Angel Halı işçileri ‘kod’ zulmüne karşı İŞKUR önünde

Kod 46 ile işten çıkarılan Angel Halı işçileri, İŞKUR Gaziantep İl Müdürlüğü önünde bir eylem düzenledi.



01-06-2021 21:13

İleri Haber

Antep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (OSB) Angel Halı Fabrikası işçileri, Kod 46 ile hırsızlıkla suçlanarak işten atıldı. İşlerine geri dönmek isteyen işçiler, bugün İŞKUR önünde bir eylem düzenledi. Eyleme Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) temsilcileri de destek verdi.

DİSK Tekstil Antep Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen’in yaptığı basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Pandemi döneminde patronlar zenginliklerine zenginlik katarken, işçiler daha da yoksullaştı, ekonomik krizin ve salgının pençesinde kaldı. Başpınar patronları hiçbir yasa, hak, hukuk tanımadan işçileri ölümüne çalıştırdı. Pazar tatili diye bir şey kalmadı, ücretler eridi, virüsten ölümlerin yaşandığı fabrikalar bile ara vermeden çalıştı. Bu koşullara karşı çıkan işçiler ya ücretsiz izne gönderildi ya da Kod 29 ile tazminatsız işten atıldı.

İşçiler için cehenneme dönen Başpınar OSB'de aylardır, farklı fabrikalardan işçiler, bu koşulların düzelmesi için mücadele ediyor. Yasin Kaplan'da sendikalı oldukları için, Güven Boya'da yine sendikalı oldukları ve işyeri yönetiminin baskılarına karşı çıktıkları için işçiler Kod 29 ile işten atıldı ve bu işçiler aylarca fabrika önünde direniş yaptı. En son 28 Nisan'da işyeri girişinde telefonlarını teslim etmedikleri için Angel Halı'nın iplik bölümünün 63 işçisi işten atıldı. Bu işçiler ise Kod 46 ile işten atıldı. Kod 29, 'ahlak ve iyi niyet kurallarına uymaması' gerekçesiyle işçilerin tazminatsız şekilde işten atılmasıydı ve bu Kod çalışma yaşamında karışıklık yarattığı gerekçesiyle farklı kodlara bölünmüştü. Kod 46, Kod 29'un bölünmesiyle ortaya çıkan Kodlardan biri ve 'hırsızlık ve işverenin bilgilerini deşifre etme' suçunu kapsıyor. Angel Halı işçileri, tam 15 gündür  “biz hırsız değiliz” diyerek, işe geri dönmek için fabrika önünde direniyor.

Bu 15 gün içinde işçilerin sesini yalnız Gaziantep değil, tüm Türkiye duydu. En çok izlenen haber bültenleri, en çok okunan gazeteler, sosyal medyada farklı mecralar bu işçilerin direnişine yer verdi. Bu 63 işçi, İŞKUR'a verdikleri dilekçede hırsızlık yapmadıklarını, haksızlığa uğradıklarını belirterek, Kodların iptal edilmesi için başvuru yaptı.  Bu işçiler, SGK'nin önünde eylem yaptı. Yani yetkili kurumlar, işçilerin haksız şekilde işten atıldığını, patronun suç işlediğini biliyor. Ancak aradan 15 gün geçmesine rağmen işçiler adına hiç bir olumlu adım atılmış değil.

Geçtiğimiz hafta SGK bahçesinde açıklama yapmak isteyen işçiler, bahçeden çıkarıldı. İşçilerin ödediği primlerle, vergilerle ayakta duran, işçilerin parasını kullanan, işçilerin çalışma ve sosyal yaşamını güvence altına alma yükümlülüğü olan yani aslında işçilere ait olan bu kurum işçileri kapıdan kovdu.

10 gün önce Angel Halı işçileri, İŞKUR'a üzerlerindeki kodların iptal edilmesi için dilekçe verdi. Ancak patronun bir kelimesiyle işçiye her türlü suçu yaftalayan kurumlar, günlerdir onlarca işçi bu suçu işlemediğini söylese de harekete geçmedi. İŞKUR da tıpkı SGK gibi işçilerden kesilen prim ve vergileri kullanan kurum. Yani tıpkı SGK gibi işçilere ait olması gereken kurum. Ancak gelin görün ki bu İŞKUR, patronların cebinden para çıkmasın diye kursiyer işçi adı altında fabrikalara işçi gönderiyor. İşsizlik fonunda biriken para teşvik adı altında patronlara aktarılıyor. İşsizlik fonunda biriken para işçilere değil, patronlara gidiyor. Pandemi döneminde işten çıkarma yasağı olduğunu ve işten atılanların bukodlarla çıkarıldığını yani işsizlik ödeneği hak etmediğini düşünürsek, bu fona yıllarca ücretinden kesinti yapılan binlerce işçi fondan tek kuruş para alamamıştır.  Ancak aynı ödenekten patronların kasasına milyarlarca lira akmıştır. Patronlara akan bu para, kursiyerlere ödenen ücret, patronlara verilen teşvik, işçilerden prim yoluyla, vergi yoluyla, işsizlik ödeneği adı altında kesilen parayla verilmektedir. Patronların işçileri fabrikada sömürdüğü yetmiyor, vergi yoluyla, prim yoluyla, İŞKUR üzerinden bir de bu yolla sömürüyor.

Bütün bu haksızlığı, hukuksuzluğu, "hırsızlığı" yapan patronken, işçiler hırsızlıkla suçlanarak işten atılıyor. Patronun bir sözü işçileri hırsız diye nitelemek için yeterliyken, 63 işçinin sözünün hiçbir kıymeti yok. Üstelik Kod 29 ile işten atılan, bu durumda yüzbinlerce işçi var ve bu işçilerin çok büyük çoğunluğu, bu kodlara itiraz bile edemiyor. İtiraz edenler de yıllarca mahkeme kapısında sürünüyor. Haksızlığa uğrayan, iftiraya uğrayan işçi ancak cezasını çeken yine işçi.

İŞKUR önünden, SGK önünden seslendiğimiz gibi sesleniyoruz. İşçilerin bu mağduriyeti acilen giderilmeli, işlerine geri dönmeleri için gerekli adımlar atılmalı, işçiler üzerinde leke gibi duran Kod 46 iptal edilmeli, bütün işçilere işsizlik ödeneği derhal bağlanmalı, işyeri yönetimi ve patronla ilgili gerekli incelemeler derhal  başlatılmalıdır.

Pandemide işten çıkarma yasağı, bu kodları da kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

İşverenin tekeline verilen ücretsiz izin uygulamasına son verilmeli, ücretli izin hakkı tanınmalı ve izne göderilen işçilerin ücretleri tam olarak ödenmelidir.

İşten atmalar tümüyle yasaklanmalı; “ahlak”, “kötü niyet” vb. gerekçelerle keyfi işten çıkarmaların engellemesi için 4857 sayılı İş Yasası’nda acilen gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

Patronlar, ‘haklı fesih’ için öne sürdükleri iddiaları ispatlamakla yükümlü olmalıdır.

İşçilerin tazminat hakları ve işsiz kalan her işçinin işsizlik fonu’ndan yararlanma hakkı  her durumda garanti altında olmalıdır.

İŞKUR'da biriken para patronlar için değil, işçiler için kullanılmalıdır. İŞKUR işçilerin denetlediği bir kurum haline getirilmelidir.