Antalya Kadın Platformu: Bu bütçede yaşama, refaha, kadına pay yok!

Bütçe görüşmelerinin ve tarım işçisi Altın Erdoğan'ın uğradığı saldırının gündeme getirildiği açıklamada, ''18 yıllık AKP iktidarında artan ekonomik adaletsizlik, yüz binlerce kadının işsiz kalmasına, milyonlarcasının kayıt dışı, sigortasız, sosyal güvencesiz çalışarak yoksullaşmasına neden olmuştur'' denildi.



18-12-2020 12:50

İleri Haber

Antalya Kadın Platformu, bütçe görüşmelerine ilişkin Attalos Meydanı'nda yaptığı basın açıklamasında "Bu bütçe, planlamasından, hazırlanmasına ve içeriğine kadar tamamen savaş bütçesidir, erkek bütçesidir" dedi. Serik'te servis aracında maske takmayanları uyardığı için patron tarafından darp edilen ve uğradığı saldırıda gözünü kaybeden Altın Erdoğan için adalet istenilen açıklamada, ''Sorumlular tespit edilip, gerekli cezalar verilene kadar olayın takipçisi olacağız'' ifadeleri yer aldı.

''Bu bütçede ne yaşama, ne refaha, ne de kadına ayrılan bir pay yoktur. Tam tersine cinsiyetler arası eşitsizliği derinleştirecek faaliyetlere bütçe ayrıldığına tanık olmaktayız. Halkın sorunlarına değinen bir bütçe bugün Meclis’te çıkarılmıyor'' denilen açıklama şu şekilde:

'AKP DÖNEMİNDE YOKSULLUK KADINLAŞTI!'

Kadınlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoksulların, işsizlerin, topraksız ve mülksüzlerin çoğunluğunu oluşturmakta, ekonomik şiddeti en yoğun biçimde yaşamaktadır. 18 yıllık AKP iktidarında artan ekonomik adaletsizlik, yüzbinlerce kadının işsiz kalmasına, milyonlarcasının kayıt dışı, sigortasız, sosyal güvencesiz çalışarak yoksullaşmasına neden olmuştur. AKP döneminde yoksulluk kadınlaşmıştır!

Yine, AKP döneminde kadının asıl işini annelik ve ev içi işler olarak tanımlayan söylem ve kadını istihdam içerisinde dahi görmeyen, “annelik kariyeri” için çıkarılan “Aile Paketi” aracılığıyla kadınlar yoksulluğa karşı bir tampon haline getirilmiştir. “Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek" diyen Eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Kadınlar için tek kariyer annelik." diyen Eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kendisinden iş isteyen kadına “Evdeki işler yetmiyor mu?" diyen  sözleri kadına yönelik ekonomik şiddetin sistematik, sermaye-devlet işbirliğiyle ideolojik, devlet destekli bir şekilde işlendiğini gözler önüne sermektedir. Çocuk, hasta ve yaşlı bakımı gibi ev içi hizmetleri ücretsiz olarak yerine getiren, çalışmak için aileden izin almak zorunda kalan, izin alsa bile yeterli niteliğe sahip olmadığı için ancak enformel sektörde, esnek ve güvencesiz işlerde düşük ücretlerle istihdam edilen kadınlar adeta yoksulluk sarmalına itilmektedir. AKP’nin ürettiği aileye muhtaç neoliberal politikalar kadın yoksulluğunu artırmakta, kadın emeğini sömürmektedir!

AKP'nin iktidarda olduğu dönemde kadınlara yönelik sosyal yardımlarda hızlı bir artış olduğu doğrudur, fakat bu artışın yoksulluğu azaltıcı etkisi yok denecek kadar azdır. Sosyal yardımları oldukça keyfi bir biçimde, sosyal bir hak olarak değil bir lütuf gibi dağıtan, özellikle Bölge’de savaşa, baskıya karşı direnen kadınları devlet baskısına itaat eden kişilere dönüştürmenin aracı olarak kullanan AKP, sosyal yardım alan kadınları muhtaç olarak resmetmekte ve devlete sadakatlerini talep etmektedir. Ancak biz biliyoruz ki, kadınların özgür olduğu onurlu bir yaşam ve kalıcı sosyal politikalar ancak daha adil, demokratik ve cins eşitlikçi bir yönetimle mümkün!

'EV İŞÇİSİ KADINLAR AÇLIKLA KARŞI KARŞIYA KALDI'

İçinden geçmekte olduğumuz pandemi döneminde de sürecin tüm olumsuzluklarını yine kadınlar daha derin yaşamaktadır. Kısıtlamalar nedeniyle hizmet sektöründe kapanan iş yerleri nedeniyle işssiz kalanların yaklaşık %60'ını kadınlar oluşturmaktadır. Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin desteğine başvuranların da yarıdan fazlası kadın işçilerdir. Pandemi tedbirlerinden en çok etkilenen bir diğer kesimde ev işçisi kadınlardır. İşçi sayılmadıkları için hiçbir destekten de faydalanamadıkları için açlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Çalışamayanlar açlıkla boğuşurken çalışmak zorunda olanlar da  açlık mı? Ölüm mü? Tercihi yapmak durumundalar. Özellikle sağlık çalışanları canları pahasına olağanüstü bir mücadele vermekteler. Buradan tüm sağlık emekçilerine saygı ve minnet duygularımızı iletiyoruz. Kamu kurumlarında çalışan tüm emekçilerin yaşamları risk altındadır.

Bilim insanlarının önerisini dikkate alıp 28 günlük ücretli kapanmayı sağlayıp salgının etkisini azaltmak yerine göstermelik önlemlerle mış gibi yapamaya devam edilmektedir.
Fakat bu koşulları kaynak yok diye sağlamayanlar; dünyanın başka ülkelerine milyar dolar yardımlar yapıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler buna.

'KENDİLERİ LÜKS İÇİNDE, EMEKÇİYE KURU EKMEK'

Emekçiler bir diğer önemli mesele görüşmelri devam eden asgari ücret pazarlıkları. Bugün ülkemizde asgari ücret artık ortalama ücret haline gelmiştir. Çalışanların %50'den fazlası bu sefalet ücretine mahkumdur. Türk-İş verilerine göre 2020 açlık sınırı 2.482 TL'dir.Yani asgari ücretliler açtır. Bunun başka anlamı yoktur.Hem de gerçek işsizliğin % 39 olduğu koşullarda. Bu ülkenin sanayiden hizmet sektörüne tüm değerlerini üreten emekçilere ürettikleri değerlerden halkları olan insanca yaşam ücretini değil, açlığı ve sefaleti alabiliyor. Kendileri lüks içinde yaşarken emekçiye ‘Kuru ekmek yiyorlarsa aç değilller’ deme hadsizliği gösterenleri de unutmayacağız. Nasılsa bu talan düzeni sona erecek ve yargı önünde bunun hesabını vereceksiniz.tüm çalışanlar için insanca ve onurlu bir yaşam ücreti istiyoruz. Çalışma yaşamında eşit işe eşit ücret istiyoruz. Bu konuda emek örgütlerine kulak verilmelidir. Yolsuzluk hortumları kesilip kaynaklar emekçileri insanca bir yaşam için kullanılmalıdır. Adil ve ahlaki olan budur.

ALTIN ERDOĞAN YALNIZ DEĞİLDİR!

Antalya'nın Serik ilçesinde 6 yıldır geçimini nar toplayıcılığı ile sağlayan Altın Erdoğan'ın salgına karşı maske ve mesafe önlemi alınmadığı için uyarıda bulunması sebebiye uğradığı saldırıya da değinilen basın açıklamasına, saldırıya uğrayan tarım işçisi Altın Erdoğan ve avukatı da katıldı.

Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

''Yine geçtiğimiz günlerde Antalya da tarım işçisi bir kadın işverenin saldırısına uğradı ve gözünü kaybetti. Tarım işçisi Altın Erdoğan pandemi koşullarını dikkate almadan servis aracına kapasitesinin iki katı işçinin doldurulmasına itiraz ettiği ve fotoğraf çektiği için akşam iş bitiminde işverenin saldırısına maruz kaldı ve bir gözü %90 oranında görme yetisini kaybetti. Her ne sebeple olursa şiddete maruz kalan Altın Erdoğan'ın yanındayız. Sorumlular tespit edilip, gerekli cezalar verilene kadar olayın takipçisi olacağız. Altın Erdoğan yalnız değildir!''