AKP’nin övünç kaynağı: Bir aileye kapı kapı Covid testi aratan sağlık sistemi…

“15 Ekim’de ne açıklanacak göreceğiz ama hem iktidarın bugüne kadar salgını gizleme eğilimi, hem de aktaracağım hikayenin doğurduğu soru işaretleri, ne açıklanırsa açıklansın yine de asıl tablonun görülemeyeceği ve Bakan Koca’nın hangileri olduğu bilinmeyen “tedbir” açıklamalarına rağmen ülkede Covid-19’un yayılımının önünde hiçbir engel bulunmadığına işaret ediyor…”



13-10-2020 08:33

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

Covid-19 salgınında 7. ay geride kalırken, AKP’nin salgın yönetememe hali de toplumun büyük çoğunluğunda kabul görmeye başladı. Salgın sürecinin başlarında biraz da bilinmeyen yeni bir olgunun getirdiği şok, iktidarın salgın yönetimini “başarılı” bir şekilde sürdürdüğü illüzyonunu yarattı. Ancak sokağa çıkma yasaklarında bile neredeyse durmayan üretim, dünyada salgın merkezleriyle ulaşımın geç durdurulması, Covid-19 testlerinin ülkeye girişinin ilk “hasta” mıdır, “vaka” mıdır artık hangisiyse, tespit edildikten bir ay sonra olması gibi başlıklar bile iktidarın derdinin yurttaşların sağlığı değil, “pandemiyle mücadele” sosuna batırılmış bir ‘patron ekonomisi’ yönetimi olduğunu gösteriyordu.

Bu öncelik “normalleşme” sürecinin de belirleyicisi oldu. Hangi bilimsel gerekçeye dayandırıldığı bile açıklanmadan, turizmin şanı yürüsün diye “normalleşildi”. Salgın unutturuldu, bu arada vakalar da “hasta” oldu. Yaz mevsiminin sonuna doğru “normalleşme”nin faturası görülmeye başlayınca halk suçlanmaya başlandı, önlem için beş maske dağıtamayan iktidar, “önlem”i maskesizliğe ceza kesmekte buldu.

Bugün geldiğimiz noktada ise salgının gerçek boyutunu ölçmek bir yana, açıklanan boyutun bile bir yalandan ibaret olduğu ortaya çıktı. TTB başta olmak üzere, bilimsel çevrelerden gelen “gerçek vaka ve ölüm sayıları açıklanmıyor” uyarıları, bizzat Sağlık Bakanı tarafından da doğrulandı. Daha doğrusu itiraf edilmek zorunda kalındı da denilebilir. “’Vaka’ farklı, ‘hasta’ farklı, biz hasta açıklıyoruz.” diyen Bakan Koca, daha sonra “Tüm sayıları 15 Ekim’de açıklayacağız” diye konuştu.

Şimdi 15 Ekim’de ne açıklanacak göreceğiz ama hem iktidarın bugüne kadar salgını gizleme eğilimi, hem de aktaracağım hikayenin doğurduğu soru işaretleri, ne açıklanırsa açıklansın yine de asıl tablonun görülemeyeceği ve Bakan Koca’nın hangileri olduğu bilinmeyen “tedbir” açıklamalarına rağmen ülkede Covid-19’un yayılımının önünde hiçbir engel bulunmadığına işaret ediyor.

Bu hikayeleri son dönemde çokça duyuyoruz aslında. Çok uzattım, konuya gireyim…

KAPI KAPI TEST ARATAN SAĞLIK SİSTEMİ

İstanbul Esenler’de yaşayan bir üniversite öğrencisi bana ulaştı. 56 yaşında, daha önce gırtlak kanseri atlatmış, yakın dönemde de böbreğinden kitle alınan babasının geçen çarşamba günü yoğun bir boğaz ağrısı ve halsizlik yaşadığını söyledi. Kendisinin de bu süreçte şiddetli olmasa da boğaz ağrısı ile birlikte sırt ağrısı çektiğini, benzer şikayetlerin annesinde de olduğunu aktardı.

İlk bakışta bile garip olan bu hikayede asıl gariplikler de bundan sonra…

Aile, test yaptırmaya karar veriyor. Perşembe günü Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne giden aileye burada test yapılmadığı söyleniyor. Perşembe günü ise Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran aileye “belirtiler yetersiz” cevabı veriliyor. Sadece babaya iğne yapılıyor ve antibiyotik verilerek evine gönderiliyor.

Aile tüm bu hastane gidiş gelişlerini toplu ulaşımla yapmak zorunda kalıyor.

Devlet hastanelerinden ümidi kesen aile çareyi özel hastanelerde arıyor. Ancak başvurdukları hastaneden “elimizde test kiti bulunmuyor” cevabı alınıyor. Aile ısrarla arayışlara devam ediyor. Ve cumartesi günü özel hastaneye test kiti geldiği haberi veriliyor. Testler yapılıyor, babanın testi “pozitif”, anne ve çocuğun testi “negatif” çıkıyor. Test başı 80 lira ödeniyor. Aile eve dönüyor…

Daha sonra akraba ilişkileri üzerinden başka bir özel hastaneden gönderilen ekip aileye bir test daha yapıyor. Babanın testi yine “pozitif” çıkıyor. Anne ve çocuğun ikinci test sonucu, bu yazıyı yazdığım esnada henüz bilinmiyor…

AKLA GELEN SORULAR

Son dönemde buna benzer birçok hikayenin yaşandığını söylemiştik. Öyleyse Bakan Koca’nın “tüm rakamları açıklayacağız” diye işaret ettiği tarihin öncesinde şu sorular yanıt bekliyor:

1- Salgının ülkedeki başlangıcının üzerinden 7 ay geçmesine rağmen ulaşımı kolay sayılabilecek kent hastanelerinde neden test yapılmıyor?

2- Neler “hastalık belirtisi” sayılıyor? Bu belirtilerin şiddeti ölçü mü? Bu “belirti” konusu hala neden netliğe kavuşturulmuyor?

3- Test politikası sürecin başından itibaren tartışılıyor. 25 Ağustos’tan bu yana açıklanan günlük test sayısı 100 bin ve üzerinde seyrediyor. Vatandaş kapı kapı test ararken, bu kadar test kime yapılıyor?

4- Özel hastanelerde yapılan testler nereden alınıyor? Devlet kontrollü ise neden kamu hastanelerine dağıtılmıyor? Devlet, özel hastaneler üzerinden halka test mi satıyor? Bu testler, açıklanan rakamlara nasıl yansıyor?

5- Vatandaş teşhis için bile güç bela test bulurken, hastalığın ilerleyen sürecinde kontrol testleri nasıl yapılıyor?

6- Covid-19 şüphelisinin sağlık kuruluşuna ulaşımı bir süredir “Allah’a emanet” edilmiş durumda. Ancak test sonucu “pozitif” olduğunda bile izolasyon adına en ufak bir ulaşım desteği sağlanmıyor. Bu durum salgının yayılımı için direkt bir etken değil mi?

7- Bu aile kadar ısrarcı olamayan, benzer durumları yaşayan ancak test yaptırmadan hastalığı atlatan ya da hastalığa yenik düşen kaç kişi var?

SALGINDA KONTROL YOK

Perşembe günü ne açıklanır bilinmez ama açıklanacak şey her neyse, tam tablo yine önümüzde olmayacak gibi görünüyor. Çünkü yukarıda cevap bekleyen sorulara kamuoyundan gelen gayriresmi yanıtlar gösteriyor ki salgın kontrolden çıkmış daha da ötesi aslında hiçbir zaman kontrol altına alınamamış durumda. TTB’nin bugün açıkladığı rapora* bakılırsa, nisan ve eylül aylarında 350 bin vaka bildirilmedi…

Ya ölüm sayıları?

Varın, gerisini siz düşünün…