Antalya'da kadınların 'Las Tesis' eylemine polis engeli!

Antalya’da polis, kadın cinayetleri, cinsel saldırı ve cinsel tacize karşı Şili’de başlayarak dünyanın dört yanına yayılan Las Tesis eylemine izin vermedi. Kadınlar polis ablukası altında “Bilsinler ki biz kadınlar hiçbir zaman baskıya boyun eğmedik. Yine eğmeyeceğiz” diyerek seslerini yükseltti.



29-12-2019 16:59

İleri Haber/Antalya

AKP’nin Las Tesis tahammülsüzlüğü devam ediyor. Antalya’da kadınlar, kadına şiddet, kadın cinayetleri, taciz ve tecavüzlere karşı Şili’den dünyanın her yerine yayılan Las Tesis için toplanmıştı. Ama ‘Las Tesis’ dansına Türkiye’nin birçok ilinde olduğu gibi Antalya’da da izin verilmedi.

Polisin Las Tesis eylemine izin vermemesi üzerine kadınlar, polis ablukası altında seslerini yükselterek basın açıklaması düzenledi.

Antalya Kadın Platformu’nun düzenlediği basın açıklamasında kadınların bütün baskılara rağmen korkmadıkları ve asla susmayacakları vurgulanarak, “Bizi susturamazsınız korkutamazsınız. Çünkü bizler yaşamak İstiyoruz. Özgürce, insanca ve eşit bir şekilde yaşamak için mücadele edeceğiz” denildi.

Ayrıca kadınlar basın açıklaması sırasında sık sık “Yaşasın kadın dayanışması” “Kadınları değil, cinayeti engelle” sloganları attı.

Yapılan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Biz kadınlar bugün buraya Şili’de başlayarak tüm dünyayı saran, kentlerin meydanlarını kadınlar ve onların sözleri ile dolduran ‘Las Tesis’ dansını yapmak için toplandık. Fakat dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir şey bugün, Türkiye’nin diğer meydanlarında da olan bir durumla karşı karşıyayız.

Dansımız yasaklanıyor. Kadınların tecavüze, tacize, cinsiyetçiliğe ve ataerkil sistemin tüm çirkin yüzlerine karşı yaptığı bu farkındalık amacı güden dansımız için yapamazsınız deniyor ve önümüze etten duvar örülüyor.

‘SUSTURAMAZSINIZ, KORKUTAMAZSINIZ’

Nedir Dansımız yasaklayan şey?

Biz açıklayalım çünkü bu dans kadınlar için özgürlük anlamına gelirken iktidar için kadınların itaatsizliği anlamına geliyor. Onlar tüm baskı aygıtları ile yani polisiyle, toması ve copuyla gözaltı ve cezalarıyla karşımızda duruyor.

Her gün 3 kadın öldürülürken sayısız kadın tacize tecavüze uğrarken sokaklarda, evde emeği sömürülürken, ekonomik krizde kendi sağlık haklarından yararlanamaz ve beli bükülürken, iş yerinde mobbinge uğrarken bu meydanda bunlara isyan eden ve kurtuluşu kadın dayanışmasında ve örgütlenmesinde bulan biz kadınlar bir kez daha susturulmaya ve sindirmeye çalışıyorlar.

Havuz medyası yasakçı valisi, bakanı, milletvekili, TGB ve Ülkü ocakları gibi faşizminden beslenen güruhlar tarafından hedef gösteriliyoruz. Ama bilsinler ki biz kadınlar hiçbir zaman baskıya boyun eğmedik. Yine eğmeyeceğiz. Bizi susturamazsınız korkutamazsınız. Çünkü bizler Yaşamak İstiyoruz. Ve özgürce insanca eşit bir şekilde yaşamak için mücadele edeceğiz.

‘2019 YILINDA KADIN GÜNDEMİNİN BAŞ SIRASINA CİNAYETLER EKLENDİ’

2019'un son günlerini yaşarken hatırlatmak istediğimiz bir şey var. Yüz yıllardır süren ataerkil sistemin sadece bir yılını baz alarak bir rapor hazırlandı. Burayı dikkatli dinleyin ki bizi bu meydana getiren hıncı ve öfkeyi anlayabilesiniz.

2019 yılında kadınların gündeminin baş sırasına kadın cinayetleri yerleşti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre yılın ilk 11 ayında 430 kadın öldürüldü. Kadınların evlerine molotof atarak, 17 saat işkence ederek, ‘bakımsızsın’ diyerek öldüresiye dövüp hastanelik ederek, sokak ortasında boğazlarını keserek, çocuklarının gözleri önünde, kezzapla, eritilmiş naylonla, kaynar suyla yakarak, 25 bıçak darbesi vurarak, bedenlerini parça parça ayırıp kentin dört bir yanına bırakarak işlenen cinayetler şiddetin artık nasıl bir vahşete dönüştüğünün göstergeleri oldu.

‘DEVLET KADINLARIN YENİ BİR YAŞAM KURMA ÇABASININ ÖNÜNE GEÇTİ’

Bu cinayetlerin ağırlıklı olarak boşanma/ayrılma süreçlerinde yaşandığını gördük. Yargının bu süreçlerde kadınların yeni bir yaşam kurmaya dönük her çabasını erkeklerin cinayet işlemesine bir ‘tahrik’ gerekçesi ilan ettiğini, katillerin iyi hal indirimleriyle cezalarının kuşa çevrildiğini izledik. Kadınları her ne pahasına olursa olsun ‘evlilik içinde tutmak’ için devlet-yargı-kolluk faillerle el ele vererek kadınların başka bir yaşam kurma çabasının önüne ceberutça geçti, bunun bir devlet politikası olduğu alenen ortaya çıktı. Üstüne, 2019 yılında özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne, 6284 Sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası’na, nafaka hakkına dönük örgütlü saldırıya iktidar tarafından kol kanat gerilmesinin yarattığı gerilim, kadınların yaşamla ölüm arasında giderek incelen çizgide bir hayat sürmek zorunda bırakılmasında çok etkili oldu.

‘KAZANILMIŞ HAKLARIMIZI ALAMAZSINIZ’

Şimdi bir de kadınların mücadelelerini bakalım. Bakalım ki neden bu meydanları terk etmeyeceğimizi anlayabilesiniz.

8 Mart’ta ve 25 Kasım’da Türkiye’nin birçok ilinde kadınlar sokağa ve özgürleşmeye yürüdüler.

Haksız tahrik indirimler ile tecavüzcülerin katillerin ödüllendirildiği mahkemeleri takip ettik. Gerçek adaleti sağlamak için adliye önlerindeydik.

Şule Çet'in katillerini aklattırmadık.

Gerici ve kadın düşmanı söylemleri ile yayın yapan Akit’in önüne giden kadınlar Sema Maraşlıyı susturdu. Ellerimiz birbirine değdi. Seslerimiz iççice geçti daha gür ve daha güçlü oldu.

Çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışan yasayı geri çektirdik. Yine çektiririz.

Şimdi Nafaka hakkımıza 6284 sayılı kanuna saldırıyorlar. Kazanılmış haklarımızı alamazsınız.

İmzacısı olduğunuz İstanbul sözleşmesini uygulayacaksınız. Biz kadınlar haklarımızın sonuna kadar takipçisi olacağız ve savunacağız.

Şili’ye ve tüm Dünya’da direnen kadınlara selam olsun.

Yaşasın kadın dayanışması!

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!"