AKP Türkiyesi: 2019’da en az 1736 işçi hayatını kaybetti

İSİG Meclisi’nin 2019 yılı iş cinayetleri raporuna göre geçen yıl en az 1736 işçi yaşamını yitirdi. Patronların önlem almadığına vurgu yapan İSİG’den Onur Deniz, cinayetlerin önlenmesi için taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. 



11-01-2020 16:19

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2019 yılında meydana gelen iş cinayetlerine ilişkin hazırladığı raporu Kadıköy Süreyya Operası önünde açıkladı.

Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilli Musa Piroğlu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu Üyesi Kanber Saygılı, AKP’li Üsküdar Belediyesi tarafından gerekçesiz işten çıkarılan işçiler ve birçok emekçi katıldı. “Yaşamak ve yaşatmak için direneceğiz” başlığıyla hazırlanan raporu İSİG Meclis Üyesi ve avukat Onur Deniz yaptı. 

2019 yılında en az 1736 işçinin yaşamını yitirdiğini açıklayan Deniz, iş cinayetlerinin nedenlerini sıralayarak, devletin ve sermaye sahiplerinin iş cinayetlerinin önlenmesinde adım atmadıklarını söyledi. Önlem almanın aksine işçilerin çalışma koşullarının daha da kötüleştiğini, cüzi miktarda parayla önlenebilecek ölümlere davetiye çıkarıldığını belirten Deniz, “Birinci dertleri tabi ki daha fazla para kazanmak için İSİG önlemlerini almamak. Ancak bir de beka sorunları var. O da işçilerin işyerlerinde hiç ses çıkarmaması, örgütlenmemesi, söz ve karar haklarının olmaması, boyun eğmeleri ve tabi ki kapitalist sistemi sorgulayamamaları. Bu süreçte Soma, Torunlar, Ermenek, 3. Havalimanı gibi onlarca katliam yaşandı. Ancak Soma örneğinde görüldüğü gibi patronlar serbest işçi ailelerini savunan avukatlar tutuklu. Ya da 3. Havalimanı’ndaki gibi iş cinayetlerini protesto eden işçiler dayak yiyor, tutuklanıyor ve hala davaları devam ediyor” dedi. 

‘67 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ’

Rapora yansıyan rakamları paylaşan Deniz, şunları söyledi: “Yaşamını yitirenlerin 29’u 15 yaş altında olmak üzere 67’si çocuk işçi. Çoğunluğu Suriyeli ve Afganistanlı olmak üzere olmak üzere 112’si göçmen/mülteci işçi. 181 işçi İstanbul’da, 74 işçi İzmir’de, 72 işçi Antalya’da, 71 işçi Kocaeli’de; 66 işçi Bursa’da ve 56 işçi Ankara’da yaşamını yitirdi. İşçilerin 442’si tarım, 336’sı inşaat, 234’ü taşımacılık, 105’i belediye/genel işler, 104’ü ticaret/büro, 70’i metal, 63’ü madencilik ve 50’si enerji işkolunda çalışıyordu. Ölüm nedenlerinin 392’si trafik/servis kazası, 285’i ezilme/göçük, 259’u yüksekten düşme, 202’si kalp krizi/beyin kanamasıydı.”

TALEPLERİ SIRALADI

Neo-liberal ekonomi modelinin sermaye birikim stratejisinden dolayı işlere ölüm getirdiğini aktaran Deniz, acil olarak nitelendirdikleri taleplerini şöyle açıkladı:

“Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir.
 
- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmelidir...
 
- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri '24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor'. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır.”
 
‘İŞÇİLERİ ÖLÜME GÖNDEREN PATRONLAR YARGILANMIYOR’

Açıklamanın ardından söz alan DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı, ülkede yıllardır iş cinayetlerinin yaşandığına dikkat çekerek, “Patronlar hala işçi sağlığı ve iş güvenliği çözümünü sağlamıyor. İktidar patronların elini güçlendiren tavır takınıyor. İşçileri bile bile ölüme gönderen patronlar yargılanmandı” dedi. 

İşçi cinayetlerinin önlenmesi için örgütlü bir mücadelenin gerektiğinin altını çizen Saygılı, “Patron ve onu destekleyen hükümete karşı örgütlü bir mücadele yürütmeyiz” diye konuştu. 

‘BİZE DÜŞEN RAKAMLARA YAKINMAK DEĞİL’

HDP Milletvekili Musa Piroğlu da siyasal iktidarın ve patronların varoluşlarının sermaye birikiminden sağlandığını ve bunun iş cinayetlerine neden olduğunu aktardı. “Bize düşen bu rakamları yakınarak anlatmak değil mücadeleyi nasıl büyüteceğimizi tartışmak olmalı” diyen Piroğlu, “İktidar ve patronlar işçiye ölüm ve sefalet arasında bir hayat sunuyor. Kapitalist üretime karşı ya mücadele edeceğiz ya da ölümün bizi gelip bulmasını bekleyeceğiz” şeklinde konuştu.

‘PATRONLAR AZICIK KARLARINDAN VAZGEÇSİN’

AKP’li Üsküdar Belediyesi tarafından işten çıkarılan ve günlerdir işine geri dönmek direnen Ercan Yılmaz, geçen günlerde işten atılan ve ekonomik sebeplerle intihar eden arkadaşları Recep Kılıçarslan’ın anarak, “Ülkeyi yönetenler intihar eden arkadaşlarımızı iş cinayeti kapsamında kabul etmelidir. Patronlar karından azıcık vazgeçerse iş cinayetleri azalacak. Onlar işverenler biz ise işi yapanlarız. Gücümüzü ortaya koyarak, mücadele etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.