokaklara, liselerden meydanlara tüm baskı ve sindirme politikalarına karşı daha da güçlenerek cevap vereceğiz! Saray'ın, iktidarın baskılarına teslim olmayacağız ve mutlaka kazanacağız!