Ankara Katliamı davası: 'AKP IŞİD ile işbirliği içindedir'

Ankara Katliamı davasının karar duruşmaları bugün Sincan’da görülmeye başlayacak. Aileler, davada katliamın gerçekleşmesindeki güvenlik ve denetim zafiyetlerinin örtbas edildiği görüşünde.



31-07-2018 19:00

IŞİD’in gerçekleştirdiği iki ayrı bombalı intihar eylemi sonrasında en az 103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Katliamı'nın karar duruşması bugün başlıyor. 10 Ekim Ankara Katliamı’nın karar duruşmasına DİSK, KESK, TMMOB, TTB, 10 EKİM DER çağrı yaptı.

'ADALET MÜCADELEMİZ SÜRECEK'

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde yapılan basın toplantısı ile 31 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında Sincan Cezaevi Kampüsü mahkeme salonuna barıştan, emekten, demokrasiden, adaletten yana olan herkes çağrıldı. 3 gün sürecek dava, bugün Sincan Cezaevi Kampüsü mahkeme salonunda saat 9.30’da başlayacak.

Yargı kararıyla faaliyetleri engellenmek istenen 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun tarafından heyet adına yapılan açıklamada, “Ağıtlarımız, gözyaşlarımız, acılarımız ve öfkemizle yoğrulan adalet mücadelemiz hiç bitmeyecek. Bize destek olmak isteyenler Sincan Cezaevi kampüsündeki duruşma salonunda olmalı” dedi.

GÜNCELLEME 18.40 

Duruşmanın ilk günü tamamlandı. Yarın saat 9.30'da devam edilecek.

GÜNCELLEME 18.20

10 Ekim Davası’nın karar duruşmasında, 10 Ekim Davası Komitesi adına Av. Doğukan Tonguç Cankurt konuştu. Cankurt katliam sonrası Davutoğlu’nun “Oylarımız arttı” sözünün hatırlatarak IŞİD üyelerinin yargı tarafından korunduğunu söyledi.

Cankurt’un duruşmadaki açıklamalarından bazıları şöyle:

‘IŞİD DAVALARI ETKİSİZ YÜRÜTÜLMEKTEDİR’

IŞİD’e karşı şu ana kadar dava dosyasına kazandırılan farklı illerdeki soruşturma ve kovuşturma dosyalarının tamamında yani Türkiye’nin dört bir yanında yargı süreçlerinin benzer şekilde etkisiz yürütülmesinin nedeni açıktır. Bunu en iyi dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun katliamın ardından gelen itiraf niteliğindeki sözleri açıklamaktadır. Davutoğlu, 12 Ekim 2015’te yaptığı açıklamada, “Tutup sebepsiz yere birini tutamazsınız. Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi dahi var. Takip ediyorsunuz ama bu eylemi gerçekleştirme noktasına kadar şey yaptığınızda başka bir protestoyla karşılaşıyorsunuz. Rutin dışına çıktığınızda demokratik hukuk devletinde bunun da bir sınırı var” demiştir.

Davutoğlu bu açıklamasından iki gün sonra ise “Her zaman şüpheli olarak birtakım isimler tespit edilir.  Kast ettiğim şey şu Türkiye demokratik hukuk devleti. Potansiyel şüpheli diye birisini tutuklayamazsınız. Türkiye antidemokratik bir ülke değil” açıklamasında bulundu.

“AKP MUHALİFLER İÇİN TERÖR TANIMINI GENİŞLETİRKEN, IŞİD İÇİN TAM TERSİNİ YAPMAKTADIR’

Hemen belirtmek gerekir ki Erdoğan ve iktidarın IŞİD’e yönelik hoşgörülü yaklaşımları mevzu bahis kendilerine muhalif kesimler olduğunda ortadan kaybolmakta ve tam tersi yönde tezler dile getirilmektedir. Ne demişti Erdoğan hatırlayalım, “Elinde silahı olan, bombası olan teröristle, konumunu, kalemini, unvanını, amacına ulaşabilmesi için teröriste emir verenin de hiçbir vasfı yoktur, Akademisyen olması, gazeteci olması, STK yönetici olması, aslında o kişinin terörist olduğu gerçeğini değiştirmez.”

Görüldüğü kadarıyla AKP muhaliflerine karşı olabildiğince genişletilen terörist tanımı IŞİD ve benzer cihatçı terör grupları için daraltılmakta, hatta kullanılmamaktadır. Bu iki örnek IŞİD’e yönelik soruşturmaların siyasi iktidarın tercih ettiği şekilde yürütüldüğünü göstermektedir.

Bu nedenlerle iddianame bu açıdan da  maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan uzak kalmakta, aynı zamanda da katliama giden süreçte kamu görevlilerinin bu sistematik davranışlarını görmezden gelmektedir.

'IŞİD ÜYELERİNİ YARGIDA KORUYOR'

Nitekim yargının, IŞİD soruşturmalarındaki tutumunun bilançosu bazı haberlere de konu olmuştur. 2015 yılı içinde sadece Gaziantep’te 549 IŞİD üyesinin yakalanarak mahkemeye çıkarılırken yaklaşık 150 kişinin tutuklandığı 399 kişinin ise ‘ilk duruşmada’ serbest kaldığı iddia edilmiştir. IŞİD davalarında mahkemelerin verdiği beraat kararlarına dayanak yaptığı gerekçelerde “IŞİD saflarında eğitim alsa bile, sınırın asker tarafından korunan yerinden geri döndü” ifadelerine yer verilmektedir.

Ancak iddianame IŞİD’in Türkiye’de nasıl bu kadar güçlendiğini ve bunda kamu görevlilerinin payını tartışmamış ve tüm bu süreci açık bir şekilde gizlemeye çalışmıştır. Yargılama sürecinde ortaya çıkan deliller ise mahkeme tarafından görmezden gelinmektedir.

'DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ TÜRKİYE- IŞİD İŞBİRLİĞİNİN SİMGELERİNDEN BİRİDİR'

AKP hükümetinin dostu Haşimi’nin düşünceleri hükümet yetkilileri tarafından da paylaşılmaktaydı. Musul saldırısının ardından IŞİD’e terör örgütü demeyen Davutoğlu çeşitli yalanlarla IŞİD’i meşrulaştırmaya çalışıyordu, “IŞİD dediğimiz yapı radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir. Ama oraya katılanlar arasında Türkmenler –ki çok yoğunluktalar- Araplar, Kürtler vardır. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu.”

IŞİD‘e yakınlığı ile bilinen Takva Haber sitesi, Davutoğlu’nun açıklamalarını; “Dışişleri Bakanı’nın açıklamaları, İslâm Devleti gerçekliğini ve arkasındaki halk gücünü bir kez daha ortaya koydu”
yorumuyla karşılarken Davutoğlu’nun IŞİD’in henüz çok meşhur olmadığı dönemde söylediği sözler Türkiye- IŞİD işbirliğinin simgelerinden biri olmuştur.

‘OYLARIMIZ ARTTI DEDİLER’

Tüm bu veriler bağlamında bir gerçeği daha vurgulamak istiyoruz: Soruşturma ve kovuşturma süreci IŞİD’in Türkiye’deki bir dizi eylemi neden üstlenmediğini de ortaya koymamıştır.

Soruşturma da savcılık IŞİD’in saldırıyı üstlenmemesini araştırmamış ve hatta bunun IŞİD’in bir eylemi olduğunu katliamın hemen ardından yaptığı açıklamalarla ilan etmiştir.

En önem verdiği şeylerin başında propaganda gelen IŞİD, Türkiye’deki katliamlarını 2016 yılını 2017’ye bağlayan gece gerçekleştirdiği Reina saldırısına kadar sahiplenmemiştir.

Ancak basit bir infaz sahnesini bile büyük bir propaganda aracına dönüştürmeye çalışan IŞİD’in Türkiye’deki pek çok eylemi üstlenmemesi dikkat çekmektedir. Diyarbakır, Suruç, Ankara, Sultanahmet, İstiklal Caddesi ve Gaziantep düğün saldırısı. Türkiye’yi sarsan bu etkili eylemlerin hiçbirisi IŞİD tarafından üstlenilmedi.

IŞİD’in Türkiye’deki bu katliamları üstlenmemesinin sebebi kimilerine göre Türkiye’nin örgüt tarafından bir cihat alanı olarak görülmemesidir.  Ancak son olarak 03.11.2016 tarihinde IŞİD lideri Ebubekir El-Bağdadi’nin bir konuşması yayınlanmıştır. Bağdadi konuşmasında “Artık bugün Türkiye, eylemlerinizin çerçevesine ve cihadınızın kapsamına girmiştir” ifadelerini kullanmaktadır. Nitekim bu açıklamalardan yaklaşık bir buçuk ay sonra gerçekleştirilen Reina katliamı örgüt tarafından üstlenilmiştir.

Biz bu soruların yanıtının gerek yukarıda özetlenen iktidar-IŞİD ilişkileri ve etkisiz soruşturma ve kovuşturmalarda, gerekse 7 Haziran’dan 1 Kasım’a Türkiye’de değişen siyasal atmosferde yattığı kanaatindeyiz. Nitekim dönemin Başbakanı Davutoğlu açık bir şekilde 10 Ekim Katliamı’nın AKP’nin oylarını arttırdığını ifade etmiştir.

IŞİD’in suç ortağı kamu görevlilerini koruyan ve kollayan, hatta bu ilişkilerin kurulması için talimat veren, IŞİD üyelerini etkili bir yargılamadan kaçıran AKP iktidarıdır.

‘AKP IŞİD İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEDİR’

Tüm bu açıklamalar ışığında tekrar ifade etmek gerekir ki; tüm deliller 10 Ekim Katliamının sadece bir IŞİD eylemi olmadığını göstermektedir; bu eylem iktidar tarafından kendisine her türlü imkan sağlanan IŞİD’in kadrolarının kullanıldığı ancak IŞİD tarafından sahiplenilmeyen ve siyasal sonuçları itibariyle en büyük faydanın yeniden tek başına iktidar olmak isteyen AKP tarafından sağlandığı bir katliamdır.

Burada IŞİD’in suç ortağı da dava dosyasına giren soruşturma ve kovuşturmalarda IŞİD ile işbirliği içinde olduğu görülen kamu görevlilerini koruyan ve kollayan, hatta bu ilişkilerin kurulması için talimat veren, IŞİD üyelerini etkili bir yargılamadan kaçıran ve en sonunda istediği amaca ulaşan; yani tek başına iktidarını yeniden sağlayan AKP iktidardır.

Bizim mücadelemiz burada sorumluluğu olan polislerden istihbaratçılara, valilerden üst düzey kamu görevlilerine ve hatta dosyanın sanıklarından üzerinde ele geçirilen flashbellekte infaz gerçekleştirdiği görüntüler bulunan Ahmet Güneş’i serbest bırakan Gaziantep’teki hakimlerin ve burada sorumluluğu olan tüm yargı görevlilerinin de yargılanıp hesap vermesine kadar devam edecek. “
 

GÜNCELLEME 15.20

19’u tutuklu 36’sı firari 96 sanığın yargılandığı davada iddia makamı sanıklar hakkında ağırlaştırılmış örgüt üyeliği arasında cezalarla sanıkların cezalandırılmasını istedi. 9 Sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet, firari 16 sanığın dosyasının ayrılmasını istemişti. Müşteki avukatları ve aileler ise, suçlamanın sadece sanıklarla sınırlı tutulamayacağını, olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de cezalandırılmasını istiyor. Mahkeme heyetinin bu duruşmada karar vermesi bekleniyor. 

GÜNCELLEME 14:47

"Siyasal iktidar bu çetelere politikaları gereği terör örgütü diyemedi" diyen avukat Kazım Bayraktar, "Türkiye'nin adı dünyada cihatçı otobanı olarak anılmaya başlandı. Bu cihatçıların binlerce üyesi TR sınırından Suriye'ye geçti.

GÜNCELLEME 14.30

Aranın ardından söz alan Avukat Tonguç Cankurt,  İŞİD soruşturmalarının farklı illerde sonuçsuz kalmasının nedenin iktidarın ceza yargılaması politikasının bir sonucu olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Tonguç mahkeme heyetine "Acaba bu katliam tek başına İŞİD eylemi midir? 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında söylenen sözlerle alakalı olabilir mi bu eylem?" diye sordu.

GÜNCELLEME 12.55

Katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerinden birinin beyan esnasında “Eli kanlı silahlı terör örgütü AKP’nin ve elebaşı faşist diktatör Recep Tayyip Erdoğan’dan şikayetçiyim.” demesinin ardından mahkeme başkanı mikrofonu kapattırdı. Aileler ve izleyiciler alkışlamaya başladı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

GÜNCELLEME 11.30

Mahkeme hayatını kaybedenlerin yakınlarının avukatlarının savcılık mütalaasına karşı öncelikle hayatını kaybedenlerinin yakınlarının ve katılma talebi kabul edilen kurum temsilcilerinin beyanda bulunması ve sonrasında avukatların beyanlarını sunma talebini CMK’da usulü bir hüküm olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini bildirdi. Bunun üzerine aileler “Bu nasıl açık yargılama, söz hakkımız bile yok” diyerek karara tepki gösterdi.

Mahkeme heyeti içeriği ve mahiyeti bildirilmesi halinde bir kısım katılanın dinlenebileceğini ifade etti. 10 Ekim Der Başkanı Av. Mehtap Sakinci Çoşgun tarafından 6 kişinin beyanda bulunması konusunda kendi aralarında karar aldıklarını ifade etti. Konuşacak 6 kişinin ismi mahkeme heyetine bildirildi.

İlk olarak Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik beyanda bulunmaya başladı.

GÜNCELLEME 10.15

Karar verilmesi beklenen duruşma için sabah saatleri itibariyle Türkiye’nin birçok yerinden aileler davaya geldi. Sincan Cezaevi İnfaz Kurumu önünde çok yoğun güvenlik önlemleri alındı. Davaya gelen yurttaşlar 3 farklı arama noktasından geçerken cezaevi girişinde çok sayıda TOMA ve çok sayıda çevik kuvvet polisi bulunuyor. Aileler cezaevi kampüsü girişinde bekleyişini sürdürüyor. 

 Fotoğraf: Evrensel 

 50 CELSE GÖRÜLEN DAVADA HENÜZ KARAR VERİLMEDİ

Katliamın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmesine rağmen henüz bir karara varılmadı. 2 yıla yakın süren davada 31 Temmuz'da başlayacak duruşmada kararın çıkması bekleniyor. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaklaşık 50 celse görülen davanın geçen ayki sonuncusunda mahkeme, "salon yetersizliği" bahane edilerek son duruşmanın Sincan Cezaevi Kampüsü'ne sürülmesine karar vermişti.

IŞİD'in sorumlu tutulduğu davada 19'u cezaevinde, 17'si firari, 36 sanık yargılanıyor. Savcı, son mütalaasında 9 sanık hakkında, ölen 100 kişi için birer kez ve anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüsten de bir kez olmak üzere, 101'er kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası talep etti.

Bir sanık hakkında silah ve patlayıcı bulundurmaktan 24 yıl, bir sanık hakkında örgüt üyeliğinden 22 yıl 6 ay, 9 sanık hakkında da örgüt üyeliğinden 15 yıla kadar hapis cezaları istedi. Savcı, firari sanıklardan 16'sının davasının ise ayrılması gerektiğini belirtti.