AKP kongresi 'virüs partisi'ne dönüştü: Erdoğan'ın '2023 manifestosu'nda yeni bir şey yok

AKP'nin 7'nci Olağan Büyük Kongresi Ankara’da başladı. Kongrede AKP'nin il kongrelerinde olduğu gibi sosyal mesafe kuralı hiçe sayıldı.



24-03-2021 19:15

AKP 7. Olağan Büyük Kongresi'nde yapılan tüzük değişikliğiyle Genel Başkanvekilliği 2'ye, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üye sayısı 75'e çıkarıldı. AKP, kongresi için 11 partiye davetiye gönderirken, HDP, DEVA ve Gelecek Partisi’ni davet etmedi. Kongreye CHP, MHP, İYİ Parti, BBP, SP, DP, DSP, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi, Anavatan Partisi, Hür Dava Partisi davet edildi.

Ankara Spor Salonu'nda, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınlarının hiçe sayıldığı görüntülerin damga vurduğu kongrede, Tüzük Değişikliği Komisyonunca hazırlanan parti tüzüğünün bazı maddelerine ilişkin değişiklik teklifi kabul edilerek yürürlüğe girdi. Buna göre, tüzüğün 68. maddesinin 1. fıkrasına "Parti İçi Demokrasi ve Hakem Kurulu"ndan sonra gelmek üzere "Siyasi Erdem ve Etik Kurulu" ilave edildi. Böylece Siyasi Erdem ve Etik Kurulu'nun üye seçimlerinin de Büyük Kongre delegelerince yapılması sağlandı.

Tüzüğün MKYK'nin Oluşumu ve Çalışma Esasları başlıklı 73. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 50 sayısı 75, 25 sayısı 35 olarak değiştirildi. Böylece MKYK asıl üye sayısı 75'e, yedek üye sayısı 35'e çıkarıldı.

Tüzüğün Genel Başkanvekili başlıklı 77/a maddesine "İkiden fazla genel başkanvekili atanamaz, aralarındaki iş bölümü genel başkan tarafından belirlenir" fıkrası eklendi. Değişiklik uyarınca AKP'de genel başkanvekili sayısı 2'ye çıktı.

DİSİPLİN KURULU 15 ASIL, 5 YEDEK ÜYEDEN OLUŞACAK

Tüzüğün Genel Başkan Yardımcıları başlıklı 81. maddesinin 81/13 fıkrası, "Araştırma, geliştirme ve eğitimden sorumlu" şeklinde düzenlendi. 81/13'ten sonra gelmek üzere "81/14 - Genel Başkan Yardımcısı (Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden sorumlu)", "81/15- Genel Başkan Yardımcısı (Parti Sözcüsü)" fıkraları eklendi. Böylece Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanlığı kuruldu ve Parti Sözcülüğü kurumsal olarak Genel Başkan Yardımcılığı içinde yer aldı.

Yapılan bir diğer değişiklikle Merkez Disiplin Kurulu'nun 15 asıl, 5 yedek üyeden oluşması sağlandı.

Ayrıca, Siyasi Partiler Kanunu Ek Madde 7'de yapılan değişiklik gereğince, AK Parti Tüzüğü'nün 151.1 maddesine "2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'na göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar kullanıldıktan sonra defter haline getirilerek muhafaza edilir" hükmü eklendi.

'KARŞI YAĞIŞININ TÜM MİKROPLARI TEMİZLEDİĞİ ANLAMLI BULUŞMA...'

Erdoğan, kongre salonuna girmeden önce, dışarıda bekleyenlere kısa bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Kar yağışının tüm mikropları temizlediği anlamlı buluşmada hepinizi selamlıyorum. Biraz sonra 7. olağan büyük kongremizi yapacağız. Ve hamdolsun şu ana kadar kurulduğumuzdan bu yana son olarak üye kayıtlarını istediğimde 13 milyon 500 bin üyeye ulaştığımızı gördüm. 1 milyonu aşkın genç, 5 milyonu aşkın kadın üyesiyle bırakın Türkiye'yi dünyada böyle bir parti yok," dedi. Erdoğan, "Tüzük ile MKYK üye sayısı 75 e çıkacak. Yeni bir kadro ile yola devam ediyoruz. Yedekler de 35 üye birlikte çalışacaklar. Asıl üyeler gibi" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, partililerine "Zonguldak, camimiz Uzun Mehmet bitiyor değil mi? Ramazan’da oradayız, açılışını orada yapacağız inşallah. Malatya kayısılar ne alemde? Adıyaman ne alemdeyiz. Kahramanmaraş dik duruyor muyuz? Afyonkarahisar ne alemdeyiz? Sakarya saf çocuğu Anadolu’nun… Elbistan, Kahramanmaraş ne durumdayız? Karabük daha çok çalışacağız. Rize ne ediyorsunuz, iyi misiniz. Trabzon, Trabzon’un uşakları ne edeyi... Geldim dadaşlara. Erzurum ne alemdeyiz. Balıkesir sizleri de selamlıyorum. Tekirdağ sizleri de selamlıyorum. Diyarbakır’ımızı, Kars’ımızı selamlıyorum… Koronavirüs belasından kurtulduktan sonra Diyarbakır’a da gideceğiz. Gözü yaşlı anaları ziyaret edeceğiz.” diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kongrede yaptığı konuşmadan satır başları şöyle:

"Sizlerin şahsında bu devletin büyümesi için gecesini gündüzüne katan herkesi selamlıyorum. Kendisi ve ülkesi için çalışan, üreten, vatan toprağının her karışını alın teriyle sulayan esnafımızı, çiftçimizi her meslekten kardeşimi selamlıyorum. Sizlerin şahsında hangi inançtan, kökenden olursa olsun bu ülkenin 84 milyon insanının hepsini selamlıyorum. Anadolu'yu vatan yapmak için yola çıktığımız günden beri istiklalimiz ve istikbalimiz için canlarını ortaya koyan tüm şehitlerimizi, gazilerimiz bugün de yurt için ve yurt dışında aynı mücadeleyi sürdüren kahramanlarımızı selamlıyorum. 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, hesap ve ceza gününün maliki Allah'a mahsustur. Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, sapmışların yoluna değil. Duamızı kabul buyur, elimizi boş çevirme Allah'ım. İnsanlığa, milletimize, ülkemize hizmet mücadelemizin yeni bir safhamızın ilk adımı olarak gördüğümüz bu kongremize de Rabb'imize niyazla başlıyoruz. 

Bugüne kadar hangi mücadeleleri kazanmışsak bu inanç, azim sayesinde gerçekleştirdik. Bundan sonra da ter dökmeye, canımızı ortaya koymaya devam edeceğiz. Eksikten ve yanlıştan münezzih olan sadece Rabbimizdir.  

Sizlerle birlikte bir kez daha yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın muhasebesini milletimize arz etmek istiyoruz. 

'CUMHUR İTTİFAKI VİZYONU'

MHP'ye ve Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli'ye Cumhur İttifakı çatısında bizimle birlikte yürüdükleri için şahsım ve partililerim adına şükranlarımız sunuyorum. Türkiye'yi önce 2023'e sonra da 2053 vizyonuna inşallah Cumhur İttifakı vizyonuyla kavuşturacağız. 

Ekim 2003'teki ilk olağan kongremizde her şey Türkiye için, bu ışık hiç sönmeyecek diyerek yola çıkmıştık. Kasım 2006'daki ikinci olağan kongremizde Türkiye'nin partisi, Türkiye'nin lideri diyerek milletimizle kucaklaşmıştık. 3. olağan kongremizde biz birlikte Türkiyeyiz diyerek ülkemizi kucaklamıştık. Eylül 2012'deki 4. olağan kongremizi büyük millet büyük güç hedef 2023 diyerek taçlandırmıştık. 5. olağan kongremizde 2023 kararlılığımızı tekrar vurgulamıştık. 2018'deki 6. olağan kongremizi millet bir hedef bir diyerek gerçekleştirmiştik. Bugün de inandığın yolda yürü diyerek hazırlandığımız 7. Olağan Kongremizi Türkiye için güven ve istikrar azmiyle topluyoruz. Her büyük kongremizde vizyonumuzu daha ileri taşıdık, hedeflerimizi büyüttük."

AKP'NİN 19 YILI...

"Siyasetin en başta gelen vazifesinin de milletle birlikte bu rüyaları görmek, umutları canlı tutmak, hedefler koymak suretiyle inşa ve ihya faaliyetinde bulunmak olduğuna inanıyoruz. Milletimiz, yaşadığı onca badireye rağmen hep ayakta kalmayı ve yeniden şahlanışa geçmeyi, bu vasfı sayesinde başarmıştır.

Asırlarca 3 kıta 7 iklimi idare etmiş devletini, 7 düvelin leş kargaları gibi başına üşüşmesiyle kaybeden milletimizin, İstiklal Marşımızda ruh ve vücut bulan zaferinin hikmetini arayanlar, önce buraya bakmalıdır. Tek parti faşizminden darbe ve vesayet cenderesine, bunların yol açtığı siyasi, sosyal, ekonomik krizlerden, bölgesel ve küresel tehditlere kadar nice zorlu mücadeleyi, yine aynı anlayışla yürüttük.

Geçtiğimiz 19 yılda, Türkiye’yi demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine getirmek için attığımız her adımda, gücümüzü ve cesaretimizi, milletimizin binlerce yıllık bu birikiminden aldık. Bugün, insanlığın yakın tarihin en önemli sağlık kriziyle boğuştuğu, küresel siyasi ve ekonomik sistemin köklerinden sarsıldığı, yeni arayışların filiz vermeye başladığı bir dönemden geçiyoruz.

Ülkemizi ve milletimizi, sürekli kendi iç sıkıntılarıyla meşgul ederek, son iki asırdır bu tür köklü değişimlerin dışında tutanlar, yine aynı oyunun peşindeler. Ama bu defa başaramayacaklar. Çünkü bu defa farklı bir Türkiye var. Bu defa, kökenine, inancına, meşrebine bakmaksızın 84 milyon vatandaşıyla tek millet diyen bir Türkiye var.

'TEKNOLOJİNİN İNSANSIZ BİR DÜNYAYA DOĞRU EVRİLDİĞİ YOL AYRIMI...'

Ellerinden gelse, "yağmurlu havada ülkemize bir bardak su vermeyecek" olanların her gün karşımıza yeni dayatmalarla çıkmaları, bizi yolumuzdan döndüremedi, döndüremeyecektir. Türkiye'yi yeni küresel siyasi ve ekonomik düzenin asli unsurlarından biri yapmakta kararlıyız. İnsanlığı; hakkın, hakkaniyetin, adaletin, merhametin, sevginin, huzurun teminatı olacak bir küresel yönetim anlayışıyla buluşturacak medeniyet nöbetini devralmaya hazırlanıyoruz.

Uzunca bir süredir takip ettiğimiz rotamızın adı olan 2023 hedeflerimizi yeni bir başlangıç haline dönüştürerek, 21’inci yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz. Dünyanın, karmaşık bir endişe bataklığında çırpındığı şu dönemde, biz insanlık için sayısız imkânlar bahşeden bir hafıza denizinde yol alıyoruz. İnsanlığın ihtiyacı olduğu tüm fikirlerin ve değerlerin, bizim hafıza hazinemizde var olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin insansız bir dünyaya doğru evrilmeye çalışıldığı tarihi yol ayrımında, biz insanın fıtri güzellikleri üzerinden yeni bir dünya düzeni kurulmasına öncülük etmenin sorumluluğuna talibiz. İnşallah bunu başaracağız. Bugün burada, kendimiz ve tüm insanlık için bu mücadeleyi vermenin ve Allah’ın izniyle başarıya ulaştırmanın ahdiyle bir araya geldik."

EKONOMİ DEĞERLENDİRMELERİ

Erdoğan bir süre AKP döneminde yapıldığını ileri sürdüğü icraatleri sıraladıktan sonra konuşmasına şöyle devam etti:

Makroekonimide; satın alma gücü paritesine göre milli gelirde Türkiye’yi dünyada 17’nci sıradan 13’üncü sıraya yükselttik. Dünyayı kasıp kavuran salgına rağmen geçtiğimiz yıl yüzde 1,8 büyümeyle, G-20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldık. Göreve geldiğimizde vergi gelirlerinin yüzde 86’sını bulan faiz ödemelerini, geçtiğimiz yıl yüzde 16’ya gerilettik. Avrupa ülkelerinde yüzde 97’ler, gelişmiş ülkelerde yüzde 130’lar civarında olan borç stokunun milli gelire oranını yüzde 42,6 seviyesinde tutmayı başardık. İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık 170 milyar dolar bandına kadar çıkardık. Her ay yeni ihracat rekorları kırarak, bu yolda yürümeyi sürdürüyoruz. Son birkaç gündür piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, Türkiye ekonomisinin temellerini, gerçek dinamiklerini, taşıdığı potansiyeli ve yarınını kesinlikle yansıtmıyor. Türk sanayisi, salgın dönemindeki performansıyla direncini ve gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Kamu maliyesi ve finans sektöründeki göstergeler, gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkeye göre daha sağlam bir yapıya sahip olduğumuza işaret ediyor. Bir süre önce açıkladığımız ekonomideki reform programımızın politikalarını ve takvimini dün akşam itibarıyla ilan ettik. Şimdi artık vakit, daha çok çalışma, üretme, gaza basma, hedeflerimize yürüme vaktidir. İktisadi temeli olmayan hareketlere karşı ülkesinin yanında yer alarak, güven ve istikrar mesajımıza sahip çıktıkları için milletimizin tüm fertlerine ayrıca teşekkür ediyorum. Sadece kendilerini güvende hissetmek amacı ile evlerinde döviz ve altın tutan vatandaşlarıma buradan bir çağrıda bulunuyorum. Bu vatandaşlarımdan, milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum. Finans kuruluşları, özellikle de katılım finans şirketleri, bu altın ve dövizler için müşterilerine, onları memnun edecek getiri sağlayabilecek alternatifler sunuyor.

İş insanlarımıza da 30 Haziran’a kadar devam eden varlık barışından yararlanarak, yurt dışındaki kaynaklarını ülkemize getirebileceklerini tekrar hatırlatıyorum. Ülkemize yatırım yapan uluslararası yatırımcılara ise, Türkiye’nin gücüne ve potansiyeline güvenmeleri çağrısında bulunuyorum.

Esasen, bu çağrının somut göstergeleri de vardır. Geçen yıl ülkemizde yeni açılan işyeri sayısı 103 bine yaklaşırken, kapanan sayısı 16 binin altında kaldı. İş yapma kolaylığı endeksinde 2002 yılında 175 ülke arasında 84’üncü sırada olan ülkemiz, geçtiğimiz yıl 190 ülke arasında 33’üncü sıraya yükseldi. Türkiye’de 2010-2020 arasında kurulan 75 bin 699 adet uluslararası sermayeli şirketten, toplam sermayesi 39 milyar lirayı bulan 11 binden fazlası, salgına rağmen geçtiğimiz yıl faaliyete başladı.

Şimdi buradan soruyorum; hangi uluslararası yatırımcı geleceğine güvenmediği bir ülkeye gelip şirket kurar ve o ülkenin vatandaşlarıyla iş ortaklığı yapar? Aynı şekilde, ülkemizde dünyanın hemen her devletinden 200 bin uluslararası öğrenci eğitim görüyor. Soruyorum, hangi ana-baba evladını geleceğine güvenmediğini, huzurundan ve güvenliğinden emin olmadığı bir ülkeye 4-5 yıllığına eğitime gönderir?

'BATTIK, BİTTİK' DİYENLERE BAKMAYIN'

Siz içeride birilerinin “battık, bittik, yıkıldık, öldük” diye terane tutturduğuna, kendi ülkelerini kötüleme yarışına girdiklerine bakmayın… Bunlar kendi ülkelerinin ve milletlerinin felaketinden iktidar devşirme hevesinde olan, gözlerini kin ve nefret bürümüş, kifayetsiz muhterislerdir. Türkiye gücünü, ekonomisinin sağlam altyapısından, üretiminden, yetişmiş insan kaynağından, girişimcilerinden, ihracatçılarından; velhasıl reel ekonomisinden alan bir ülkedir. Dinamik iktisadi yapımızla, mali disiplinimizle, serbest piyasaya ekonomisine bağlılığımızla, her türlü şoka dayanıklı olduğumuzu defalarca ispatladık. Önümüzdeki dönem Türk ekonomisini yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelinde büyüterek, çok daha iyi yerlere geleceğiz.

LİBYA AÇIKLAMASI

Bir başka önemli dış politika açılımımız, Libya’daki meşru hükümetle yaptığımız deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmadır. Bu anlaşmayla hem Türkiye’nin, hem de Libya halkının Akdeniz’deki doğal kaynaklar üzerinde varolan haklarını garanti altına aldık. Ülkemizi ve Libya’yı Akdeniz’de dışlamak için kurulan tezgâhları birer birer bozduk. Libya’nın meşru hükümetine verdiğimiz destekle, bu ülkeyle ilgili emelleri olan kötü niyetli çevrelerin heveslerini de kursaklarında bıraktık. Türkiye’nin sağladığı destek sayesinde bugün Libya yeniden geleceğine umutla bakabiliyor, demokratik süreçleri yürütebiliyor. Önümüzdeki dönemde de Libyalı kardeşlerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz.

'YENİ ANAYASA MİLLETİN ONAYINA SUNULACAK'

İlk olarak yeni ve sivil Anayasa teklifimizle ilgili yaklaşımımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin neredeyse iki asrı bulan Anayasa arayışında, milletimizin içine sinen ve dört elle sarılacağı, sahipleneceği bir metne kavuşamadık. Anayasa çalışmalarımızın tamamı, olağanüstü dönemlerde, olağanüstü şartların dayatmasıyla ve olağanüstü yöntemlerle yapılmıştır. Milletin tüm kalbiyle içinde olmadığı bu süreçlerde ortaya çıkan Anayasa metinleri de daha ilk günden itibaren hep tartışılmalı olmuş, hep değişiklik talepleriyle karşı karşıya kalmıştır.

Mevcut Anayasamız, 1960 darbesiyle ilk şekli verilen, 1980 darbesinin ardından da yeniden yoğrularak milletimizin önüne konan bir metindir. Darbenin üzerinden silindir gibi geçtiği, terörden bezmiş, ekonomik sıkıntıların altında ezilmiş bir halka silahların gölgesinde onaylatılan bu Anayasa, lafzı ve ruhuyla arkasındaki vesayetçi güçlerin eseridir.

İki asırlık Anayasa geçmişimize baktığımızda aşağı yukarı her çeyrek asırda yeni bir Anayasa’yla karşılaşıyoruz. 1982 yılında kabul edilen mevcut anayasamızın üzerinden 29 yıl geçti. Yani bu Anayasa, tarihi periyodu içinde de artık geçerliliğini kaybetmiştir. Üstelik bu süre zarfında, Anayasanın neredeyse değişmeyen maddesi kalmadığı halde, yine de ortaya ülkedeki herkesi kucaklayacak bir metin çıkmadı. Esasen, dünyaya baktığımızda da Anayasaların daha sık değişiğini görüyoruz. Anayasaları uzun yıllar boyunca değişmeyen ülkeler ise, bu istikrarı, nispeten soyut ve sade metinlere sahip olmalarına borçludur.

Türkiye’nin yeni ve sivil bir Anayasa’yı tartışması, hem kendi tarihimizin, hem de gelişen ve değişen dünya şartlarının kaçınılmaz bir gereğidir. Nitekim, yeni ve sivil Anayasa teklifimiz, fikri temeli olmadığı için dikkate almayı gerektirmeyen kimi sığ itirazlar dışında, her kesimde olumlu yankı bulmuştur.

Peki, biz nasıl bir yeni Anayasa istiyoruz? Bizim baktığımız yerden, bu sorunun tek bir cevabı vardır: Milletimiz nasıl bir Anayasayla yönetilmek istiyorsa, biz de işte öyle bir Anayasa istiyoruz. Dolayasıyla; bu yeni Anayasanın ruhunda millet, yani insan olmalıdır. Bu yeni Anayasanın merkezinde insanın huzuru, refahı, mutluluğu yer almalıdır. Bu yeni Anayasanın özü, tüm değerleriyle, farklılıklarıyla, zenginlikleriyle, hayalleriyle 84 milyon vatandaşımızın tamamını içermelidir. Bu yeni Anayasanın temelinde, ülkemizin gücü, güvenliği, istikrarı, kazanımları ve elbette hedefleri bulunmalıdır. Bu yeni Anayasa, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diye ifade ettiğimiz kadim devlet anlayışımızla inşa edilmelidir. Bu yeni Anayasa, ilhamını ihtişamlı geçmişimizden alan, yönü Türkiye’nin geleceğine dönük, toplumun birlikte yaşama ve geleceğini birlikte kurma iradesinin ürünü asırlık bir sözleşme, bir vizyon belgesi olmalıdır.

Bu yeni Anayasa, üstat Cemil Meriç’in söylediği gibi, “muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayan bir köprü” kurmalıdır. Velhasıl yeni Anayasa, darbecilerin, vesayetin, şu veya bu dengenin değil, doğrudan milletin Anayasası olmalıdır.

Elbette ütopik veya bürokratik değil, millet mahreçli yeni bir Anayasa hazırlamak kolay değildir. Daha önce bu çerçevede çeşitli girişimlerimiz oldu. Maalesef, siyasi iklim yeteri kadar uygun olmadığı için, bu çalışmalarımız hep yarım kaldı. Buna rağmen 2011’deki Anayasa tecrübesinin ülkemize önemli kazanımlar sağladığını düşünüyoruz. Türkiye’nin bugün, yeni bir Anayasa için, hiç olmadığı kadar hazır olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde, AK Parti Genel Merkezi’nde, akademi dünyasında, çeşitli sivil toplum kuruluşları nezdinde yürüyen, hepsini de yakından takip ettiğimiz çalışmalar var. Aynı şekilde diğer partilerin ve ilgili kuruluşların da benzer hazırlıkları olduğunu biliyoruz.

Bunlar, önce ilkeler, sonra somut metinler düzeyinde belirli bir olgunluğa geldiğinde bir araya getirilecek ve milletimizin gözü önünde tartışmaya açılacaktır. Bir başka ifadeyle, yeni Anayasa, açık ve şeffaf bir sürecin ürünü olarak hazırlanacaktır. Yeni Anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz. Mümkün olan en geniş mutabakatla ortaya çıkacak yeni Anayasa metni de mutlaka milletin onayına sunulacaktır.

Buradan, siyasi partiler başta olmak üzere, yeni Anayasa konusunda sorumluluk üstlenecek herkese çağrıda bulunuyorum. Gelin; ideolojik, zümrevi ve kişisel tüm bagajlarımızı, duvarlarımızı, şerhlerimizi bir kenara bırakarak, Türkiye’yi en az bir asır boyunca taşıyacak lafza ve ruha sahip yeni bir Anayasa’ya kavuşturalım. Biz buna varız ve hazırız. Yeni Anayasa sürecinin ülkemize ve milletimize şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum.

'AYAKTA KALIŞIMIZIN EN ÖNEMLİ SIRRI AİLE YAPIMIZ'

Üzerinde önemle durmak istediğim ikinci husus, önümüzdeki dönemde politikalarımızın lokomotifi olacak aile, eğitim ve kültür başlığıdır. İnsanı insan yapan, fıtrat itibariyle her ikisi de daima gelişmeye açık olan kalbi ve aklıdır. Kalbimizi aile, aklımızı eğitim, her ikisi birlikte kültürümüzü şekillendirir. Umran dediğimiz tarihi gerçeklik, medeniyet dediğimiz büyük tasavvur ise işte bu iklimden beslenerek ortaya çıkar ve gelişir.

Aile değerleri zayıflamış veya ortadan kalkmış toplumların sadece medeniyetin maddi unsurlarıyla varlığını idame ettirmesi mümkün değildir. Nitekim, bugün Batı toplumu, sahip olduğu maddi imkanların ve bununla ayakta tuttuğu eğitim ve kültür gücünün büyüklüğüne rağmen, aile müessesesinde yaşanan çöküş sebebiyle, ciddi bir gelecek korkusu, hatta krizi içindedir.

Milletimizin, asırlardır maruz kaldığı onca saldırıya rağmen ayakta kalışının en önemli sırrı ise aile yapımızın mukavemetidir. Şartlar ne olursa olsun, birlik, beraberlik, dayanışma içinde olan aile fertleri, sosyal ve ekonomik her türlü sıkıntının üstesinden gelmeyi başarmıştır. Şehirleşmenin artması, çalışma biçimlerinin değişmesi, eğitim seviyesinin yükselmesi, hayat şartlarının karmaşıklaşması gibi sebeplerle, geniş aileden çekirdek aileye doğru bir geçiş yaşadık. Buna rağmen, aile müessesimizi korumayı başardık.

Televizyon ve internetin yaygınlaşmasıyla, insanımızı çekirdek aileden bireye doğru yönlendiren bir kültür iklimi etrafımızı kuşatmaya başladı. Gözü ve gönlü kapalı bir taklitçiliğin kadim medeniyet birikimimizin yerini alarak, kendi değerlerimiz içinde yenilikçiliğin önünü kesmesi tehlikesini en somut olarak ailede görüyoruz. Öyle ki, evlilik yaşları zaten 30’lara dayanan gençlerimiz arasında hiç evlenmeyenlerin sayısı da artıyor. Bir veya en fazla iki çocuklu aile yapısı giderek yaygınlaşıyor. Ebeveynlerin her ikisinin de çalıştığı ailelerde, şayet yakında ikamet eden bir aile büyüğü yoksa, çocuklar evdeki veya kreşteki bakıcılar tarafından yetiştiriliyor. Sadece ve sadece aile içinde kazanılabilecek değerlerin, ücreti mukabili alınan hizmetler yoluyla ikame edilemeyeceği açıktır.

Okullarda ise hem eğitim, hem öğretim kısmında ciddi eksikler, ciddi boşluklar olduğunu görüyoruz. Aklı ve kalbi rehber edinmek yerine, sadece nefis ve zekâ üzerine kurulu bilginin çocuklarımıza aktarıldığı bir eğitim sistemi bizi, haktan, hakkaniyetten, irfandan, hikmetten uzaklaştırıyor. Daha açık bir ifadeyle; yeni nesiller, binlerce yıllık varlığımızın teminatı olan aile ortamından, aileden tevarüs edilen değerlerden ve nihayet mektepte biçimlenen şahsiyetten mahrum bir şekilde yetişiyor. Bu tablo bize, yatırımlarımızı kalbe ve akla, yani aileye, eğitim ve kültüre yapmamız gerektiğine işaret ediyor.

Medeniyet nöbetini devralacaksak, işe önce buradan başlamamız gerekiyor. Elbette dünyadaki teknolojik, siyasi, sosyal, kültürel gelişmelere sırtımızı dönecek kadar hakikatlerden kopuk değiliz, asla da olamayız. Bizim söylediğimiz; insanı nesne değil, kalbi ve aklıyla özne olarak ele alan kadim medeniyet değerlerimizi, ilhamını geçmişimizden alan yenilikçi bir anlayışla yükseltmemiz, yüceltmemiz gerektiğidir.

Taklit eden değil üreten, özenen değil özenilen, hevâyı değil fıtratı önceleyen, vakte teslim olan değil yönünü geleceğe dönen, maziden atiye köprüler kuran nesiller yetiştirmek için önce aileyi sağlama alacağız. Türkiye’nin 2053 vizyonunun hamurunu, diğer her şeyin bunların arkasından geldiği bilinciyle aile, eğitim ve kültürle yoğuracağız.

YENİ MKYK VE MYK ÜYELERİ BELİRLENDİ

Evrensel'de yer alan habere göre, kongrenin ardından 75 kişilik yeni Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri belli oldu.

Kongrede tüzük değişikliğiyle 50 olan MKYK üyesi 75'e çıkarılırken, genel başkan vekilliği sayısı da 2'ye yükseldi. Yeni MKYK'de eski milletvekillerine ağırlık verilirken, 75 kişilik listenin 19'u kadın üyelerden oluştu.

MKYK listesinde AKP yönetimine geri döneceği iddiaları dillendirilen eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak yer almadı.

Ayrıca İYİ Parti'den istifa edip AKP'ye katılan Tuba Vural Çokal listeye giren yeni isimlerden olurken Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal ise MKYK listesinde yer almadı.

AKP'nin yeni genel başkan vekilleri Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş oldu.

"AK Parti, FETÖ'yle kol kola girdiyse bunu farklı darbecileri tasfiye etmek için yaptı" diyen ve sonrasında istifa ettirilen Emre Cemil Ayvalı da MKYK yedek listesinde yer aldı.

MKYK listesinde yer alan asil üyeler şöyle:

1-Abdurrahim Fırat
2- Abdurrahman Kurt
3- Ahmet Büyükgümüş
4- Ahmet Gündoğdu
5- Ahmet Sami  Ceylan
6- Alaattin Parlak
7- Ali İhsan Yavuz
8- Ayhan Salman
9- Ayşe Böhürler
10- Bayram Şenocak
11- Behriye Eker
12- Bekir Bozdağ
13- Belgin Uygur
14- Binali Yıldırım
15- Burhan Kayatürk
16- Burhan Sakallı
17- Bülent Tüfenkçi
18- Büşra  Paker
19- Cem Şahin
20- Cüneyt Yüksel
21- Çiğdem  Karaaslan
22- Derya Yanık
23- Efkan Ala
24- Emine Zeybek
25- Emre Ete
26- Erkan Kandemir
27- Fatih Şahin
28- Fatma Aksal
29- Fatma Betül  Sayan Kaya
30- Fatma Güldemet Sarı
31- Hacı Bayram Türkoğlu
32- Haluk İpek
33- Hamza Dağ
34- Hasan Sert
35- Hayati Yazıcı
36- İbrahim Halil Yıldız
37- İsmail Cenk Dilberoğlu
38- İsa Sinan Göktaş
39- Jülide Sarıeroğlu
40- Leyla Şahin Usta
41- Lütfiye Selva Çam
42- Mehmet Ali Zengin
43- Mehmet Kasım Gülpınar
44- Mehmet Nil Hıdır
45- Mehmet Özhaseki
46- Menderes Türel
47- Metin Bulut
48- Metin Külünk
49- Metin Tarhan
50- Murat Baybatur
51- Mustafa Köse
52- Mustafa Şen
53- Mustafa Yel
54- Mücahit Birinci
55- Numan Kurtulmuş
56- Nurcan Dalbudak
57- Nurettin Canikli
58- Orhan Miroğlu
59- Ömer Çelik
60- Ömer İleri
61- Özlem Zengin
62- Öznur Çalık
63- Resul Kurt
64- Seda Sarıbaş
65- Sevan Sıvacıoğlu
66- Sevgi Yiğit
67- Sumru Altuğ
68- Sunay Karamık
69- Şamil Tayyar
70- Şaziye Gündüz
71- Şebnem Koçakelçi
72- Tahir Akyürek
73- Tuba Vural Çokal
74- Türk İslam Karakoç
75- Vedat Demiröz

Kongrenin ardından Erdoğan başkanlığında düzenlenen MKYK toplantısının ardından yeni MYK da açıklandı.

AKP MYK'da şu isimler yer alıyor:

AKP MERKEZ YÜRÜTME KURULU (MYK) 

Recep Tayyip Erdoğan - Genel Başkan 

Binali Yıldırım - Genel Başkanvekili 

Numan Kurtulmuş Genel Başkanvekili 

Hayati Yazıcı - Siyasi Ve Hukuki İşler Başkanı 

Erkan Kandemir - Teşkilat Başkanı 

Ali İhsan Yavuz - Seçim İşleri Başkanı 

Hamza Dağ - Tanıtım Ve Medya Başkanı 

Efkan Ala - Dış İlişkiler Başkanı 

Jülide Sarıeroğlu - Sosyal Politikalar 

Özlem Zengin - Halkla İlişkiler Ve Sivil Toplum Başkanı 

Mehmet Özhaseki - Yerel Yönetimler Başkanı 

Nurettin Canikli - Ekonomi İşleri Başkanı 

Vedat Demiröz - Mali ve İdari İşler Başkanı 

Mustafa Şen - Ar-Ge Ve Eğitim Başkanı 

Leyla Şahin Usta - İnsan Hakları Başkanı 

Ömer İleri - Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı 

Çiğdem Karaaslan - Çevre Şehir Ve Kültür Başkanı 

Fatih Şahin - Genel Sekreter 

Ömer Çelık - Parti Sözcüsü 

M. Naci Bostancı - TBMM Grup Başkanı 

 Mahir Ünal - TBMM Grup Başkanvekili 

Mustafa Elitaş - TBMM Grup Başkanvekili

Bülent Turan - TBMM GRUP BAŞKANVEKİLİ 

M. Emin Akbaşoğlu - TBMM Grup Başkanvekili

Cahit Özkan - TBMM Grup Başkanvekili

Ayşe Keşir - Kadın Kolları Başkanı 

Eyüp Kadir İnan - Gençlık Kolları Başkanı