AKP Sözcüsü Çelik: Mansur Yavaş'ı şikayet eden kişiyi tanımıyoruz

AKP’li Çelik, CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mansur Yavaş'a yöneltilen 'sahte senetle tahsilat yapmaya kalkışmak' suçlamasını yapan kişiyle ilgili, "Biz bu kişiyi tanımıyoruz. Bu kişi hakkında bilgi sahibi değiliz" dedi.



13-03-2019 13:00

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin genel merkez binasında bir basın açıklaması düzenledi. Çelik, burada CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mansur Yavaş'a yöneltilen 'sahte senetle tahsilat yapmaya kalkışmak' suçlamasını yorumladı.

Yavaş'ın konuya dair açıklamalarını 'yeterli bulmadıklarını' ifade eden Çelik, "Bu yaptığı basın toplantısını neden üç ay önce yapmadı. Bu haberler yeni değil, ilk haber 11 Aralık'ta yayınlanmış. "Susarken bizim açıklamamızın ardından açıklama yaptılar. Bazı yalan ifadeler var. Birkaç gün sustuklarını söylüyorlar, bu birkaç aylık mesele” dedi.

‘SAYGIDEĞER’ GİBİ BİR İFADEM OLMADI’

Çelik, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Oradaki beyanlarda bizim, kendilerinin ihtilaflı olduğu kişiyle ilgili tarafgir olduğumuzu söylüyor. Benim 'saygıdeğer' gibi bir ifadem olmadı. Biz bu kişiyi tanımıyoruz. Bu kişi hakkında bilgi sahibi değiliz. Biz hakim değiliz, savcı değiliz.

Biz bu meselede taraf değiliz. Bizim gündeme getirdiğimiz mesele Ankaralı seçmenin hak ettiği temiz siyaset talebi konusunda Mansur Yavaş'ın niçin cevap vermediği, CHP yönetiminin neden sustuğudur. Bu kişinin nasıl biri olduğu kendisiyle dostluk yapan Mansur Yavaş'tır.

'MANSUR YAVAŞ GİBİ BİR MESELEMİZ YOK'

Bu kürsü, Türkiye'de sivil siyasetin gelişmesi için kurulan bir kürsüdür. İftira arıyorlarsa kendilerinin içinde bulundukları atmosfer içindeki siyasi ilişkilerine bakması gereken bir durumdur. Bu rakipler meselesi değildir. Kendisine güvenen bir siyasetçi bu sorulara cevap verebilir. AK Parti bir dünya markasıdır. AK Parti'nin Mansur Yavaş gibi bir meselesi yoktur. Bu CHP'nin meselesidir. Bu gerçeklerin kamuoyuna duyurulması her siyasi partinin görevidir. Mansur Yavaş meselesi bizim meselemiz değildir.

'İFTİRA YOK'

Sahte bir senetle alacak takibi yapmıştır, Yargıtay'da bu kesinleşmiştir. Ortada iftira yoktur. Mesele Mansur Yavaş'ın bunu nasıl izah ettiğidir. Bu iş birkaç günlük mesele değil. Bu haberlerin çıkması 11 Aralık 2018 tarihli. 3 günden değil, 3 aydan bahsediyoruz. Bu zamana kadar niçin tekziple idare etti de, dünkü basın toplantısını adaylığı açıklanmadan yapmadı?

İftira, tezgah gibi bir takım manipülasyonlar bizim kapımızdan içeri giremez. Bu konuda daha deneyim sahibi olanlar var. Etrafına bakmasında fayda var. Bu mahkeme kararıyla sabit. Biz hayal mahsulü bir durumdan bahsetmiyoruz. Rakibinin, mal beyanında bulunduğu için bunun geldiğini söylüyor. Temel bilgi eksikleri var. Biz bunun CHP adaylarında olmasından bıktık. Bunları düzeltmekten yorulduk. Bizim belediye başkan adayımız 1994'ten beri kamu görevi yapmaktadır. Birçok defa mal beyanında bulunmuştur. Kendisine, adresine göndereceğiz.

'DAVAYI HEYECANLA BEKLİYORUZ'

Bu konuların mahkemede de görüşülmesi, kamuoyunun önünde daha açık ve net bir şekilde konuşulması için dava açma sözünden sakın geri adım atmasın. Bu davayı heyecanla beklediğimizi ifade etmek isterim."

YAVAŞ NE DEMİŞTİ?

Mansur Yavaş, kendisine yöneltilen 'sahte senetle 600 bin doları icra yoluyla tahsil etmeye çalışmak' suçlamasıyla ilgili dün düzenlediği basın toplantısında şunları söylemişti:

"Bu sahte senedi bana bilerek verdiği için 4 sene hapis cezasıyla cezalandırılıyor. Şantaj da var dosyada. 'Eğer icraya verirsen şöyle yaparım' gibisinden dosyada belgeler de var. Ayrıca benimle yaptığı tüm görüşmeleri gizlice kaydetmiş. Bunlardan toplamda 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Sayın Ömer Çelik bu şahıs için 'saygın bir iş adamı' diyor ya, bu şahıs hukuk fakültesinden ayrılmış zamanında ve afla da geri dönüyor. Staj yaparken okul, ÖSYM'den gelen belgesi sahte bir şekilde 100 puan artırarak Gazi Üniversitesi'nde geçiş yaptığını ortaya çıkarıyor. Bunun da mahkeme kararı hepinizin önünüzdedir. Dosyaya intikal eden belgelerden anlaşılıyor ki bu 'saygın' iş adamı çocuk istismarından yargılanıyor."

Siyasi tarihimizin en ahlaksızca yürütülen kampanyanın özeti şudur: Rakibimizin can simidi gibi sarıldığı bu şahıs 'resmi evrakta sahtecilik' ve 'şantaj' suçlarından hapis cezası almış bir suçludur. Bu şahıs avukatlığını yaptığım şirketin şahsıma yapmak istediği ödemeyi alıp kaçmış daha önceden şahsıma bırakmış olduğu senedi icraya vermemiz sonucunda bu şahsın senetteki imzasının sahte olduğu ortaya çıkmıştır. Yani burada asıl mağdur benim. Yargıtay'ın hakkımda onayladığı herhangi bir ceza davası, ceza kararı yoktur. Avukatlığını yaptığım şirketin bu konuda herhangi bir itirazı olmayıp, bu sahteci şahıs hakkında şirketi dolandırdığından dolayı onlar da suç duyurusunda bulunmuşlardır. Bir suçun mağdurunu suçlu ilan etmek hangi çirkef zihniyetin ürünüdür? Nasıl başarıyorlar bunu?"