En büyük sorun sağlık ve barınma

IŞİD teröründen kaçıp Türkiye’ye sığınan Ezidiler Türkiye’deki pek çok ile dağıtıldılar. Ankara'ya gelen Ezidi aileleri, son derece kötü koşullarda yaşamaya çalışıyorlar. Başta sağlık ve barınma olmak üzere, Ezidi ailelerinin ihtiyaçlarını giderebilmeleri neredeyse imkansız.



25-08-2014 12:33

Halkın Doktorları - İleri

IŞİD terörü yüzbinlerce Ezidi’yi yurdundan etti. Elli dereceyi bulan sıcaklığın altında kilometrelerce yol yürüdüler. Yollar bir kısmına mezar olurken, bir çoğunu Rojava’ya, Duhok’a, Türkiye’ye taşıdı. “Şanslı” olup Türkiye’ye sığınanları ise başka bir kader bekliyordu: Kırşehir, Ankara, Konya, Karaman gibi farklı illere dağıtıldılar. Başta yaşlılar olmak üzere, çoğu yurduna döneceği günü bekliyor.

Ankara’da yaklaşık 30 hane ve 300’e yakın Ezidi var. Çoğu Çinçin civarına yerleştirilmiş. Dillerinin yakın olması nedeniyle ilk ulaştıkları Arap emlak komisyoncuları olmuş. Arap komisyoncular Ankara’ya gelen Ezidileri adeta soyup soğana çevirmiş, son derece kötü koşullardaki evler 1800-2000 dolar civarında meblağlar ile kiralanmış. Bir evin içinde en az 7-8 kişi barınıyorlar. Erzak sıkıntısı şimdiden kendini gösterirken, aralarında hasta ve hamile olanlar ise sağlık hizmetlerine ulaşamıyorlar.

Hekimler, sağlıkçılar, fotoğrafçılar ve basın emekçileri ve tabii ki rehberlerimiz ile beraber gerçekleştirdik ziyaretimizi. Dokuz hane gezebildik. Sağlık emekçileri sağlık taraması yaptılar, basın emekçileri haberlerini yazdılar, fotoğrafçılar ise bu insanlık dramının görüntülerini kayda aldılar. İşte Ankara’daki yaklaşık otuz Ezidi hanesinin dokuzundan izlenimlerimiz...

Birinci hane: Çinçin Mahallesinin girişinde kalan bu evde yedi kişi yaşıyorlar. Son derece kötü koşullardaki yıkık dökük bu evi Arap bir komisyoncudan 2000 dolar komisyon parası ve aylık 200 dolar kira ile tutmuşlar; bu muhit ve bu ev için inanılmaz bir meblağ.

Seyxan bölgesinden geliyorlar, IŞİD çetesi yerleşim yerlerine 30 km yaklaştığında kaçmaya başlamışlar. Anlattıklarına göre, Peşmergeler dahil herkes kaçmış. Kasabalarının kontrol noktasında nöbet tutan elli kişiden geriye yalnızca iki nöbetçi kalmış, onlar da arabalarda yer bulamadıklarından kalmışlar.

Şirin Musa 44 yaşında. Doktorlara astım ilaçlarını gösteriyor.

 

Şirin Musa ve ailesi Türkiye’de hayatın ne kadar pahalı olduğundan yakınıyor.

 

Şirin Musa sol bileğindeki dövmesini kendi tasarlamış; torunu Esme doğduğunda gelininin anne sütünden kendisi yapmış.

 

İkinci hane: Bu evde dokuz kişi kalıyorlar, Seyxan bölgesinden gelmişler. Burası Türkiye’de kurdukları Ezidi komitelerinin kanaat önderinin evi. Bu dökük eve 1500 dolar vermişler. Yedi yaşındaki Miran dizanteri olmuş, heyetteki hekimler bu durumdan kaygılı. 62 yaşındaki Reşit, “Dünyanın en mazlum halkı biziz. Hiç kimseye bir zararımız olmaz. Ama her on yılda bir, bir katliam fermanı gelir bize” diyor ve ekliyor, “Burada çok kalma niyetimiz yok, kendi topraklarımıza dönmek istiyoruz.” Ev kanaat önderinin evi olduğundan fotoğraf çekmiyoruz.

Üçüncü hane: En kötü durumdaki evlerden birisindeyiz. Bu ev için 1000 dolar komisyon ödemişler, kira ise aylık 300 Dolar. Evde dokuz kişi kalıyorlar. 11 yaşındaki Midya doğuştan spastik engelli. Kolları sürekli kasılırken, gözleriyle bizi süzüyor. Hekimler ayrıntılı bir şekilde muayene ediyor Midya’yı, solunum yolu enfeksiyonu var. Babası ve amcası IŞİD çetelerince öldürülmüş. Ailenin gençleri cenazeleri bulmaya gittiğinde yakılmış bedenlerle karşılaşmışlar. Midya’nın annesi 41 yaşında ve hamile, doğuma iki hafta kalmış. Herhangi bir hastane veya hekim takibinde değil, üstelik ölçülen tansiyonu yüksek çıkıyor. İleri yaş, onlarca stres faktörü ve tansiyon yüksekliğinin bir arada olması hekimleri kaygılandırıyor.

Bu yokluğa rağmen geleceğimizi duyunca bir ziyafet hazırlamışlar, yemezsek üzülecekler. Çünkü Ezidilerin elinden yemek yemeyenler varmış geldikleri yerlerde; bu onlar için son derece aşağılayıcı bir durum. Oturuyoruz sofraya, soğan dolması yapmışlar, Ezidi mutfağındaki en güzel yemeklerden biriymiş. Yemeğimizi bitirir bitirmez çay ikramı başladı. Ezidiler çayı şekerli ikram ediyorlar, çayınız şekeri atılmış ve karıştırılmış olarak geliyor; isteyene ilave şeker var.

Evden çıkarken Midya arkamızdan çok ağlıyor; ziyaretimizin onu mutlu ettiğini hissetmiştik.

 

Bizim için hazırlanan sofra; soğan dolması Ezidiler için en leziz yemeklerden birisi

 

Dördüncü hane: Bu evde sekiz kişi kalıyorlar. Eve 950 dolar komisyon vermişler. 63 yaşındaki Reza prostat kanseri. Hekimler tedavisini düzenliyorlar, kullandığı onlarca ilaç var. Çay ikram etmek istediler, diğer hanelere yetişebilmek için kabul edemedik. Bunun üzerine bizim için alınmış şişe suları ikram ettiler, geri çeviremedik; kendileri çeşme suyu içiyorlar.

Beşinci hane: En kötü durumdaki evlerden birindeyiz. Evde 11 kişi kalıyorlar. İkram edebilecekleri bir şeyleri yok fakat bizi hoş tutabilmek için vantilatör getiriyorlar içeride bir hastanın yattığı odadan, Ezidilerin misafirperver olduğunu bilirdik ama deneyimlemesi bir başka. 37 yaşındaki Razia dizanteri olmuş. 20 yaşında ve 37 haftalık gebe olan Helbin’e bulaşma ihtimali hekimleri kaygılandırıyor. Bu koşullarda bulaşmaması bir mucize. Aile Helbin’in doğumundan sonra Diyarbakır’a göçecek, “Batı”yı sevmemişler.

 

Salonun ortasındaki eski doğalgaz sobası hepimizi ürkütüyor.

 

Altıncı hane: Bu evde 12 kişi kalıyorlar. Ailenin tüm kadınlarında etkileyici bir güzellik var; yeşil gözlerinde dünyanın tüm duyguları saklı sanki. Ailenin erzakları bitmeye yüz tutmuş. Çarşamba günü ulaştırılacak erzak yardımına kadar dayanıp dayanmayacaklarını soruyoruz, “Dayanırız” diyorlar...

 

Güzel Berivan’ın migren ataklarının sıklığı artmış; yaşadığı ağır travmayla ilişkilendiriyor hekimler.

 

Yedinci hane: Burası rehberimiz Aras’ın evi. Aras 20 yaşında, bu mahalledeki tüm Ezidi evlerini biliyor, herkesi tanıyor. Bu cana yakın genç adam eskiden Barzaniciymiş, telefonundan KDP bayraklı resimlerini gösteriyor. Ailesindeki yaşça büyük erkekler arasında Peşmerge sorumluları var. Şimdi duygularının farklı olduğunu anlıyoruz. Ezidiler Peşmergeye kızgın, kırgın.

Kaldıkları ev nispeten iyi durumda. Komisyon için 700 dolar vermişler, aylık kira için 300 dolar. Aras’ın annesi ve teyzesi memleketlerini ne kadar özlediklerini anlatıyorlar. Bol bol fotoğraf çektik, ailedeki genç kadınlar ekibimize çok ilgi gösterdiler. Şekerli çayımızı bol sohbet eşliğinde içtik ve yeniden yola koyulduk.

 

Aras futbolcu. Duhok’ta bir kulüpte lisans almak üzereyken Ezidi olduğu için izin verilmemiş.

 

Aras’ın ailesindeki kadınlar ve biz; yaşlılar yurtlarını özlediklerini anlatıyorlar

 

Sekizinci hane: Koşulları en iyi olan evdeyiz. Üstelik kirası da en uygun ev burası, yalnızca aylık 500 TL veriyorlar. 12 kişiler. Evin yaşlıları Silopi’den Ankara’ya geldikleri için mutsuz olduklarını anlatırken, hekimler yaşlıların karman çorman olan ilaçlarını düzenliyorlar.

 

Beş yaşındaki Daniel ve 15 aylık kız kardeşi karınlarını çaylı ekmek ile doyuruyorlar...

 

Yaşlılar Silopi’den Ankara’ya getirildikleri için mutsuzlar.

 

Dokuzuncu hane: En kötü koşullara sahip evlerden birindeyiz. En üst kattaki evin çatısı akmış, mutfağı ise oldukça dökük halde. Bu eve 1800 dolar komisyon ve aylık 350 dolar kira vermişler. Evde iki aile kalıyor, toplam 16 kişiler. Ailelerinden Irak’ta kalanlar olmuş, durumlarından bihaberler. Evde bir kadın hasta var, hekimler alt solunum yolu enfeksiyonu tanısı koydular.

 

Muhanned Niyaz ve kardeşi Darin, hasta olan annelerinin etrafında dönüp duruyorlar.