AKP Sözcüsü Çelik: Türkiye'nin darbe gündemi yok

Çelik, bir hafta önce MYK sonrasında yaptığı açıklamada, "'Bu iktidar seçimle ya da başka bir şekilde gidecek.' cümlesi. Bir iktidarı siyaset yaparak seçimle göndermek istemek her muhalefetin demokratik hakkıdır ama seçimle ya da başka yollarla gidecek demek bunun Türkiye tarihindeki anlamı bellidir. Bu millete karşı silah çekmenin, milletin iradesine karşı suikast girişiminde bulunmanın referansıdır" demişti.



12-05-2020 19:11

AKP Sözcüsü Çelik, MYK sonrası yaptığı açıklamada ‘darbe’ tartışmalarına değindi. Çelik, "Türkiye'nin bir darbe gündemi yoktur" dedi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Sözcü Çelik'in konuşmasından öne çıkanlar:

''Geçtiğimiz günlerde bir ülke yaşlı vatandaşlarını koronavirüs mücadelesinde koruyamadıkları ifade etti. Bizde ise durum salgın hastanelerimiz hızlı bir şekilde ilerliyoruz.”

DARBE ÇAĞRISI TARTIŞMASI

- “Anti demokratik açıklamalarda bulunanlara, darbe ifadesini kullanan kişilere parti yönetimlerinden destek geldi. Hükümet konuları konuşulmasın nedeniyle darbe konusu gündeme getirildi. Bu çirkin konunun gündeme gelmesi sonucu biz de demokratik namus dersi verdik. Türkiye'nin bir darbe gündemi yoktur. Türkiye'de demokrasi yerleşiktir.”

- “Ölümlerin hastalıklardan çok, yetersizliklerden ve bakımsızlıklardan kaynaklandığı tezinin aradan 1,5 asır geçti. Koronavirüs günlerinde aynı tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerindeki ölümlere baktığımızda aradan 1,5 asır geçtikten sonra bu tespiti haklı kılacak şekilde gerek müdahale, yoğun bakım altyapısındaki hazırlıksızların büyük oranda yer tuttuğunu görüyoruz. Yaşlı insanların bakımevlerinde içinde bulunduğu durum Avrupa'da son derece dramatik bir durum gösteriyor. G-20 pozisyonunda olan devletlerin insan odaklı sağlık politikasından ne kadar uzak oldukları ve yetersiz oldukları görüldü.”

- “Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçen şehir hastaneleri başta olmak üzere iktidarımızın ilk günden bu yana sağlık alanında gerçekleştirilen devrimler, güçlü altyapı, hastalara müdahale, hastaların misafir edildiği ortamlar, yoğun bakım açısından ne kadar hazırlıklı olduğumuzu göstermektedir.”

- “Bütün sağlık personelimize minnettarız. Hemşirelerimizin gününü kutluyoruz. Bu salgın günlerinde bir kere daha milletimizin takdirini kazanmıştır. Evine gidemeyen hemşirelerimiz var, çocukları, ailesi hastalanmasın diye. Bir kez daha sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz.”

- “Koronavirüs hayatla ilgili, ekonomi, politikalarla ilgili kabulleri altüst edeceği gözüküyor. Neoliberal küreselleşmenin bundan sonra nasıl bir şekil alacağı, daha insana dayalı bir küreselleşmenin nasıl olacağı tartışmalar büyük bir ivme ile güçleniyor. Küresel adalet ve sağlık güçleniyor. DSÖ Başkanı bir aşı bulunduğu zaman bunun herkese eşit dağıtılacağı önemli konulardan biri olacak.”

- “Bu hafta yalan doruk noktasına ulaşmış durumda. Hükümet meseleleri konuşmasın diye darbe tartışması açıyor diye bir yalan ortaya kondu. Bu konuları çirkin bir şekilde gündeme getirilmesine ilişkin olarak milli iradeyi hatırlatan cevaplar verdik. Esasında üç paragraflık memleket meselesiyle ilgili öneri getiremeyenler beş dakikalık bir konuşmayı dolduramayanlar partimizi hükümetimizi bununla suçluyorlar.”

- “Sürekli olarak bu tartışmayı açarak Türkiye'de olmayan bir gündemi gündem haline getirmeye çalışıyorlar. Çok uzun zamandır, aylardır aynı dalga kendisini Meclis'e saldırı, hükümete saldırı, rejim tartışması açıyor. TSK'ya iftira atma yaklaşımı söz konusu. Sürekli darbeciliği gündeme getirerek, şu anda Suriye'de büyük misyon icra eden, Libya, Akdeniz'de haklarımızı koruyan, terörle mücadeleye katkı veren TSK'ya atılan iftiradır bunlar.”

- “Türkiye'nin bir darbe gündemi yoktur, herkesin bildiği siyasi odağın iflah olmaz bir darbecilik gündemi vardır. Türkiye'de demokrasi yerleşiktir, hükümet işin başındadır. Bütün kurullar anayasal çerçeve içinde görevlerini icra etmektedirler. Bize hem darbecilik tartışması açan arkasından 'darbeye karşı tedbir al' diyenlere söyleyeceğimiz tek şey, bu iflah olmaz zihniyetin nasıl iflah edileceği, nasıl sağlıklı hale getirileceğiz, maalesef uzmanlık alanımızın dışında bir konu.”

- “Aynı zihniyet tutmuş Gençlik Bakanlığı'nın gençlere dağıttığı kitaplara kafaya katmış. Türkiye'nin büyük şairi ve mütefekkiri Sezai Karakoç'un eserlerini neden dağıtıyorlar diye kafaya takmışlar. Biz bundan büyük gurur duyuyoruz. Herhangi bir kitaptan herhangi bir cümleyi çekerek yargılamaya kalktığınızda dünyada hiçbir mütefekkiri savunamazsınız. Esas olarak bütüncüllükle bakıp, gelecekle ilgili kurdukları bağ bakımından neler söylediğine bakılmalıdır.”

- “CHP içinden birilerinin Sezai Karakoç'u hedef almasını anlıyoruz. Çünkü başka bir şeye mecalleri yok. Biz bakanlığımızın Türkiye'nin ve insanlığın büyük değeri Sezai Karakoç'un gençlere ulaştırılmasından büyük gurur duyuyoruz. İnşallah gençlerimiz bunu yudum yudum okurlar, zihinlerine, gönüllerine nakşederler ve hayatlarında sürekli bu değerleri taşırlar.”

- “İtalyan basınında çok yankılandı, Avrupa basınında çok yankılandı. Kenya'ya yardım gönüllüsü olarak giden genç kız iki yıldır rehin tutuluyordu. MİT kendi istihbarat kapasitesiyle olaya dahil oldu ve genç kızın kurtarılmasında temel bir rol oynadı. Buradan İtalya ile dayanışma içerisinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Dünyanın her yerindeki insani misyonlarımızı yerine getirmenin gururuyla MİT Başkanı'na tebriklerimizi iletiyoruz.”

- “Darbeci Hafter Trablus'a saldırmaya devam ediyor. Artık soykırım ve insanlık suçu haline gelmeye başladı. 9 Mayıs'ta atılan roketler Trablus elçiliğimizin yakın yerine düştü. Bunu çok güçlü bir şekilde kınadık. BM yetkilisi açık bir şekilde bunun sivillere karşı işlenen suçların insanlığa karşı işlenmiş suç olarak değerlendirilmesini istedi. 15'ten fazla kişinin hayatının kaybettiği, 50'den fazla kişinin yaralandığı ifade ediliyor.”

- “Sarrac bu saldırılar karşısındaki cılız kınamaların insanlık suçlarına göz yummak anlamına geldiğini ifade etti. Hafter savaş suçu işlemektedir bize göre. Devletlerin savaş suçları işleyen kişiye nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa o şekilde muamele edilmesi esastır.”

- “Elçiliğimizin yakınına düşen roket bizim açımızdan asla kabul edilemez. Oradaki misyonumuz, insanımız hedef olursa Hafter güçlerini bundan sonra bizim için meşru hedef olabileceğini açık bir şekilde söylüyoruz. Suriye'deki İdlib'deki gelişmeleri yakından izliyoruz.”

- “Burada kalıcı ateşkesin sağlanmasını arzu ediyor ve yakından takip ediyoruz. Bundan sonrasındaki istikrarın sağlanması kalıcı ateşkesin sağlanmasıyla ilgilidir. Suriye'de anayasa çalışmaları devam edecekse İdlib'de kalıcı ateşkesin sağlanması en büyük katkı ve enerjiyi verecektir.”

- “Batı Şeria'da Efrat bölgesine ilave konutlar yapılacağını söylendi. Bu yasadışı yerleşim birimlerini arttırma yaklaşımına karşı fiili ve sonuç alıcı tepkiler verilmesi için çağrı yapıyoruz. İsrail'in yaptığı iki devletli çözümü imkansız hale getirmektir. İnsanlığın koronavirüs gibi salgınla mücadele ettiği günlerde bu saldırganlığın küstahça devam etmesi karşısında pratik sonuçları olan adımların atılması gerektiğini tekrar belirtiyoruz.”

- “Geldiğimiz noktada salgını kontrol altına alma eğilimini görmüş bulunuyoruz. Bu noktanın bir rehavet oluşturmaması lazım. Tedbirlere uymaya devam etmemiz lazım. Maalesef televizyonlardaki haberlerde sosyal mesafe kuralına uymayan, maske kullanmayan vatandaşlarımızı görüyoruz. Şunu unutmayalım bu mesele geçmiş değil. Dikkat etmemiz gereken şey tedbirlere ne kadar uyarsak, sosyal mesafeye ne kadar uyarsak, maske takma kurallarını ihlal etmezsek daha güçlü normalleşmeye geleceğiz.”

5 MAYIS’TA NE DEMİŞTİ?

Sözcü Ömer Çelik, 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada ise şunları söylemişti:

"Örneğin şöyle bir cümleyi Türkiye'deki siyasi tarihin idrakine sahip, Türkiye'deki yaşanmış, ödenmiş bedellerin vicdanına sahip hiç kimsenin kurmaması gerekir: 'Bu iktidar seçimle ya da başka bir şekilde gidecek.' cümlesi. Bir iktidarı siyaset yaparak seçimle göndermek istemek her muhalefetin demokratik hakkıdır ama seçimle ya da başka yollarla gidecek demek bunun Türkiye tarihindeki anlamı bellidir. Bu millete karşı silah çekmenin, milletin iradesine karşı suikast girişiminde bulunmanın referansıdır. Maalesef bugün bunun halen bu cüretle yapılıyor oluşu esasında demokrasimizi ve biricik Cumhuriyet'imizi, Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak konusunda ne kadar teyakkuzda olmamız gerektiğini bize bir kere daha söylemektedir."