Ankara İSİG Meclisi'nden yerel seçim bildirgesi

Ankara İSİG Meclisi "31 Mart Yerel Seçimlerine Dair Söyleyecek Sözümüz Var!" başlıklı bir bildirge yayınladı.



21-03-2019 09:12

İleri Haber

Ankara İSİG Meclisi "31 Mart Yerel Seçimlerine Dair Söyleyecek Sözümüz Var!" başlıklı bir bildirge yayınladı.

Bildirgenin tamamı şu şekilde: 

Türkiye’de 31 Mart’ta yerel seçimlerine ilişkin vaatler veriliyor, ancak işçilere dönük hiçbir şey söylenmiyor; belediye işçileri ölüyor, sendikalaştıkları için işten atılıyor, belediyeler sınırları içindeki denetim görevlerini yerine getirmediği için işçiler ölüyor. Ayrıca çöken binalar sonucu insanlarımızı kaybediyoruz ve halk sağlığı sorunları had safhada. Oysa yerel yönetimlerin en önemli görevlerinden biri de halkın sağlığını korumak ve can güvenliğini sağlamaktır. Yerel yönetimlerin bu can güvenliği sorumluluğu belediye ve sınırları içerisindeki halka ve işçilere karşıdır.

Ankara İSİG Meclisi olarak yerel seçimler öncesi bütün belediye başkan adaylarına ve kamuoyuna belediyelerin hem işveren olarak hem de sınırları içerisindeki işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki görev, sorumluluk ve yetkilerini tekrar hatırlatıyoruz:

Belediyeler, Belediye İşçisinin Sağlığını ve Güvenliğini Korumakla Yükümlüdür

1. İşyerlerinde işveren sıfatıyla çalıştırdıkları işçilerin sağlık ve güvenlik içinde çalışması için tüm kurallara uymak ve her türlü tedbiri almak belediyenin görevidir.

2. Belediyeler, işçiye görev tanımı dışında ve güvenliği alınmamış işler yaptırmamak, kişisel koruyucu donanım vermek, belediye bünyesindeki tüm işyerlerinde ve eklentilerinde risk değerlendirmesi yapılarak iş sağlığı ve güvenliği açısından alınması gereken önlemleri yaşama geçirmek,  acil durumlarda yapılması gerekenleri planlamak, işçi sağlığı ve güvenliği eğitimlerini vermek, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının işletilmesini sağlamakla yükümlüdür.

3. İşçilerin bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde yazılı çalışma saatlerine uyulması, insanca yaşayabilecek ücret verilmesi, işçilik haklarının eksiksiz ve öncelikle ödenmesi, “iyi belediyecilik” değil bir işveren sorumluluğudur.

4. İşçilerin sağlıklı yaşaması ve can güvenliklerini sağlamaları bakımından ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. Belediye yönetimleri, çalıştırdıkları işçiler için işçi servisleri temin etmeli; bunlar uygun araçlardan oluşmalı, işyerinde tüm çalışanlara yeterli, dengeli ve sağlıklı yemek sunulmalı, gıda zehirlenmeleri önlenmelidir.

5. İş cinayetlerinde ölenlerin %98’i sendikasızdır. İş cinayetlerinin önlenmesi ve sağlıklı-güvenli çalışmanın ön koşulu, işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği yönetiminde ve denetiminde işçilerin de söz sahibi olmasıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Belediye yönetimleri, işçilerin sendikal haklarına saygı göstermek durumundadır, işveren olarak belediyelerin işçilerin sendikal tercihlerine müdahale hakkı yoktur.

6. Belediyeler, yıllar içerisinde taşeron uygulamasının kamudaki başat uygulayıcıları olmuş;  işçiler belediyenin işini yaparken kağıt üzerinde taşeron şirketin işçisi olarak göründüğü için güvencesiz, ucuza, hakları gasp edilerek, sağlığı ve güvenliği tehlikeye atılarak çalışmaya mecbur edilmiştir. İşçilerin canını ve sağlığını tehlikeye atan özelleştirme, taşeronlaştırma uygulamalarına tümden son verilmelidir. Belediyeler “alt işverenlik” adı altında, hileli işlemin bir tarafı olmamalıdır.

7. İş güvencesi, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin en önemli en koşullarından biridir. Her seçim döneminde işçilerin iş güvenliğinin tehlikeye atılması, işçilerin sağlığı ve güvenliğini tehlikeye atmaktır.

2018 yılında en az 64 belediye işçisi, güvencesiz çalıştığı ve işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadığı için iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Belediyelerde çalışırken ölen arkadaşlarımızın çoğu taşeron şirketlerde, belediyenin şirketlerinde çalışırken yaşamını kaybetmiştir. İşçinin çalışma biçimi ne olursa olsun bu iş cinayetlerinde belediye, “asıl işveren” olarak yaşanan iş cinayetlerinden doğrudan sorumludur. Bunun yanında işçileri “maliyet unsuru” olarak görerek taşeron, özelleştirme uygulamalarını güvencesiz ve ucuza işçi çalıştırmak için bir fırsat olarak gören belediyeler kaybettiğimiz arkadaşlarımızın ölümünden de sorumludur.

Taşeron şirket işçilerinin ölümünde, belediyelerin sorumluluğu bulunmadığı yönündeki yargı kararları ya da en alt düzeydeki denetim elemanları üzerinden yürütülen cezai sorumluluk süreci, belediyenin iş inayetlerindeki suçunu ortadan kaldırmaz.


Belediyelerin, Sınırları İçindeki İşyerlerinde Çalışan İşçilerin Sağlığı ve Güvenliğini Sağlamakla İlgili Görev ve Sorumlulukları Vardır

Belediyeler, yalnız belediye işçilerine karşı değil, yetkili olduğu belediye sınırları içerisinde çalışan tüm işçilerin sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorumluluğu vardır.

1. İşyerlerine ruhsat verilirken bütün işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarının sağlanması, ancak buna uygun işyerlerine ruhsat verilmesi, ruhsat verilen işyerlerinin bu koşulları taşıyıp taşımadığı konusunda denetimlerinin sürekli ve eksiksiz yapılması, eksikliklere hızla müdahale edilmesi belediyenin sorumluluğudur.

2. Belediye, tüm işyerleri ve işletmelere ancak insan sağlığına zarar vermemek, çevre kirliliğine yol açmamak ve yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak koşullarıyla
ruhsat verir.

3. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerleri, ruhsatın veriliş tarihini izleyen 1 ay içinde belediye tarafından kontrol edilmelidir. Ruhsat verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde,  ruhsat verme kriterlerine aykırı beyan ve durumun tespiti halinde; verilmiş olan ruhsatı iptal ederek işyerini kapatma ve ilgililer hakkında ayrıca işlem yapma belediyenin görevidir.

4. Belediyeler işyeri, eğlence yeri, konut, fabrika ve sanayi kuruluşları ile kamu kuruluşlarını yangına ve diğer afetlere karşı alınacak önlemler
yönünden denetlemek, bu konudaki izin ve ruhsatları vermekle yükümlüdür.

5. Binaların yangından korunması için yapı niteliği ve denetiminden belediye sorumludur; yangın kompartımanları, duvarlar, döşemeler, cepheler ve çatılar, binalarda kullanılacak yapı malzemeleri, kaçış yolları, kaçış merdivenlerinin kriterleri ile bunların denetimini yapmak belediyenin görevleri arasındadır.

6. Patlayıcı ve yanıcı madde üretim ve depolama yerlerini tespit etmek, afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları tahliye etmek ve yıkım konusunda ilçe belediyelerinin talepleri hâlinde her türlü desteği sağlamak büyükşehir belediyesinin sorumlulukları arasındadır.

7. Belediyelerin, sınırları içinde güvenlik tedbirleri alınması gerekli görülen arsaların çevrilmesini sağlama, açıkta bulunan kuyu, mahzen gibi yerleri kapattırarak zararlarını ve tehlikelerini giderme, kanalizasyon ve foseptik çukurlarının sızıntı yapmalarına mani olmayı sağlama, hafriyat
atıklarının müsaade edilen yerler dışına dökülmesini önleme, yıkılacak derecedeki binaları boşalttırma, yıkım kararlarının uygulanmasında gerekli tedbirleri alma sorumluluğu vardır.

8. Belediyeler, ruhsatsız yapılan inşaatları tespit etmek ve derhal inşaatı durdurarak tutanak düzenlemek ve haklarında kanuni işlem yapmakla yükümlüdür.

9. Çevre ve insan sağlığına zarar veren, kişilerin huzur ve sakinliği, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde gürültü yapan fabrika, işyeri, atölye, eğlence yerleri gibi işletmeleri tutanak düzenleyerek yetkili mercilere bildirmek ve bu konuda kendisine verilen görevleri yerine getirmek belediyenin görevidir.

10. Belediyeler, inşaatın kısmen veya tamamen fen ve sanat kurallarına,ruhsata ve eklerine, ilgili standartlara, teknik şartnamelere ve diğer mevzuata uygun olarak tamamlandığını göstermek üzere yapılan iş bitirme tutanağını inceler. Yapı, ruhsat ve ekleri açısından kontrol ederek tutanağı onaylar.

11. Belediyeler, yapı denetimi hizmet sözleşmesi feshedilen yapı hakkında ruhsat ve eklerine aykırı bir imalatın tespiti halinde, yapının seviyesi belirlenerek hazırlanacak olan ve aykırılıkla ilgili tespitleri de içeren Yapı Tespit ve İnceleme Tutanağı’nı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne göndermekle yükümlüdür.

12. Yapılarda sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bildirmek belediyelerin görevidir.

13. Belediye sınırları içerisinde, yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni hangi idare tarafından verilmiş olursa olsun, hizmete sunulacak olan asansörlerin tescilini yapmak, ilgili teknik mevzuat çerçevesinde yıllık periyodik kontrollerini yapmak ya da yetkilendirilmiş muayene kuruluşları aracılığıyla yaptırmak, gerekli hâllerde asansörleri hizmet dışı bırakmak belediyelerin görevidir. Bu yetkinin usulüne uygun kullanılmaması sonucu oluşacak yaralanma ve ölüm olaylarından ilgili belediye yetkilileri sorumludur.

14. Belediyeler pek çok hizmette yapılabileceği üzere bu denetimleri de halka açık/denetlenebilir şekilde yürütebilmelidir. Yapılacak denetimlere, meslek odaları gibi bağımsız kurumların da dahil edilmesi,  belediyenin halka karşı sorumluluğu ve işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin politikası olmalıdır.

Belediyeler de Yaşanan İş Cinayetlerinden Sorumludur

Belediyelerin, görev ve sorumluluklarını yerine getirirken hiçbir biçimde kar odaklı hareket edememesi, rant için bu suçların işlenmesine göz yummaması gerekir. Oysaki pek çok somut olayda belediyelerin bu görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği için iş cinayetleri ve katliamlar yaşandığını görüyoruz:

2008’de patlama ve yangın nedeniyle 20 işçinin yaşamını yitirdiği, 130 kişinin yaralandığı


Davutpaşa katliamında,

2011’de yaşanan patlama sonucu 20 işçinin yaşamını yitirdiği Ostim ve İvedik katliamlarında,

2012’de barındıkları naylon çadırlarda meydana gelen yangın sonucu 11 işçinin yanarak can verdiği Esenyurt Marmara Park AVM katliamında,

2013’te İstanbul Esenyurt’ta ruhsat ve kullanım izni verilmemesi gereken Özel Doğa Hastanesi’nin tabelasını onarırken elektrik akımına kapılarak can veren çocuk işçi Eren Eroğlu iş cinayetinde,

2013’te Muğla Güllük’te denetimi yapılmayan Akfen İnşaat firması tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda 7 işçinin hayatını kaybettiği katliamda,

2014’te, asansörün 32. kattan yere çakılması sonucu 10 işçinin öldüğü Torunlar katliamında,

2016’da Esenyurt’ta 10 kat imarı olan bölgede, 32 kat üzerinden yapılan konut satışlarının ardından imar planı 32 kat olarak değiştirilen inşaatta akımı yapılmayan asansörün 24. kattan zemine çakılmasıyla 3 işçinin can verdiği katliamda,

16 Ocak 2019’da mobilya fabrikasında çıkan yangında 5 mülteci işçinin yangın merdiveni olmayan, kaçış yolu, havalandırması bulunmayan binada yaşamını yitirdiği Ankara Siteler’deki katliamda… 

ve adını anamayacağımız kadar çok iş cinayetinde belediyeler kamu yararını; dolayısıyla halkın, işçilerin yararını gözetmek yerine patronların yararını, çıkar ilişkilerini gözettikleri ve görevlerini yapmadıkları için arkadaşlarımızın ölümünden sorumludur.

Bu iş cinayetlerinde belediyeler de iş cinayetinin açıkça faili iken, dava sürecinde sorumlu kamu kurumları hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. İş cinayetlerine ilişkin hukuk ve ceza davalarında işverenlik niteliği yoksa kamunun, kamu görevlilerinin sorumluluğuna gidilmemiş, bilirkişi raporlarının çoğu işvereni ve kamusal denetimi sorumsuz kılmıştır. Hukuki sorumluluğun işlememesi ve cezasızlık iş cinayetlerini daha da arttırmıştır, artıracaktır.

Belediyeler bakımından yıllardır aniden çöken binalar sonucu birçok kişininöldüğü, kentsel dönüşümle başta asbest olmak üzere birçok halk sağlığı sorununun ortaya çıktığı, birçok belediyede sendikalaşan işçilerin işten çıkarıldığı gerçeklerinin de altını çizmeliyiz.

Ankara İSİG Meclisi olarak, hangi partiden, hangi bölgeden olursa olsun bütün belediye başkan adaylarına ve başkan seçilecek adaylara, belediyenin işçi sağlığı ve iş güvenliği görev ve sorumluluklarını tekrar hatırlatıyor, bu görev ve sorumluluğu yerine getirmeyerek işçilerin sağlığı ve güvenliği ile oynayan yöneticilere, belediyelere ve politikalara karşı mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.