Ankara Katliamı'nın firari 16 sanığının yargılandığı dava başladı

10 Ekim Ankara Katliamı'na ilişkin firarı 16 sanıklı davaya bugün Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor.



19-03-2021 14:46

İleri Haber

Cihatçı terör örgütü IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesinde Ankara Tren Garı’nda yaptığı canlı bomba saldırılarına ilişkin firarı 16 sanıklı davaya bugün devam ediliyor. Katliamın ardından 5 yıl boyunca dosyaya bakan heyetin değişmesinin ardından, 10 Mart 2021'de görülen duruşmada, sanık müdafiinin tanığa müdahalesine yeni heyetin tepkisiz kalması üzerine tartışma çıkmış ve duruşma ertelenmişti.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde (eski 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin salonunda) görülecek duruşmanın salonu, geçen celsede yaşanan hukuksuzluğa karşı katılanlar, avukatlar, milletvekilleri, kurum temsilcileri, kitle örgütleri ve adalet isteyen yurttaşlar tarafından dolup taştı. Duruşmayı izleyenler arasında Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP'li Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Haydar Hakverdi, Nihat Yeşil, Levent Gök ve İbrahim Kaboğlu da bulunuyor.

Duruşma, katılanların öldürülen Av. Ersin Arslan'ı anmasıyla başladı. Başkanın duruşma düzenine dair uyarısına karşı bunun Türkiye'nin ilk insanlığa karşı suç yargılaması olduğu, uluslararası hukuk ve ulusal mevzuata uygun yürütülmesi gerektiği hatırlatıldı. Katılan Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin, Tahir Elçi davasındaki hukuksuzlukları da hatırlatarak hem Ankara Katliamı dosyasının tarafı hem de gözlemcisi olarak duruşma salonunda bulunduğunu aktardı. Ardından tanık Büşra Şahin'in sorgusu yapıldı.

Katılan avukatları, tanık sorgusunun ardından yeni mahkeme heyetine Ankara Katliamı'nın nasıl örgütlenebildiğine, 5,5 yıldır süren soruşturma ve dava süreçlerinde neler yaşandığına, sonradan ortaya çıkan klasörlere ve firari sanıklara ilişkin aktarımda bulundu.

Duruşmaya salonun havalandırılması için 15 dakika ara verildi.

'FİRARİ TÜM SANIKLAR 'İNSANLIĞA KARŞI SUÇ' KAPSAMINDA YARGILANSIN'

Verilen aranın ardından duruşma, katılan avukatlarının, katliamın firari sanıklarının sınır faaliyetlerine, emniyet ve MİT ilişkilerine dair beyanlarıyla devam etti. Bu bağlamda avukatlar, sınır geçişlerini organize eden İlhami Balı'yla telefon görüşmeleri olan kişilerin kimlik tespitini talep etti. Katılan avukatları, bir kez daha bütün firari sanıkların ''insanlığa karşı suç'' kapsamında yargılanmasını ve arama bültenlerinin buna göre yeniden düzenlenmesini talep etti. 

Avukatların bir diğer talebi de sanıklar hakkında arama kararı varken istihbarat tarafından izleme ve dinleme takibinde olmaları sebebiyle, firari sanıklar bakımından tüm bu bilgi ve belgelerin İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan istenmesi. Dosyadaki belgelere göre tüm firari sanıklar arasında iletişim mevcut. Oysa katliamın sanıklarının hiçbiri kendi adına hat kullanmıyor. Avukatlar, bu nedenle İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan sanıkların kullandığı telefonların tespitini de talep etti.

SANIK MÜDAFİİ FİDAN'DAN IŞİD PROPAGANDASI

Geçmiş duruşmalarda beyanları nedeniyle mahkemece hakkında IŞİD propagandası yapmaktan suç duyurusunda bulunulan Av. Heyam Fidan savunmasında IŞİD'lileri "zulüm altında bulunan Müslümanları savunmak için savaşmaya giden mücahidler" olarak andı. Ankara Katliamı davasında savcının katılan avukatlarının taleplerinin kabulü, sanık müdafiinin taleplerinin reddi ve sanık Erman Ekici'nin tutukluluğunun devamı yönündeki mütaalasının ardından duruşmaya 15.00'e kadar ara verildi.

***

BİR ÖNCEKİ DURUŞMADA NELER YAŞANDI?

103 yurttaşın hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamı'na ilişkin firari sanıklar yönünden süren davada, 10 Mart 2021 tarihli yapılamayan duruşmada, firari sanıklardan Muhammed Zana Alkan’ın dini nikahlı eşi tanık Büşra Şahin’in dinlendiği sırada sanık Erman Ekici müdafii Av. Heyyam Fidan tarafından tanığa çok defa ‘'sorulan sorulara cevap vermeyin’' şeklinde müdahalede bulunulmasına karşın mahkeme heyeti tarafından Av. Fidan’a yönelik hiçbir uyarıda bulunulmadı. Sanık avukatının tanığı susturmaya yönelik müdahalesine karşı katılanlar yaşanan bu duruma “adalet istiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Katılanların haklı olarak yükselttiği “adalet istiyoruz” haykırışını “duruşma düzeninin bozulması” olarak değerlendiren mahkeme başkanı, duruşma olağan şekliyle sürebilecekken katılanın salondan çıkmasını şart koşarak heyetle duruşma salonunu terk etti. Yarım saatten uzun süre sonra duruşma salonuna dönen heyet, “adalet istiyoruz” talebinde bulunan katılanın salondan çıkmamış olmasını bahane ederek ve katılan vekillerinin ve milletvekillerinin alınan karara itirazlarını görmezden gelerek duruşmayı 19 Mart 2021'e (bugün) erteledi. 

Mahkeme başkanı salonu terk ederken son sözü olarak da “Bundan sonra böyle şeyler olursa yine aynısını yaparım” ifadelerini kullandı.

***

SAVCILARIN SAKLADIĞININ İDDİA EDİLDİ 9 KLASÖR EVRAKTA NE VAR?

‘’2018/287 E.’’ sayılı dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre, katliamla ilgili soruşturmaya ait 9 klasör evrakın soruşturmayı yürüten savcılar tarafından saklandığı iddia ediliyor.

Bahse konu klasörler içerisinde katliamın en önemli sanıklarından Yakub Şahin’in katliamdan 10 gün önce ihbar edildiğine dair Nizip Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturma evrakının da bulunduğu öne sürüldü. Bu evraktan Şahin’in katliamdan önce ihbar edildiği, buna rağmen hakkında bir işlem yapılmadığı ve dolayısıyla katliamla ilgili bir kısım delillerin karartıldığı ve bazı konuların karanlıkta bırakılmaya çalışıldığı, bazı sanıklar hakkında zamanında gerekli işlemlerin yapılmadığı anlaşılıyor.

DAVADA 'TANIK' OLARAK DİNLENİLEN 4 IŞİD'Cİ KADIN KİM?

103 insanın hayatını kaybetmesine, 500’den fazla insanın da yaralanmasına sebep olan katliama ilişkin 16 firari sanık yönünden açılan davada, kendi yargılandıkları dosyalarda "etkin pişmanlıktan" yararlanan dört IŞİD’ci kadın "tanık" olarak dinlenildi.

10 Ekim Katlamı’nın planlayıcılarından olan ve ‘kırmızı bülten’ ile aranan İlhami Balı’nın imam nikahlı eşi Hülya Balı, ‘kırmızı bülten’ ile arama kararı bulunan Deniz Büyükçelebi’nin eşi Şengül Büyükçelebi, canlı bomba listesinde ismi olduğu için Interpol’un arama listesinde isimleri bulunan Ayşenur İnci ve Demet Taşar tanık olarak beyan verdi. En az 4 yıl boyunca eşleri ile Suriye’de şehir şehir gezen bu kadınların en önemli ortak özelliği ‘etkin pişmanlık’tan faydalanarak serbest kalmaları.

IŞİD’in firari zanlısı Ersel Ocak’ın imam nikâhlı eşi Ayşenur İnci: 1 milyon 500 bin lira ödülle İçişleri Bakanlığı’nın ‘Terörden Arananlar Listesi’nde mavi kategoride yer aldı. 15 Aralık 2018’de Habur Sınır Kapısı’nda güvenlik güçlerine teslim oldu. Adıyaman’da mahkemece serbest bırakıldıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden tutuklandı. Hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Kısa bir süre cezaevinde kaldıktan sonra etkin pişmanlıktan faydalanarak serbest bırakıldı ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi. Bu karara itiraz edildi.

Firari IŞİD zanlısı Mehmet Taşar’ın eşi Demet Taşar: 1,5 milyon TL ödülle İçişleri Bakanlığı tarafından “Terörden Arananlar Listesi’nde” mavi kategoride yer aldı. 22 Ocak 2018’de Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde sınırdan geçiş yaparken yakalandı. Adıyaman’da adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Etkin pişmanlıktan yararlandı.

Serbest kalan ve haklarında hüküm kurulmayan diğer önemli iki isim de kırmızı bülten ile aranmasına karşın öldükleri iddia edilen İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi’nin eşleri, Hülya Balı ile Şengül Büyükçelebi.

IŞİD’in ‘Türkiye Emiri’ olduğu belirtilen Ebu Bekir kod adlı İlhami Balı’nın eşi Hülya Balı: 2018’de MİT’in operasyonuyla yakalandı. IŞİD son toprağını kaybedene dek 4 yıl boyunca Rakka ve Deyrizor bölgelerinde yaşadı. Sevk edildiği mahkemece tutuklandı. 16 ay cezaevinde kaldı. Yargılama sonunda ‘örgüt üyesi olmak’ suçlaması ile 6 yıl üç ay hapis cezası aldı. Ancak etkin pişmanlıktan yararlandığı gerekçesiyle hapis cezası İstinaf Mahkemesi’nce bozuldu.

Suriye ve Türkiye arasında sınır geçişlerini kontrol eden IŞİD firarisi Deniz Büyükçelebi’nin eşi Şengül Büyükçelebi: 2018’de yakalandı. Eşinin IŞİD’e insan kaçakçılığı yaptığı dönemde yurtdışından gelenleri evinde ağırladığını itiraf etti. Örgüt içindeki hiyerarşiyi ve faaliyetleri kısmen anlattı. Deşifre olan ve IŞİD mensubu olduğu bilinen isimler dışında kimseyi teşhis etmedi. 4 yıl Suriye’de sınırda yaşayarak insan kaçakçılığında eşine yardım etti.

'SANIK SANDALYESİNDE OLMALARI GEREKİYOR'

Bu 4 ismin ‘eşlerinin peşinden sürüklediği masum kadınlar olmadığını’ vurgulayan 10 Ekim Katliamı Davası’nın avukatlarından Senem Doğanoğlu, söz konusu kadınların ‘tanık’ değil, sanık olarak yargılanması gerektiğine dikkat çekti. Av. Doğanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Bu kadınlar IŞİD’in ‘aklanması’na aracılık eden etkin pişmanlıktan yararlanarak serbestçe aramızda geziyorlar” dedi ve ekledi: “İlk ifadeleri ve duruşmadaki ifadeleri de değerlendirildiğinde şu gerçek açığa çıkıyor ki, bu kadınların hiçbiri örgüt açısından yeni bir bilgi vermiyor. Teşhis edilen isimler nedeniyle etkin pişmanlıktan yararlanıyorlar fakat teşhis ettikleri isimler IŞİD mensubu olduğu bilinen isimler. Bu kadınlar hiç de anlattıkları gibi eşlerinin peşinden giden kadınlar değil. Tam tersine hepsi de örgüt içerisinde yer alan IŞİD’e biat eden ve son kale de kaybedilene kadar eşleri ile savaşıyorlar, IŞİD’in faaliyetine devam etmesi için üzerlerine düşeni yerine getiriyorlar. IŞİD’ciler ile ilgili verilen kararların büyük çoğunluğunda ‘mahkûmiyet kurulmaması gerektiği ve ceza verilmesine yer olmadığına’ hükmediliyor.”